ONA PSİKOLOJİK YAKLAŞIN

Diyet yapıyor ama kilolarınızdan kurtulamıyorsanız, nedeni psikolojik olabilir.

ELLE Online Editor ELLE ONLİNE EDİTOR 20 Ocak 2015
ONA PSİKOLOJİK YAKLAŞIN

Kendimizi kötü hissettiğimiz günlerde yemek alışkanlıklarımız da değişiyor. Peki ne yapmalıyız? Cevabı haberimizde!

Saçımız şekil almıyor, cildimiz bozuluyor, tırnaklarımız kırılıyor... Kendimizi güzel hissettiğimiz günler olduğu gibi, acımasızca eleştirdiğimiz zamanlar da oluyor ve bunlar da yeme alışkanlıklarımızın değişmesine neden oluyor. Sonuç: İstenmeyen kilolar! Prof.Dr.Sedat Özkan, bu tür yeme davranışının psikolojik etkisi ve ‘Psiko-Diyet' hakkında bilgi veriyor.


Psiko-Diyet nedir?

Kişilerin Biyo-psiko-sosyal açıdan beden, beyin, ruh ve çevre etkileşimlerini inceleyen bilimsel diyet programının adıdır. Psiko-Diyet programında kişiler öncelikle dahili yönden değerlendirilir. Burada kan şekerinden hormonlara kadar açlık ve yeme alışkanlığını etkileyen patolojik bir faktör olup olmadığına bakılır. Ardından diyet uzmanı ve psikolog tarafından görüşmeler gerçekleştirilir. Diyet uzmanı sağlıklı beslenme alışkanlığını kazandırırken psikolog ise bunun istikrarlı bir şekilde devam etmesini sağlayabilir.


İnsanlar yemek yemeyi seviyor diye de çok yiyebilir bu durum patolojik midir ?

Kişi eğer açlık duygusu olmadığı halde dürtüsel olarak yemek yemeye yöneliyor ise bu durum psikopatolojik olarak değerlendirilebilir. Ya da fiziksel hastalığa veya hormonal sebeplere bağlı ise yine patolojik olması söz konusudur. Bu sebeple yeme davranışı anormal ise hem dahili hem psikolojik yönden değerlendirilmeli patolojik olup olmadığına karar verilmelidir.


Beslenmeyle ilgili düzenleme yapılırken nasıl bir psikolojik destek alınabilir ?

Psikolojiyi dikkate almayan diyet başarılı olamaz! Beyin ve psikolojiden bağımsız yeme programı düşünülemez. Yemek yeme davranışımız annemizden sütle sevgi almaya başladığımız andan itibaren şekillenmeye başlar. Yaşadıklarımız, duygularımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz, öfkemiz, cinsel yaşantımız, doyum ve doyumsuzluklarımız; hepsi yemek yeme davranışımızı etkiler. Ağız bölgesiyle yemek yeriz, sevişiriz, konuşuruz ya da “çiğ çiğ yemek isteriz”. Dolayısıyla zayıflama ya da kilo vermeye ilişkin diyet programı; kişinin beynini, psikolojisini, yemek yeme davranışını etkileyen derinliklerdeki psikolojiyi ve günlük yaşamın duygu-zihin etkileşimlerini dikkate almak zorundadır. Bunları dikkate almayan diyet programları başarısızlığa mahkumdur. Hatta kişide bazen daha fazla kaygı ve kısır döngü yaratır.

Ruhu ve beyni dikkate almadan bedeni zayıflatamayız!

Özellikle anoreksiya ve bulimia gibi yeme alışkanlıklarını direkt etkileyen psikolojik bozukluklar dışında depresyon, kadınlarda pms dediğimiz adet öncesi sendromlar ve birçok psikopatolojik tabloda psikoloğun doğru beslenme alışkanlığını kazandırmak ve sürdürmekte büyük rolü vardır.

Kilo sorunu olanların kendilerine özgü psikolojisinden söz etmek mümkün mü ?

Kilo sorunu olanların kendine özgü psikolojileri vardır. Öncelikle mevcut durumdan rahatsız olmak ancak durumu değiştirecek güçte olamamak büyük bir problemdir. Pek çok kişi bunu iştahın açık olması ya da ne yesem yarıyor olarak da nitelendirir ancak durum zannedilenden daha derinlerde olabilir. Kişi kilo problemi yüzünden sosyalleşmekten kaçıyor, kendine olan saygısını güvenini kaybediyor bile olabilir. Daha öncede belirtmiş olduğum gibi psikopatolojik ya da fiziksel bir nedenden kaynaklanıyor olabilir. Son olarak; bedenleri zayıflatmak uğruna ruhu zedelememek en önemlisidir.


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Haziran Sayısı Çıktı!

Kapağımızda ise Oral-B ile yepyeni bir işbirliğine başlayan oyuncu Yağmur Tanrısevsin var.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.