AIR MAX 95’İN 20. YILI

Sergio Lozano'dan Air Max'in en yeni iki modelini dinliyoruz.

Nike, Air Max 95'in 20. yılı şerefine bu sene seriye özel iki yeni model çıkarttı: Air Max 95 Ultra Jacquard ve Women's Air Max 95 Ultra. İki model de Air Max 95'in ruhunu modern tasarımlarıyla yansıtmaya çalışıyor. Biz de 20. yıla ö yeni modelleri, tasarımcısı Sergio Lozano'dan dinledik.

ELLE: Air Max 95'in tasarım sürecine nasıl dahil oldunuz?
SERGIO LOZANO: Nike'la çalışmaya 1990 yılında başladım ve o yıllarda ayakkabı tasarımcılarının sayısı oldukça sınırlıydı. Nike'ın diğer tasarımcılarıyla beraber, birçok farklı kategoride çalışmalar yapıyorduk. Air Max 95'in tasarım sürecine başlamadan önce, Nike'ta yaklaşık dört yıldır tenis ayakkabısı, antrenman ayakkabısı ve ACG alanlarında çalışıyordum. O dönemde farklı bir koşu ayakkabısı tasarlamam önerildi ve ardından tasarım sürecim başlamış oldu.

ELLE: Air Max 95 hakkında bilgilendirildiniz mi? Bilgilendirildiyseniz, size neler anlatıldı?
S.L.: Air Max 95 tasarımında ayağı koruyucu özellikler arayan atletlere odaklanmıştık. Ürün geliştirme, ürün pazarlama ve koşu kategorisinin liderleriyle önemli toplantılar gerçekleştirdik. Kategori lideri kalıpların dışında düşünebilen biriydi ve bazen tartışmalı fikirler öne sürebiliyordu. Alışılmışın dışında bir tasarım ile kuralları yıkmak istiyorduk. Air Max 95'in “Visible Air” özelliğini, ayakkabının ön kısmına da taşımayı hedefliyorduk.

ELLE:
Projeyi geliştirme aşamasındaki tasarım sürecinde neler yaptınız?
S.L.: Bu projeyi üstlenmeden önce Nike ACG departmanında görev yapıyordum. O dönemde çalıştığım ofis, Michael Jordan binasında, gördüğüm en güzel göl manzaralı ofisti. Yağmurlu bir günde göle ve ağaçlara bakarken yağmurun toprağı nasıl aşındırdığını zihnimde canlandırmaya başladım. Yeraltında muhteşem bir ürün bulsaydık ve bu ürün erozyon sonucunda gün ışığına çıksaydı ilginç bir hikaye olmaz mıydı diye düşündüm. İşte tam da o anda bu düşünceden yola çıkarak, Büyük Kanyon'un yan duvarlarında gördüğümüze çok benzeyen çizgileri olan bir ayakkabıyı resmettiğim küçük bir eskiz çizdim. Ağır ağır ortaya çıkan birbiri üstüne binmiş tabakalardan ilham aldığım eskizi hemen bitirdim. Oluşturduğum tasarımın ayakkabıda farklı bir yaklaşıma yol açabileceğini hissediyordum. Bizden de farklı bir tasarım beklendiği için oluşturduğum eskiz, Air MAX 95'in doğuşu olarak kabul edildi.

ELLE:
Tasarladığınız ayakkabılarda insan anatomisinden ilham almaya hangi aşamada başladınız?
S.L.: Tinker Hatfield'ın çalıştığımız tüm projelerde sürekli gündeme getirdiği bir ayrıntıyı hatırlıyorum. "Tamam, bu süper bir tasarım, ama hikayesi nedir?" derdi. Hep "neden" diye sorardı, işte buradan yola çıkarak ben de kendime aynı soruyu sordum. Air Max 95'in insanlara düşünme sürecimi göstermesini istiyordum. O günlerde internet kullanmadığımız için bunu gösterebilmemin tek yolu kitaplığımızda bulunan vücut anatomisi kitaplarını incelerken insan ayağının anatomisini keşfetmem ile ortaya çıktı. İnsan vücudunun yaratılış şekli ile Nike'ın ürünlerini oluşturma şekli arasında ne kadar ilginç benzerlikler olduğunu görmek hoşuma gitti. Tüm yapmam gereken en anlamlı bağlantıları oluşturmaktı, sonrası tamamen organik bir süreç olarak gelişti. Tasarımın sonunda, yola çıkış amacımız ve süreç sonunda yarattığımız ürün arasında çok da büyük farklar olmadığını gördük.

ELLE: Air Max 95'in renkleri tipik bir koşu ayakkabısından çok farklıydı. Neden siyah, gri ve neonu tercih ettiniz?
S.L.: Siyah ve gri renklerine ayakkabıya bulaşan kiri ve tozu örtecek işlevsel renkler olarak öncelik verdim. Oregon'da insanlar yağmurda koşar. Toprak yollarda koşar ve 5-10 kilometre sonra ayakkabı feci bir hale gelir. Amacım koşu sonrası ayakkabıları minimum seviyede kirli göstermekti. Neon ise Nike için yeni bir renk değil, zaten birçok üründe sıkça kullanılan bir renk olduğundan ben de seçimimde bu renge de yer verdim.

ELLE: Air Max 95 aynı zamanda üzerinde neredeyse hiç logo bulunmamasıyla da tanınıyor. Neden logoyu olabildiğince sınırlı tutmaya karar verdiniz?
S.L.: İlk tasarımda hiç logo kullanmamıştık. Nike'ın zaten çok iyi tanındığını ve logonun küçük şık bir ayrıntı olması gerektiğini biliyorduk. Tasarımın logoyu ön planda tutmadan kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak istiyorduk.

Etİketler