Kapak Fotoğrafı: Bru Eyewear
Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Bir yandan bilgisayardaki işi tamamlıyor, bir yandan gelen mesajları yanıtlıyor, arada sosyal medyaya göz atıyorsunuz. Günün sonunda pek çok şeye yetişmiş gibi hissetseniz de okuduğunuz yazının ayrıntıları, dinlediğiniz konuşmanın devamı ya da biraz önce aklınızdan geçen fikir yerinde olmayabiliyor. Ardından o tanıdık cümle geliyor: “Son zamanlarda çok unutkan oldum.” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital yaşamla ilişkilendirilen bu deneyimlerin bir bölümünde dikkat sorunlarının rol oynayabildiğine işaret ediyor. Bazen mesele, bir bilgiyi sonradan hatırlayamamaktan önce, ona ilk anda yeterince odaklanamamak olabiliyor.
Her Unutkanlığın Adı “Dijital Demans” Değil
Dijital alışkanlıkların zihinsel becerilerle ilişkisini anlatırken kullanılan “dijital demans” ifadesi oldukça çarpıcı. Ancak Tarhan’ın özellikle vurguladığı bir ayrım var: Bu ifade tıbbi bir tanı değil ve klinik demansla aynı anlama gelmiyor. Dolayısıyla telefonunuza bakarken bir işi unutmanızdan yola çıkarak kendinize böyle bir etiket koymanız doğru değil. Tarhan, bazı unutkanlık yakınmalarını şöyle açıklıyor: “Kişi odaklanma zorluğu yaşadığı zaman bunu unutkanlık zannediyor. Halbuki beyin odaklanıp bilgiyi kaydetmiyor.” Bu bakış, gündelik bir soruyu da beraberinde getiriyor: Hatırlamaya çalıştığınız şeyi ilk seferinde ne kadar dikkatle dinlediniz ya da okudunuz?
Aynı Anda Her Şeye Yetişmenin Bedeli
“Multitasking”, yani aynı anda birden fazla işle ilgilenmek, yoğun günlerin becerisi gibi sunuluyor. E-postalar açıkken toplantıya katılmak, bir metni okurken mesajlaşmak, bir şey izlerken sosyal medya akışını takip etmek… Dikkati tek bir yerde tutmak giderek daha fazla çaba istiyor. Tarhan’a göre bu alışkanlık, bilgiyi derinlemesine öğrenmeyi zorlaştırabiliyor. Pek çok içerikle karşılaşmak, her birini anlamak ve aralarında bağlantı kurmakla aynı şey değil. Bir yazıyı bitirmiş olmakla o yazının ne söylediği üzerine düşünmek arasında fark var. Üstelik gün boyunca zihnimizi meşgul eden içeriklerin sayısı arttıkça, onlara gerçekten zaman ayırdığımızı sanmak da kolaylaşıyor.
Telefonunuz Hatırlıyor, Peki Ya Siz?
Randevular takvimde, adresler haritada, okunacaklar kaydedilenlerde. Dijital araçların hayatı kolaylaştırdığı tartışmasız. Tarhan, bu araçları bir “yedek bellek” gibi kullanmanın, bilgiyi öğrenmek yerine ona nereden ulaşacağımızı hatırlamayı öne çıkarabildiğini söylüyor. Burada düşünmeye değer nokta, her telefon numarasını ezberlemek değil; karşılaştığımız bilgiyle nasıl ilişki kurduğumuz. Kaydettiğimiz bir yazıya dönüyor muyuz? Okuduğumuz bir fikri kendi cümlelerimizle anlatabiliyor muyuz? Yoksa “sonra bakarım” klasörü giderek büyürken içerikle temasımız kaydet tuşunda mı bitiyor? Tarhan, öğrenme sürecinde anlamanın, yorumlamanın ve anlatmanın önemini vurguluyor. Bir bilgiyi bulduktan sonra ona kendi düşüncemizi katmak, dijital kolaylıkların arasında koruyabileceğimiz değerli bir alışkanlık.
Dikkatinize Biraz Boşluk Açın
Tarhan’ın önerileri arasında, ailece kararlaştırılan ekransız zamanlar ve uyku öncesinde telefon kullanımına ara vermek bulunuyor. Birlikte kitap okumak gibi ortak etkinliklerin de bu zamanın parçası olabileceğini belirtiyor. Dijital yaşamla ilişkimizi gözden geçirmek için büyük bir kopuş ilan etmek gerekmiyor. Bir yazıyı başka sekmelere geçmeden okumak, bir sohbet sırasında telefonu masadan kaldırmak ya da tek bir işe kesintisiz zaman ayırmak, başlangıç için düşünülebilecek küçük değişiklikler. Her boşluğu yeni bir içerikle doldurmadığımızda, okuduklarımız ve düşündüklerimiz için de biraz yer açılabilir. Belki şu sıralar ihtiyacımız olan, daha fazlasını takip etmekten önce, ilgimizi verdiğimiz şeyle biraz daha uzun kalabilmektir.