Geçmişten Geleceğe Bir Köprü: Arşiv Modası

Müzelik arşiv parçaları lüksü yeniden tanımlarken geçmişten geleceğe uzanıp modaya trendlerin ötesinde kalıcı bir gerçeklik bahşediyor.

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 20 Kasım 2023
Geçmişten Geleceğe Bir Köprü: Arşiv Modası

Kim Kardashian’ın Met Gala’ya Marilyn Monroe’nun ikonik elbisesini giyerek katılmasını; gerisindeki, oyuncunun üç hafta boyunca şeker ve glüten tüketmediğinden elbiseye zarar vermesine uzanan eleştiriler silsilesini bir yana bırakırsak, ünlü bir ismin tarihi bir tasarımı arşivlerden çıkarıp yeniden taşıması, onu yeniden kamusal alana sokması olarak yorumlayabiliriz. 

Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’ne Chanel’in Sonbahar/Kış 1993-94 defilesinden çiçek detaylı siyah bir mini elbiseyle katılan Lily-Rose Depp’in 2019 yılındaki Met Gala’da da yine Chanel’in İlkbahar/Yaz 1992 koleksiyonundan zincirli uzun bir tasarımla boy gösterdiğini biliyoruz. Birkaç yıldır Chanel’in vintage parçalarını giymeyi alışkanlık haline getiren Depp dışında ayrıca Bella Hadid’in 2021 Cannes Film Festivali’nde Jean Paul Gaultier’nin 2002 yılında İlkbahar/Yaz koleksiyonu için hazırladığı siyah tüllü beyaz tasarımla dikkat çekmesi, Jude Law’un 19 yaşındaki model kızı Iris Law’un geçtiğimiz London Fashion Week partisine kendinden yaşça büyük bir elbiseyle, Versace’nin 2003 Kış koleksiyonu için üretilmiş yeşil bir kıyafetle katılması, Dua Lipa’nın 2023 yılındaki Met Gala’da seçimini Chanel’in 1992 Couture koleksiyonuna ait olan beyaz bir balo elbisesinden yana kullanması; son dönemde ünlü isimlerin modaevlerinin arşiv parçalarıyla aşk yaşadığının kanıtı. Bir Dior tutkunu olan Sarah Jessica Parker da modaevinin arşiv parçalarını sık sık kullanıyor.



Son birkaç yıldır sadece ünlü isimler değil kreatif direktörler de geçmişe bakıyor, sıfırdan yaratmak yerine çalıştıkları markanın arşivlerini araştırarak zamanında ses getirmiş, markanın kültürel mirasını ve kimliğini temsil eden parçaları yeniden üretime sokuyor ya da o arşiv parçalarından ilham alarak onların izinde yenisini tasarlıyor.

“Archive Fashion” ismiyle anılan bu fenomenin kreatif direktörlerin yaratıcılık sıkıntısına çok iyi geleceği söylense de mesele sadece işten kaçınmak ve kolayı seçmekte değil. 

Tasarımcıların 40, 50 yıl ya da çok daha önce üretilmiş bir parçayı yeniden koleksiyonlarına eklemeleri ve bu parçanın yine çok sevilip yüksek satış rakamlarına ulaşması; o modaevinin zamanında ne kadar öngörülü olduğunu, markanın yıllar önce bugün hâlâ geçerliliğini koruyacak modernlikte ve zamansızlıkta bir parça üretebilecek vizyona sahip olduğunu gösteriyor. Ki bu da markanın kimliğini güçlendirip prestijini artırıyor. 

Prestij, markanın o parçayı yarattığı dönem sahip olduğu ihtişamlı günleri hatırlatmasıyla da artıyor. Ayrıca arşiv parçasını bugüne taşımak, onu yüceltmek; onu, dünden bugüne değerini kaybetmeyen bir sanat eseriyle eşdeğer tutmak ve dolayısıyla modanın sanatla güçlü bağının da altını çizmek anlamına geliyor. 

Paris’te Dior modaevinin açtığı Galerie Dior müzesi tam da bu ilişkiyi gözler önüne seriyor. Dior, arşivlerinden çıkardığı tasarımlarını bir retrospektif sergi aracılığıyla izleyicinin beğenisine sunarken Christian Dior’dan bugüne uzanan kreatif direktörlerin yaratıcılığında hazırlanan ve markanın kültürel mirasını dile getiren parçalar birer sanat eseri gibi sergileniyor. 

ARŞİVLERİN İZİNDE HAZIRLANAN KIŞ KOLEKSİYONLARI

Sonbahar/Kış 2023-24 defilesi için Dior’un arşivlerini açan Maria Grazia Chiuri 40’lı ve 50’li yılların beli vurgulayan siluetlerini, Christian Dior’un ünlü bar ceketini ve çok sevdiği çiçek motiflerini, Maison’un ikonik çantası Lady Dior’u parizyen bir ruhla yorumluyor. Arşiv ruhu sadece kıyafetlerde değil dekorda da kendini hissettiriyor. Portekizli artist Joana Vasconcelos, Christian Dior’un kız kardeşi Catherine Dior’dan esinlenerek hazırladığı devasa formdaki Valkyrie Miss Dior ile Catherine Dior’un cesaretine ve gücüne gönderme yapıyor. Ayrıca mimari formun taşıdığı floral kumaşlar Dior’un çiçek tutkusunu hatırlatıyor.

Bu sezon arşivlerden beslenen bir başka tasarımcı da Donatella Versace. Sonbahar/Kış 2023-24 defilesindeki pembe tayyör, koni şeklindeki sütyenler, eldivenler ve cüretkar dekolteler, markanın Sonbahar/Kış 1995-96 koleksiyonuna göz kırpıyor. 

“Özellikle couture tasarlarken Cristobal’ın çalışmasından ve mirasından oldukça etkileniyorum. Onun mirasını, değerlerini ve felsefesini savunmak ve güncellemek bu görevde olmamın en önemli sebeplerinden biri” diye anlatıyor Balenciaga’nın kreatif direktörü Demna Gvasalia. 

Gvasalia, Sonbahar/Kış 2023-24 defilesindeki tamamen siyah ilk yedi look ve devamında gelen oversize siluetlerle markanın kurucusu Cristobal Balenciaga’yı onore ediyor, onun kesim ustalığını güncel formlarda, mesela pantolonlardan yarattığı özgün tasarımlarda açığa çıkarıyor. 

Eylül 2023’te Gucci’deki ilk koleksiyonunu beğeniye sunan Sabato De Sarno’dan dikkat çekecek yenilikçi parçalar beklenebilirdi. Ama De Sarno markanın tarihine ve arşivlerine daldı, özellikle 2000’lerden ilham alırken Tom Ford’un seksi ve sofistike siluetlerinin, Alessandro Michele’nin gösterişli renk ve dekoratif dokunuşlarının izinden giderek yeni koleksiyonunu hazırladı. Michele ve Ford’dan çok daha önceki yıllara ait olan Jackie Bag ve zincir çanta, Gucci’nin 60’lardaki imza kayak botları yine Sabato De Sarno yorumuyla Sonbahar/Kış 2023-24 defilesinde yerini buldu. 

Yıllar önce New York Times’a konuşan Karl Lagerfeld şöyle anlatıyordu: “Chanel tarihi olmadan Chanel olamazdı. İnsanlar Chanel’de gördükleri bir sürü tasarımın benden önce var olduğunu düşünüyor oysa çoğunu ben yaptım. İşim tam da bu; insanların buna inanmasını sağlamak.”

Lagerfeld burada arşivin önemini ve bir marka bünyesinde çalışan kreatif direktörün o markanın tarihi ve kültürel kodlarıyla bütünleşmesinin ne kadar anlamlı olduğunu savunuyordu. 

Öyle ki Granville’deki Christian Dior müzesi, Conservatoire d’Hermes ya da Fondation Saint Laurent gibi oluşumlar, kreatif direktörlerin markanın arşivlerine dalmalarını ve markanın kimliğiyle uyum içinde tasarım yapmalarını kolaylaştırıyor. 

ARŞİVLERDEN “DİRİLEN” AKSESUARLAR

Ünlü isimlerin de tıpkı markalar gibi arşiv parçalarını çok sevdiklerini yazının başında vurguladık. Dolce & Gabbana’nın arşiv parçalarını saklayan ve çeşitli fırsatlarda onları sergileyen Kim Kardashian bu tutkusunu işe dönüştürerek Dolce & Gabbana’nın İlkbahar/Yaz 2023 koleksiyonu için markanın 1987-2007 arasındaki arşiv stillerinden ilham alarak tam 85 yeni parça tasarladı. Yaz koleksiyonundan sonra Sonbahar/Kış 2023-24 için de geçmişine dönen ve arşivlerini açan Dolce & Gabbana, 90’lara övgü niteliğinde iç çamaşırı tarzındaki saten, ipek, tül ve dantelden oluşan dişi tasarımlara yer verdi. 

Kreatif direktörler kıyafet dışında markanın arşivdeki aksesuarlarını yeniden üretmeyi çok seviyorlar. John Galliano’nun 1999 yılında Dior için yarattığı Saddle Bag’inin 2018 yılında Maria Grazia Chiuri tarafından boncuklu ve aplikeli versiyonlarıyla yeniden piyasaya sürülmesi, ilk defa 1984 yılında üretilen Hermes Birkin’in her sezon modaseverlerle buluşmaya devam etmesi; en çok bilinen örnekler arasında.

1997 yılında Silvia Venturini tarafından yaratılan ve Sarah Jessica Parker’ın ikonikleştirdiği Fendi Baguette de arşivlerden sürekli su yüzüne çıkartılan, daime “diriltilen” bir model. 2020 yılında “Hand in Hand” projesi kapsamında İtalya’nın farklı bölgelerindeki zanaatkarlar tarafından 12 farklı el sanatıyla yeniden yorumlanan Baguette çanta ayrıca “And Just Like That…” filmi için pembe payetli haliyle hayranlarını selamladı. Yine 1940’ların sonunda doğan, Alessandro Michele’nin markanın arşivlerine dalarak Gucci Bamboo 47 ismiyle yeniden tasarladığı ve bugün hâlâ satışta olan Gucci Bamboo Bag, Chanel’in zincir çantası, ilk versiyonuna 60’larda rastlanan Saint Laurent’nın le 5 à 7 Hobo çantası; her sezon arşivlerden çıkarılarak genç kuşakla buluşan modellerden. 

SON SÖZ

Tüketim çılgınlığına set çeken sürdürülebilirlikle daha da önem kazanan arşiv modasının, yerelliğin, tarihsel kimliğin ve kültürel değerlerin alkışlandığı, modanın sanata öykündüğü, farklı ve biricik olmanın her daim yüceltildiği günümüzde trendden öteye geçip geleceği şekillendireceğine şüphe yok. 

Arşiv parçaları onları zamansız yapan kaliteleri, üretim teknikleri ve yaratıcılıklarıyla geçmişten geleceğe köprü görevi görmeye, geçmişleriyle geleceği öngörmeye devam edecekler. 



Yazı: Selin Milosyan
Fotoğraflar: Getty Images Türkiye, Launchmetrics Spotlight

ELLE Türkiye Ekim 2023 sayısından alınmıştır. 



SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Haziran Sayısı Çıktı!

Kapağımızda ise Oral-B ile yepyeni bir işbirliğine başlayan oyuncu Yağmur Tanrısevsin var.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.