HEPİMİZİN SİHRE İHTİYACI VAR!

Moda dünyasının sihir ve astrolojiyle kurduğu ilişki tutku dolu bir aşk hikâyesine benziyor. Bugünün koşullarındaysa zaten çoğumuz yaşadığımız hayat sorgulamasında mistik deneyimlere göz kırpıyoruz.

Gerçeklerden koparıp hayal kurdurur, tahmin edilemez nitelikteki güzelliklerle, rüya tasarımlarla karşılaştırır haute couture. Dior’un baş tasarımcısı Maria Grazia Chiuri geçtiğimiz Ocak ayında izleyiciyle buluşan 2021 haute couture defilesinde, bilinmeyenin kapılarını açan Tarot kartlarından ilham alıp hayallere sığmayan güzellikteki gece elbiselerine imza atarken aynı zamanda modanın mistik, öngörülemez ve sürprizli tarafını da gösteriyordu bize. İşin içinde hem Tarot hem de haute couture varsa, sınırlara meydan okuma, gerçekdışılık, ihtimaller ve bol miktarda sihirle karşı karşıyayız demektir bu.

Dior’un İlkbahar/Yaz 2017 defilesinde Tarot desenleri mistik bir stilde ve her biri elle, elbiselere işlenmiş. Sağda, Dior’un İlkbahar/Yaz 2021 haute couture defilesi için İtalyan yönetmen Matteo Garrone’nun çektiği “Le Château du Tarot” filminden bir kare görülüyor. 

Romalı sanatçı Pietro Ruffo’nun yeniden yorumladığı Tarot desenlerinin güzelliğinde yaratılan danteller, kadife ve el işlemelerinden oluşan koleksiyon ayrıca “Le Château du Tarot” isimli bir filmle de taçlanıyor. İtalyan yönetmen Matteo Garrone tasarımlar aracılığıyla izleyicilere görkemli bir Tarot destesini gösteriyor, onları Baş Rahibe, İmparatoriçe, Adalet ve Budala’nın peşinden içsel bir keşif yolculuğuna sürüklüyor.

Paris’teki Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde moda ve lüks danışmanı Serge Carreira “Modayla sihir arasında birçok ortak özellik var. İkisi de rüyalara, hayallere ve öngörülere gönderme yapar, kendinden daha büyük ve daha güçlü bir şeye sığınma ihtiyacını karşılar” diye anlatıyor.

Christian Dior’dan Chanel’e, Elsa Schiaparelli’den Alessandro Michele’ye birçok tasarımcıya ilham veren sihir ve spiritüalite, modanın o çok hızlı döngüsünden, üretme stresi ve ticari baskılardan kaçış fırsatı yaratırken aynı zamanda açıklanamaz, “ilahi” ve gerçeküstü bir dünyaya sığınma fırsatı sundu.

İçinde yaşadığımız bu gergin süreçte sadece tasarımcılar değil bizler de astrolojinin derinliklerinde rahatlayıp kaygılarımıza yanıt aramadık mı?

Moda kariyerleri boyunca mistik etkileşimlere sırt çevirmeyen tasarımcıların hikayelerini okurken kendi hayat hikayenizde de enerjilerin, gelenek ve ritüellerin, nümerolojinin, kişisel gelişimin ve çeşitli inançların tahmin ettiğinizden de çok yer kapladığını fark edebilirsiniz.

İKİ KOVA BURCU VE İKİSİ DE ASTROLOJİYE MERAKLI

“Hepimizin hayatında biraz sihre ihtiyacı var” diyen Maria Grazia Chiuri sadece 2021 haute couture defilesinde değil, önceki şovlarında da sembollerin ve bilinmeyenin cazibesine kapıldı.

İtalyan antropolog Ernesto De Martino’nun yazdığı “Sud e Magia” (Büyü: Güneyin Teorisi) kitabından esinlenerek imza attığı 2021 Cruise koleksiyonunda, defilenin gerçekleştiği Lecce’nin geleneklerini, büyülü inançlarını, enerjisini, yerel stilini ve el işçiliğini tasarımlara yansıtırken büyüleyici bir görsellik yarattı. Tarot kartlarının üzerindeki figürleri elbise ve kazaklara işlediği İlkbahar/Yaz 2017 koleksiyonu da, tıpkı başında olduğu modaevinin kurucusu Monsieur Christian Dior gibi Kova burcundan olan ve onun gibi astrolojik işaretlere inanan Chiuri’nin, bir başka “sihirli” işlerindendi.

Pragmatik yapısı dışında hayalperestliğiyle de tanınan Monsieur Dior’un kehanet sanatları ve kadere dair işaretler konusunda büyük bir tutku beslediğini bilmeyen yok.

Henüz 14 yaşındayken doğduğu Granville’de kendisine “İleride parasız kalacaksın ama kadınlar sayesinde şans sana gülecek ve yine sayelerinde başarılı olacaksın” diyen bir kahinin sözlerini hiç unutmayan Dior yıllar sonra tesadüfen yerde bulduğu ve ona geldiğine inandığı bir yıldızın izinde modaevini kurmaya karar verecek, o yıldızı, kurutul muş zambak ve yonca gibi şans sembollerini kalbinden ve yanı başından ayırmayacaktır.

SÜRREAL, TEATRAL VE MİSTİK

Modanın esin kaynağını ezoterizmde araması yeni değil. Yakın arkadaşları Salvador Dali ve Picasso’nun da etkisinde kalarak sürrealizmi tasarımlarına taşıyan Elsa Schiaparelli’nin güneş sistemi ve yıldızlardan ilham alan “Astrologique” isimli koleksiyonundaki ünlü “Zodiac” ceket, unutulmaz bir parça. Ve bugün Schiaparelli modaevinin baş tasarımcısı olan Daniel Roseberry’nin de yıllar sonra Elsa’nın izinden gittiğine, İlkbahar/Yaz 2021 couture defilesinde oldukça teatral ve fantastik kostümlerle gerçekdışı bir sahne yaratıp izleyiciyi bambaşka bir boyuta taşıdığına şüphe yok.

Rue Cambron’da bulunan evinde kristal toplar ve aslan heykelleriyle birlikte yaşayan Gabrielle Chanel de burçlara büyük önem atfediyor ve şans getirdiğine inandığı tılsımlarını yanından ayırmıyordu.

Gabrielle Chanel’in inandığı ve yarattığı sihir dünyasında tılsımlar, kuyruklu yıldızlar ve aslanlar eksik olmuyordu. Chanel’in Güney Fransa’daki La Pausa villasındaki ferforje yatağı yıldızlarla süslenmişti. 

Aslan burcu kadını olan Gabrielle aslan formlu heykelleri tweed ceketlerinin düğmelerine işlemişti ve mezar taşını mermerden beş aslan kafasıyla süslemeyi seçti. Gabrielle Chanel’in tılsımlarını yıllar boyunca farklı koleksiyonlarda yaşatmaya devam eden Chanel modaevi özellikle aslan formunu kullanmaktan vazgeçmedi. 2013 yılında Sous le Signe du Lion isimli bir saat koleksiyonu çıkaran Chanel, 2011 yılındaki Kış haute couture defilesini altından yapılmış devasa bir aslan heykelinin gölgesinde gerçekleştirdi.

Rönesans’ın gösterişiyle Ortaçağ’ın karanlığını harmanladığı, kah fantastik, kah masalsı koleksiyonlarıyla izleyiciyi hayaller dünyasına uçuran Gucci’nin baş tasarımcısı Alessandro Michele’nin, yaptığı tasarımların ötesinde İsa Mesih’le Şaman kimliği arasında gidip gelen dış görünüşü de oldukça mistik. Her şovuyla fark yaratan Michele’nin eski Roma kenti Arles’ın merkezinde yer alan mezarlıkta gerçekleştirdiği İlkbahar/Yaz 2019 Cruise defilesiyse alevlerin içinden, boyunlarında kocaman haçlar ve upuzun pelerinleriyle yürüyen modellerle sanki bir moda gösterisi değil de dini bir ritüeldi.

Gucci’nin baş tasarımcısı Alessandro Michele’nin fiziksel olarak yaydığı mistik hava dışında koleksiyonlarındaki gizem ve dinsellik, kullandığı gerçeküstü semboller, moda anlayışında sihrin eksik olmadığını gösteriyor. 


ANLAM PEŞİNDE

Kapitalizmin hızlandırdığı iklim ve ekolojik kriz, tüketim çılgınlığı, dış görünüşün ve faydacılığın değer addedildiği hız çağı, kısaca hepsinin üzerimizde yarattığı baskı son zamanlarda pandemi ve gelecek kaygısıyla da katlanınca çoğumuz psikolojik yollara, içsel sorgulamalara, farklı arayışlara yöneldik. Her şeyin belirsiz, hiçbir şeyin net olmadığı bir dünyada astrolojiye sarılmak, metafizik tecrübelere sığınmak, spiritüel farkındalığı artırmak kişiyi rahatlatıp ona güven verirken ayrıca neden en gerçekçi yol olmasın? Tıpkı birçok moda tasarımcısının yaptığı gibi...

Paco Rabanne’ın kreatif direktörü Julien Dossena’nın Hindistan’da insanların inzivaya çekildiği yer olan Aşram’lardan ilham alması, Stella McCartney’nin tıpkı babası gibi transandantal meditasyonun en büyük savunucularından olması, Joseph Altuzarra’nın tasarladığı diyafram bölgesini açıkta bırakan elbise ve ceketlerin, burada yer alan solar pleksus çakrasını çalıştırıp kişinin içsel gücünü özgür bırakacağına inanması; tasarımcıların spiritüalizmle kurdukları bağı açığa çıkarıyor.

Louis Vuitton’un 2021 Cruise defilesindeki, “Game On” koleksiyonundan bu eğlenceli çanta, üzerindeki kartlarla bilinmeyene ve öngörülmeyene davet ediyor. 

Tasarım felsefesini kimlik politikaları, cinsellik ve ırk siyaseti üzerine oturtan İngiliz modacı Grace Walles Bonner geçtiğimiz 2019 yılında Londra Serpentine Galeri’de açtığı A Time For New Dreams sergisinde, “Spiritüalizm ve mistisizm başka alanlar ve başka kelimeler yaratmak için önemli araçlardır. Ben de materyal ile soyut arasındaki ilişkiye odaklanıyorum” diyordu. Bonner şu sıralar web sitesinin bir parçası olmaya aday Between Critique and Hope adlı ruhani ve dijital bir platform üzerinde çalıştığını da söylüyor. Kısaca son dönemde hayatımıza daha çok dahil ettiğimiz yoga pratikleri, çeşitli sorgulamalar ve astrolojik bilgilerle bizler ve ilham kaynaklarını sihrin dünyasında arayan moda tasarımcıları; hepimiz aslında anlam peşindeyiz.

TASARIMCILARIN UĞURLU SAYILARI  



5 sayısına takıntılı olan Gabrielle Chanel tüm defilelerini ayın 5’inde düzenlerdi. 1921 yılında ise ünü tüm dünyaya yayılacak olan N°5 parfümünü lanse etti. Ayrıca Cambron caddesindeki evinde bugün hâlâ muhafaza edilen kristal avizesinin dallarının form olarak 5 sayılarını oluşturduğu biliniyor. 






Christian Dior’un uğurlu sayısı 8’di. Modaevini 8 Ekim 1946 yılında kuran Dior, ilk koleksiyonuna “En Huit” (Fransızca huit sekiz anlamına geliyor) ismini verdi. Aslında tüm dünyanın “New Look” olarak tanıdığı, kum saati şeklindeki kadın silueti ona form olarak 8 rakamını hatırlattığı için koleksiyona bu ismi vermişti. Bugün ayrıca Dior’un Paris’teki saat ve mücevher mağazaları Vendome Meydanı’ndaki 8 numaralı adreste konumlanıyor. 





@amiparis markasının kurucusu ve baş tasarımcısı Alexandre Mattiussi (@alexandremattiussi9), Instagram hesabından da anlaşılacağı üzere 9 rakamının ona şans getirdiğine inanıyor. İsim ve soyadı dokuz harften oluşan ve 9 Eylül’de doğan tasarımcı, önemli randevu ve defile tarihlerinde, kaldığı otel odalarının numaralarında ya da uçak koltuk numarasında 9 rakamının bulunmasına dikkat ediyor. 




Yazı: Selin Miloşyan 

Fotoğraflar: GETTY IMAGES TÜRKİYE, SHUTTERSTOCK

ELLE Türkiye Mart 2021 sayısından alınmıştır.