“İnsan, bağımlı bir canlı türü”

"İnsan, bağımlı bir canlı türü"

ELLE: Son yıllarda kreatif disiplinler daha çok birbirleriyle iç içe geçmeye başladılar. Mimarlar ayakkabı tasarlıyorlar, moda tasarımcıları sanatçılarla iş birlikleri yapıyorlar... Bu ortamda tasarımın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
DEYAN SUDJIC: Bunun tamamen doğru olduğundan emin değilim. Disiplinler arasında çok keskin sınırlar da bulunuyor. Bu çekişmeli alanlarda statü kıskançlıkları ve popüleriteyle ilintili olarak bölünmeler yaşanıyor. Bence tasarımla ilgili en harika şey, faydalı olması, seri üretilmesi ve sadece belirli bir zümreye hitap etmekten ziyade herkesin ulaşımına açık olması.

ELLE:
Sizce günümüzün kült tasarım objeleri neler? Onları ‘fetiş’ hale getiren nedir?
D.S.: Uzun zaman önce ‘Cult Objects’ isimli bir kitap yazdım. Son dönemde yazdığım ‘The Language of Things’ adlı kitabımın daha olgun bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Bu kitapta, tasarımın ne şekilde arzu ürettiğini ortaya koymaya çalıştım.

ELLE:
Çağımızın en çok arzulanan tasarım objelerine baktığınızda güç ve tasarım arasında bir ilişki görüyor musunuz? Kreatif endüstriler, dünyanın her yanında eşit dağılım gösteriyor mu?
D.S.: Tasarım, bazı toplumları merkezde bazılarını da periferide kalmaya zorluyor. Örneğin, zengin bir topluma mensup olsanız bile dünyanın diğer ucunda tasarlanan tüketim ürünlerini satın alabiliyorsunuz. Ya da Milano, Paris ve New York’ta üretilen modaları alıyorsunuz. Bu durumda, kendinizi diğer ülke tarafından sömürülüyor gibi hissedebilirsiniz.