KADINLARIN EN BÜYÜK TUTUKUSU

Sevgililer Günü öncesinde muhteşem bir 'mücevher' masalı dinlemeye ne dersiniz?

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 04 Şubat 2014
KADINLARIN EN BÜYÜK TUTUKUSU



<#text>


<#text> Mücevher dünyasının gizemli geçitlerinde kaybolmanın keyfine varan Özlem GÜSAR'ın tanışma hayalleri kurduğu tasarımcı, Gianmaria Buccellati ile bir sürpriz neticesi kesişiyor yolları. Hikayesini ise sizler için kaleme aldı.


<#text>


<#text> Dünyanın en önemli mücevher fuarlarından Vicenzaoro için yola düşerken; rotamın yaşayan efsane Gianmaria Buccellati'yle kesişme ihtimali neredeyse sıfırdı. İtalya'da mücevher firmalarının yeni CEO'larının işe başlamadan önce ziyaret edip saygılarını sunduğu duayen, “Maestro” olarak anılan Buccellati; yaşı gereği artık davetlere hiç katılamasa da Vicenzaoro yönetiminin kendisine verdiği “Ömür Boyu Başarı” ödülü için sürpriz olarak Venedik'te bizlerleydi.~


<#text>


<#text> 85 yılı geride bırakan Buccellati'ye hayranlığımın sebeplerine gelince; bunu sadece muhteşem tasarımlarıyla anlatmak mümkün değil. Geçmişi 1750'lere uzanan mücevherci ailesinin yolunu takip eden ve çizgisine yüzyıllar öncesine ait mücevher teknikleri ve el işçiliğiyle devam eden markanın üretiminin yüzde 50'si, “one of a kind” denilen, sadece bir adet üretilen parçalardan oluşuyor. Mücevher dünyasını son 20 yıldır ahtapot gibi sararak aile mücevherciliğinin duygusu ve hassasiyetini yok eden acımasız küreselleşme rüzgarına şiddetle karşı koyan Buccellati, benim için bir markadan çok; hayran olduğum bir duruşu simgeliyor. “Sizce mücevher ne anlam taşır ve nasıl olmalıdır?” diye giriştiğim ilk soruma, “Zarafetin ve sofistikasyonun sembolü mücevher, en değerli taşlarla süslenmiş olsa bile asla gösteriş yapmamalıdır” cevabını alınca, senelerdir doğru kişiye hayran olduğumdan bir kez daha eminim.~



<#text>


<#text> Mücevher dünyasında uzun yıllar geçiren biri olarak tasarımcıları iki ana gruba ayırıyorum. İlk grup, taşa aşık olan ve içindeki ışığı yakaladıktan sonra ona tasarım çizenler. Diğer grupsa mücevherin zarafetini ön planda tutan ve tasarıma göre taş arayanlar. Gianmaria Buccellati, hiç tartışmasız ikinci grubun bayraktarlığını yapanlardan. “Taşa değerini veren, az bulunurluğudur ve onlar, bizim güzel tasarımlar yaratmak için kullandığımız değerli araçlardır; ama unutmamak gerekir ki, en değerli taşlar bile ancak doğru tasarımla gerçek zarafetine kavuşur. Mücevhere değerine kazandıran, üzerindeki metallerin bedeli değil; arkasında yatan ana fikridir. Aynen bir kadının gülümsemesinin, giydiği ya da taktığı her şeyden daha değerli olması gibi” diyor uzun sohbetimizin başında.~


<#text>


<#text> Klasik soruyu sormadan o mütevazılığıyla kendisi anlatmaya başlıyor: “Mücevherci olmaya nasıl karar verdin?' diye soruyorlar bana sık sık. Bu bir proje değildi; bu benim kariyerim değil, hayatımın kendisi. Mücevherci olmak dışında bir şey asla aklımdan geçmedi. Çocuklarım şimdi Buccellati ailesinin dördüncü mücevherci kuşağını oluşturuyor, birlikte o kadar uzun yıllar geçirdik ki, Buccellati isminin geleceği hakkında hiç endişem yok.” 70 yıl önce mücevher dünyasına adım attığı günden beri neler değiştiği soruma ilk cevabı, kahkahalar atarak “Yaşım” oluyor. Günümüzde tasarım ve teknik yenilik konusundaki zorluklar azalsa bile dünyadaki sosyal değişimlere paralel olarak bu güzellikleri yaratacak el işçiliğinin gün geçtikçe kaybolması, başlıca endişesi. En azından kendi atölyesinde bu tehlikenin önüne nasıl geçtiğinin sırrını veriyor: “Ben işin uzmanı peşinde değilim ve asla olmadım. Hayatımın hiçbir alanında sıradanlığa asla tahammülüm yok. 15-20 yaş arası genç çocukları özenle seçip işe alıyorum. Sonra her birine el işçiliğini, bildiklerimi ve romantizmi anlatıyorum. O kadar yakın çalışıyoruz ki, sonunda bu işe tutkun, mükemmeliyetçi birer romantik olmamaları mümkün değil.”~



<#text>


<#text>  Yüzlerce yıllık mücevher kültürü ve elişçiliğinin bir parçası olmaya devam eden Buccellati'nin mücevherleri, Gianmaria Buccellati'nin ekibine de bulaştırdığı mükemmelik tutkusuyla yaratılıyor ve koleksiyonerlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Zümrüt küpeler, yüzlerce saatlik el emeğinin sonucu Mücevher dünyasının özellikle yeniler için çok zorlaştığından bahsediyor Gianmaria Buccellati: “Eskiden işimiz daha kolaydı, artık her konuda çok çok iyi olmak zorundasınız. Zevk, yetenek, prestij ve zeka, başarının olmazsa olmazları.” Tam da bu konuşmanın üzerine mücevher dünyasında gittikçe artan teknik imkanlara, “celebrity”ler ve kırmızı halının yarattığı coşkuya rağmen; tasarımlarda gittikçe azalan romantizmi soruyorum. “Acaba abartıyor muyum?”, “dünyayla ilgili karamsarlığım gözümü kör mü ediyor?” diye endişelerimden bahsediyorum. Keşke bana yanıldığımı söylese; ama gittikçe az rastlanan aşkın, tasarımları da nasıl öksüz bıraktığını anlatıyor. Zarafette Grace Kelly'yle Audrey Hepburn'ün harika bir karışımı olan karısıyla 32 yıldır birbirlerine aşık olmanın; Buccellati mücevherlerine nasıl romantizm, aşk ve duygu kattığından bahsediyor. Aslında küreselleşmenin mücevher dünyasına yaptığı en büyük kötülük de bu. Mücevherlere duyguların ifadesi olarak bakan romantik şövalyelerin yerini, gözünü hisse senetlerini takip etmek için Reuters ekranından ayırmayan işadamları alıyor. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi; ne kadar uzatmak istesem de, biten sohbetimizin sonunda Buccellati gibi insanlar bizleri terk ettikten sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını ve o dünyada yaşamak isteyip istemediğimi uzun uzun düşünüyorum. Verdiğim cevap hiç hoşuma gitmeyince, kendime “Buccellati'li rüyalar” görmeyi dileyerek uykuya dalıyorum.

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

Bu ay kapağımızda 2024'e farklı ve çok heyecanlı başlangıçlarla giren Eda Ece var.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.