KARAKTERİSTİK AYAKKABILARIN YARATICISI

Dora Teymur'la yeni koleksiyonunu konuştuk.

Londra Moda Haftası boyunca 2014 ilkbahar-yaz koleksiyonunu Somerset House'da sunan DORATEYMUR, henüz çok yeni bir marka olmasına rağmen çizgisini ve duruşunu ilk bakışta hissettiriyor.

90'lara gönderme yapan tasarımcı, güçlü ve karakteristik ayakkabılarıyla bizi kendine hayran bırakıyor.

İstanbul'da Beymen Blender İstinye Park'ta bulabileceğiniz tasarımlarla ilgili daha fazlası DORATEYMUR'la gerçekleştirdiğimiz mini röportada.
Röportaj: Manolya Fikri

ELLE: Daha önce "DORATEYMUR" ismini duymamış olanlar için bize biraz markanızı kurmadan önce neler yaptığınızdan bahseder misiniz?
Dora Teymur: 18 yaşımda Londra'ya Cordwainers College'da ayakkabı tasarımı eğitimi almaya gittim. Okuldaki son senemde debut koleksiyonum Winona'yı Ocak 2013'te, Paris'te gösterdim.
E: Tasarıma neden ayakkabılarla başladınız? Sizi buna iten ne oldu?DT: Modanın ve müşterinin aksesuara hala aç ve hevesli olduğunu düşünüyorum.
E: Ayakkabılarla başladığınız tasarım serüveninize aksesuarları da eklemeyi düşünüyor musunuz?
DT:
Evet, ama onun için daha yolum var.
E:Dorateymur ayakkabıların maskülen bir tarafı var ama dişiliği de kesinlikle ikinci plana atmıyor. Bu tasarımları yaparken nasıl bir kadın hayal ediyorsunuz?
DT: 
Giydiğinin içinde kaybolmayan, tomboy ve yüksek sesle konuşan bir kadın.
E: Ayakkabılarınıza Salike, Munise, Fuat Paşa ve Afitap gibi isimler veriyorsunuz. (Ki Salike'nin ELLE editörlerinin de favorisini olduğunu belirtelim) Bu isimleri neye göre seçiyorsunuz?
DT: 
Anneanneme soruyorum, o herkesin ismini hatırlıyor. Aile büyükleri, arkadaşları, kuzinleri, kuzenleri...
E: Markanız çok yeni olmasına rağmen web sitenizden tasarımlarınıza kadar her şey çok profesyonel görünüyor. Markalaşma konusunda nasıl bir strateji izliyorsunuz?
DT: 
Çok küçük, üç kişilik bir ekibim var ve PR'dan üretime her şeyi tek bir ofisten yapıyoruz. Şanslı olduğum bir konu var ki başından beri benimle aynı vizyonda ve beni iyi anlayan insanlarla çalışıyorum. Bir dış ses yok. O yüzden yapılan işteki karakter daha belirgin ve anlaşılır..