Ara Güler’in Bilinmeyen Arşivi: "Cannes!" Sergisiyle Festivalin Perde Arkası

Ara Güler Müzesi’ndeki "Cannes!" sergisi, Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nden kareleriyle kırmızı halının ötesinde, yıldızlar kadar o anların etrafındaki gerçek atmosferi de görünür kılıyor.

Berrak Zeynep Yılmaz BERRAK ZEYNEP YILMAZ 27 Nisan 2026
Ara Güler’in Bilinmeyen Arşivi: "Cannes!" Sergisiyle Festivalin Perde Arkası Berrak Zeynep Yılmaz

Fotoğraflar: Ara Güler


Ara Güler Müzesi, Robert Capa’nın “Gerçek En İyi Fotoğraftır” sergisinin ardından bu kez odağını doğrudan Ara Güler’in kendi arşivine çeviriyor. "Cannes!" başlıklı yeni sergi, yakından tanıdığımız bir ismin pek bilinmeyen bir yanına odaklanıyor.

Cannes, 1967

Ara Güler denince akla çoğu zaman İstanbul sokakları, Boğaz hattı, etkileyici yüzler geliyor. Fakat bu sergi o görsel hafızayı kısa süreliğine askıya alıyor ve Güler’in daha az bilinen bir yönünü öne çıkarıyor. Cannes Film Festivali’nde çektiği fotoğraflardan oluşan seçki, sinemanın ve şöhretin kesiştiği bir alana odaklanıyor.

Monaco Prensi III. Rainier ve Prenses Grace Kelly, 1958

Aslında bu yön, düşündüğünüz kadar şaşırtıcı değil. Ara Güler yalnızca bir foto muhabiri değil, sinemaya güçlü bir ilgisi olan, o dünyayı yakından takip eden bir isim. Cannes’a gitmesi de bu yüzden kariyerinde doğal bir an gibi duruyor. 1957’de festivale ilk kez gidiyor, sonrasında düzenli olarak katılıyor. Çektiği foto-röportajlar dönemin yayınlarında yer bulurken, kurduğu ilişkiler ve yaptığı sohbetler sinemayla bağını derinleştiriyor. Cannes, onun için bir görevden çok bir temas alanı olmuş.

Sergideki fotoğraflarda bu yakınlığın izlerini görebilirsiniz. Brigitte Bardot, Sophia Loren, Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut gibi isimleri kadrajına almış. Ancak serginin asıl gücü, bu figürleri nasıl gördüğünde. Yıldızlar kadar onları izleyenler, fotoğrafçılar, bekleyenler ve o anın etrafında şekillenen kalabalıklar da hikayenin parçası.

Sophia Loren, 1959

1950’lerin sonu ve 60’lar Cannes’ın bugünkü kimliğinin kurulduğu yıllar. La Croisette boyunca uzanan sahil hattı; otelleri, plajları ve kalabalığıyla bu dünyanın sahnesini oluşturuyor. Fotoğraflar, kırmızı halının ışıltısını olduğu kadar onun hemen dışındaki gündelik akışı da görünür kılıyor.

Cannes

Sergi üç bölümde ilerliyor: “Sahne”, Cannes’ı bir film seti gibi ele alırken, “Festival”, gösterimler ve basın anlarına odaklanıyor. “Kutlama” ise geceye, partilere ve davetlere açılıyor. Bu yapı, festivalin ritmini katman katman okumayı mümkün kılıyor.

Betta St. John, June Laverick ve Anne Heywood, 1957

Fotoğraflara gazete kupürleri, kontak baskılar, basın kartları ve filmler eşlik ediyor. Tüm bu materyaller, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin uzun soluklu çalışmalarıyla bir araya gelmiş ve yalnızca bir dönemi değil, bir üretim pratiğini de görünür kılıyor.

Ziyaret ederseniz ve denk gelirseniz, sergiyi arşiv ekibinden Temel Bey’in anlatımıyla gezme ayrıcalığını yakalayabilirsiniz umarım.


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Nisan 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Nisan 2026 Sayısı Çıktı!

Büşra Develi, ELLE Türkiye Nisan sayısı kapağımızla karşınızda! Başarılı oyuncuya, doğadan ilham alan zarif tasarımlarıyla Cartier eşlik ederken baharı tüm formlarıyla müjdeliyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.