KARA SEVDAM TELEVİZYON!

Sizce de artık uyanma vakti gelmedi mi? Hadi açın gözlerinizi!

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 07 Nisan 2014
KARA SEVDAM TELEVİZYON!
<#text>Yıllar önce siyah-beyaz görüntülerle evlere konuk olan, bugün dev bir endüstriye dönüşmüş olan televizyonun albenili dünyasını incelemeye devam ediyoruz.


<#text>


<#text> Televizyonun uyuşturucu ve aptallaştırıcı etkisi birçok düşünür tarafından ele alınmış. Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman, televizyonda dayatılan popüler kültür ürünlerinin insanların gözünü boyadığını, onları düşünceden alıkoyarak toz pembe bir hayat sunduğunu ileri sürüyor. Televizyonun insanı değersizleştirdiği, ona aşıladığı popüler kültür ögeleriyle kişiyi düşünmekten alıkoyduğu fikrini, ünlü Amerikalı sosyolog Wright Mills de paylaşıyor. Mills'e göre televizyon, yaşanılan ve yaşanılması gereken gerçek dünyayı değil; izleyiciye göre yaratılan düzmece bir dünyayı yansıtıyor. İzleyicinin görmek istediği, onun hoşuna giden, onu eğlendiren, düşünmekten alıkoyan kurgusal bir yapı yaratıyor televizyon. Televizyon, sadece prime time'da yayınlanan diziler ve yarışma programlarıyla değil; magazinleşen, heyecan, merak ve üzüntü yaratan görüntüleriyle rasyonelliğimizi yok eden ve dolayısıyla edilgen tavırla tiyatro izler gibi izlediğimiz savaş ve siyaset haberleriyle de bizi uyuşturuyor. Gerçekten de dizilerden kafamızı kaldıramazken; kendimizi dizi karakterleriyle özdeşleştirmiyor, onların dünyasını gerçekmiş gibi algılamıyor muyuz?~Televizyonun sunduğu bu çok eğlenceli, düşünme ve akıl yürütme gerektirmeyen kurmaca dünyada insanlar, günlük yaşamın boğuculuğundan sıyrılıyor, etkisi altına girdikleri düşsel kurguda dinlenip rahatlıyor, fantezilerini gerçekleştirme şansı yakalıyor. En çok da son yıllarda sayıları giderek artan, reyting rekorları kıran, yarışma ya da tartışma programlarının, belgesel ya da filmlerin asla rakip olamadığı Türk dizileri düş gördürüyor bize. Dizileri tüketirken, oradaki yaşam tarzları ve karakterler üstünden bize kurdurulan (ve kurduğumuz) hayallerle dertlerimize 90 dakika ara veriyoruz. Dizilerdeki karakterlerin davranışlarına bakarak gerçek yaşamdaki düşünce ve hareketlerini meşrulaştıranlarımız da var. Bir nevi kendimizi izliyoruz dizilerde. “Ali bile aldattıysa ben de aldatabilirim” misali özdeşleştirmeler, bir yandan bizi rahatlatırken; bir yandan da sanal dünyayla gerçek hayat arasındaki sınırları oldukça flulaştırarak her daim fantazyanın içinde yaşamaya mahkum ediyor bizi.


<#text>


<#text> Selin MİLOŞYAN

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

Baharı Hande Erçel ile karşılıyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.