AŞK TARİFİ YOK

AŞK TARİFİ YOK



Güneşli, biraz da rüzgarlı güzel bir günde, deniz kenarında, Galata Köprüsü'nün altındaki bir mekanda buluşuyoruz. Vapur sirenleri ve çay eşliğinde başarılı oyuncu İbrahim Çelikkol'la her şeyi konuşuyoruz.

Yaşıtınız erkekler genelde şehirde oturmayı tercih ederken siz neden, kendi deyiminizle, köyde yaşamayı seçtiniz?
Doğayı ve sporu çok seviyorum. Evimin hemen arkası orman. Sabahları altıda-yedide kalkıp, köpeklerimle birlikte ormanın içine girip koşmayı çok seviyorum. Salonda spor yapmak hoşuma gitmiyor. Doğada nefes almayı, kendimi bulmayı, kendimi dinlemeyi, stresimi atmayı seviyorum. Köydeki insanların sabahları bana kahvaltı, peynir filan getirmesi, kahveye gittiğimde onlarla iki çift laf etmek benim için çok keyifli. Hayatın gerçek yüzünü gördüğüm yer o köy. Ben küçük bir yerde, İzmit Şirintepe'de büyüdüm. Ama bu, şehirde yaşamıyorum anlamına gelmiyor. Zaten annemler, dostlarım burada, tabii ki burada da zaman geçiriyorum. Ancak nefes almak istediğimde, kendimi dinlemek istediğimde köy bana daha iyi geliyor.

Hayvanları çok seviyorsunuz galiba. Kaç köpeğiniz var?
Evet, çok seviyorum. Köyde yaşıyorum zaten, orada tam 11 köpeğim var. Ama Merakum adındaki, rakımı 3800 olan bir dağda, çok yakın bir ağabeyimle baktığımız 180 kadar Kangal köpeğimiz var.

Özel bir merak bu.
Kangal benim çocukluğumdan beri merak duyduğum bir ırk. Çok duygusal, çok saf, çok duyarlı köpekler. Tüm canlılar özgür ruhlu ama onlarda bu daha da fazla. Kendilerine has bir yaşam tarzları var, bu da beni çok etkiliyor. Bir de bağlılıkları... Aramızdaki bağı çok seviyorum, bu bağ beni de çok güçlü kılıyor. Benim için Kangal tüm yorgunluğumu tüm stresimi birlikte attığım bir arkadaştır.

Çocukken eve kedi köpek yavrusu getiriyor muydunuz? Yani bu sevgi hep var mıydı?
Küçüklüğümden beri hayvanları seviyorum. Küçükken bir kuşum, horozlarım, köpeklerim vardı. Hatta muhabbet kuşumu hiç unutmam, sokağa çıkarken bile benimle gelirdi. Bisiklete binerken omzuma konup uçar, onu çağırdığımda geri gelirdi. Öyle yetiştirmiştim. Bütün hayvanları hep çok sevdim, öyle büyüdüm. Ailem de böyle.

Önceki röportajımızda, “hayat ne getiriyorsa onu yaşarım” demiştiniz. Hayat size en son neler getirdi?
Hayat bana çok şey getirdi. Hayatımda sadece televizyon yok, her gün yeni bir şeyler oluyor. Madde madde sıralayamam ama hayat bana hep bir şeyler getiriyor ve bir taraftan da bir şeyleri götürüyor. En son çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar kazandırdı, güzel bir işim var... Umarım beni güzel şeyler bekliyordur.

Değişikliği sever misiniz?
Değişikliği çok severim. Aslında değişiklikten ziyade farklılığı seviyorum demeliyim. Değişiklik deyince aklıma şu geliyor: İnsan kendini değiştirmemeli, ne olursa olsun değişmemeli. O yüzden farklılığı tercih ederim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.