BU ŞEHİRLE DERDİMİZ VAR

BU ŞEHİRLE DERDİMİZ VAR

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 25 Nisan 2014
BU ŞEHİRLE DERDİMİZ VAR
<#text>Yazar ELİF ŞAFAK, sizin için İstanbul'la ilgili hislerini anlattı. Suzan YURDACAN için de  "İstanbul", yazarla buluşmak adına iyi bir bahane oldu.


<#text>


<#text> Ben İstanbul'u hırçın aşka ya da zor sevgiliye benzetiyorum. Hani hem kızarsın zorluklarına, aksiliklerine; hem de sevmekten kendini alamazsın. 20'li yaşlarımın başında vardım bu şehre. Ankara'dan kalktım geldim. Doğru dürüst kimseyi tanımadan etmeden. Çünkü bu şehrin beni çağırdığına inandım. Doğma büyüme buralı olanlar ya da burada yetişenlerle İstanbul'a sonradan ve bir çağrıya kapılarak gelenlerin tecrübeleri birbirinden farklı oluyor. Bizlerin bu şehirle bir derdi var. Herkesin bir hikayesi var elbette. Ama sonradan gelenlerin bu şehirle bir mücadelesi var. O yüzden hırçın bir aşk bizimkisi.~İstanbul'da en sevdiğim mekanlar, sokaklar aslında. Seviyorum sokaklar boyu yürümeyi. En ufak şeyleri bile seyrederek, dinleyerek, gözlemleyerek. Notlar alırım. Bir kamyonun arkasında gördüğüm alıntı, bir duvar yazısı, bir dükkanın yanındaki tabela, Osmanlı'dan kalma bir çeşmenin üzerindeki işaret... Çerçi gibi toplarım böyle küçük küçük detayları. O yüzden “sıradan” gibi görünen şeylere kıymet vererek dolaşmak hoşuma gidiyor. Benim işim hikaye toplamak, hikayelerse her yerde. Lüks mekanlara da giderim, salaş mekanlara da. Eskiyi de merak ederim, yenilikleri de. Asmalımescit'i, hele eylül ayında, sonbaharda çok severim. Kuzguncuk, Çengelköy, Balat, Arnavutköy ve Galata ara ara hep dolaşmaya çıktığım bölgeler. İnsanlarla çok sohbet ederim. Dinlerim ne anlattıklarını. Kanaat Lokantası'ndan Kadıköy'deki Çiya'ya, İstanbul Modern'den Sabancı Müzesi'ne; merak duygumu kaybetmeden bu şehri dolaşmayı, anlamayı, dinlemeyi seviyorum. Merak duygumun köreldiği zamanlarda terk ediyorum İstanbul'u. Uzaklaşıyorum ondan. Sonra hasretle dönüyorum tekrar ve tekrar...~Londra'da dört senedir yaşıyorum. Benim bir yanım hep göçebe oldu. Çocukluğumdan beri bu böyle. Hiçbir zaman bir yere tam olarak yerleşemedim. Kök salamadım. Evlenince geçer dediler, geçmedi. Eskiden Arizona-İstanbul arası mekik dokuyordum. Çöl ve mega şehir arası tam bir delilikti yaptığım. Birçok romanımı yollarda yazdım, gidip gelirken. Bir yanıyla çok özgürleştirici, bir yanıyla inanılmaz yıpratıcı bir hayat bu. O yüzden romantikleştirmenin de anlamı yok. İngilizce ve Türkçe yazıyorum romanlarımı. Yaklaşık 10 senedir bunu yapıyorum. Londra çok kültürlü, kozmopolit yapısıyla iyi geldi bana. Ama bence esas mesele ara ara İstanbul'dan çıkmak. İlla yurt dışı olması gerekmiyor. Kimi için güneyde bir yere çekilmek, teknede yaşamak ya da bir sahil kasabasına kapanmak da olabilir. Yeter ki alışkanlıklarımızın dışına çıkabilelim zaman zaman. İstanbul yoruyor ruhumuzu. Hem yoruyor, hem tazeliyor. O yüzden İstanbul'dan kopmadan ondan uzaklaşabilmenin yollarını bulmalı.~Londra'da sürekli İstanbul'u özlüyorum, İstanbul'da Londra'yı özlüyorum. Bölünmüş bir hayat yaşamak, aynı anda iki mekanda birden olmak tuhaf bir duygu, yorucu da biraz. Yurt dışındayken Türkiye'de okumadığım kadar çok gazete okuyorum. Sürekli memleket var aklımda. Yani uzaklaştım diye kopmuyorum. Belki de tam tersi. İstanbul'dayken o kadar yakından takip etmeyebiliyorsunuz gündemi. Ya da konular biraz daha hafifliyor. Gurbet ilginç bir hal. Aklınız ve kalbiniz sürekli memlekette. Öte yandan İstanbul'da uzun süre kalınca bu sefer başlıyor içimde bir ses “haydi gideyim” diyorum.


<#text>


<#text> Suzan YURDACAN
Fotoğraflar: Zeynel ABİDİN

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

Baharı Hande Erçel ile karşılıyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.