KEREM BÜRSİN’İN EN BÜYÜK HAYALİ

KEREM BÜRSİN'İN EN BÜYÜK HAYALİ

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 04 Mart 2014
KEREM BÜRSİN’İN EN BÜYÜK HAYALİ
<#text>“En Büyük hayalim Hollywood'daki bir Türk oyuncu olmak” diyen Kerem Bürsin, bu hayalinden vaz mı geçti? Mükemmel İngilizce, oyunculuk eğitimi, fizik, yakışıklılık yetmedi mi? Buraya neden geldi? İstanbul'da hiç aşık oldu mu? Oyuncu Kerem Bürsin'le tanışın.


<#text> Kerem Bürsin Türkiye'de doğdu; ancak bebekken ailesi önce İskoçya'ya gitti, ülke ülke gezdi. 2000'de de Teksas'a taşındılar. Kerem lise ve üniversiteyi orada okudu. Gerisini “Güneşi Beklerken” dizisi sayesinde tanıdığımız Kerem Bürsin anlatsın.


<#text>


<#text> ELLE: Niye Teksas'ta yaşadınız?


<#text> KEREM BÜRSİN: Babamın işleri yüzünden birçok ülke gezdikten sonra Teksas'a taşındık.


<#text> ELLE: Oyunculuğa orada mı başladınız?


<#text> K.B.: Evet, lisede başladım.~ELLE: Oyunculuk yapınca okulda popülariteniz arttı mı? Yani kızların ilgisi çoğaldı mı?


<#text> K.B.: Hayır, okulda asıl sporcu olmak popülerdi. Zaten ben de spor yapıyordum. Oyuncu olmak, okuldaki tiyatro faaliyetleriyle ilgilenmek hiç havalı değildi. Gerçi ben oyunculuğa başlayınca insanların hoşuna gitti. Beni daha popüler yaptı mı, yapmadı mı bilemem; ama olumsuz yorum da gelmedi. Neyse, okulda son sene bir tiyatro yarışması yapıldı...


<#text> ELLE: Ve yarışmayı siz kazandınız.


<#text> K.B.: Öyle oldu. Böylece lisedeki son yılımda karaktere girmek, oyunculuk nedir, ne değildir, öğrenmeye ve araştırmaya başladım.


<#text> ELLE: Lisede bile bunu bu kadar ciddiye mi aldınız?


<#text> K.B.: Evet ama biraz da öğretmenim sayesinde oldu. O beni teşvik etti. Bir anda oyunculuk sanatıyla tanıştım. Çehov, Moliere gibi oyun yazarlarını merak ettim. O noktada oyunculuğun hiç de basit olmadığını anladım. Ve oyunculuğu sevdim.


<#text> ELLE: Sevdiniz ve sonra ne yaptınız?


<#text> K.B.: Üniversitede oyunculuk eğitimi almaya karar verdim. Aslında çok başarılıydım, ödüller aldım ama...~ELLE: Yoksa aileniz bunu duyunca şaşırdı mı?


<#text> K.B.: Yok, şaşırmadılar çünkü oyunculukla ciddi ciddi ilgilendiğimi görüyorlardı. Sadece gerçekçiydiler. “Tamam, bir oyunda oynadın ve başarılıydı ama...”


<#text> ELLE: Ama ne?


<#text> K.B.: Ama “Bu işler belli olmaz. Bir oyunda başarılı ancak 20 tanesinde başarısız da olabilirsin.” Özellikle babam çok tedirgindi.


<#text> ELLE: Sizce niye tedirgindi?


<#text> K.B.: Para kazanamazsam diye.


<#text> ELLE: Peki anneniz?


<#text> K.B.: O sessiz destekçiydi. Boston'daki Emerson College'a gittim. Bana “Oyunculuk yapmasan ilgini ne çeker?” diye sordu. Reklamcılık, işletme, pazarlama gibi alanları söyledim çünkü bunlar da hoşuma gidiyordu.~ELLE: Siz hiç tedirgin olmadınız mı?


<#text> K.B.: Ben de biraz tedirgindim çünkü Amerika'da yaşadığınızda bu mesleğin kolay olmadığını yani işinizin çok zor olduğunu hemen anlıyorsunuz. Oyuncu olacağım diye tutturanlar epey sürünüyor. O kadar çok oyuncu bu işi çok istemesine, sevmesine rağmen hiç kamera karşısına çıkmamış ki.


<#text> ELLE: Sizce niye?


<#text> K.B.: Kesinlikle şans.


<#text> ELLE: Annenizin seçtiği üniversiteye başlayınca ne oldu?


<#text> K.B.: Benim için çok iyi oldu çünkü orası sadece oyunculuk değil; pazarlama eğitimi de veriyordu. Sinema sektörünü endüstri olarak ele alıp ilgili her şeyi öğretiyordu. Zaten annem de bana “bak marketing okuyacaksın ama bu üniversitede oyunculuk da var...” dedi. Kendim okul arasam bu kadar iyi bir seçim yapamazdım.~ELLE: Yine de oyunculuğa neden Amerika'da, Los Angeles'ta devam etmediniz?


<#text> K.B.: Tabii ki orada da devam edebilirdim. Yine de şöyle bir şey var: Ben Türk'üm, burada iyi hissediyorum.


<#text> ELLE: Los Angeles'ta iyi hissetmiyor muydunuz?


<#text> K.B.: Los Angeles'ta da çok mutluydum. Ancak diyelim ki “audition”a (oyuncu seçimine) gidiyorum. Amerikalı gibi konuşuyorum; ama “Ben Kerem Bürsin” diyorum, herkes şaşırıyor. Türk olmama da şaşırıyorlar. Her seferinde Türkiye muhabbeti başlıyor. Yanlış anlaşılmasın, Türk olmam onlara farklı ve cazip de geliyor. Ama ilk soruları “Peki Türkiye'de ne yaptın? Hangi projelerde rol aldın?” oluyordu. Yok diyorum, ben hep buradaydım. Burada okudum, yaşadım... O anda sihir bozuluyor yani ilgileri azalıyor. Çünkü Los Angeles'ta o kadar çok oyuncu var ki; hepsi yetenekli, hepsi yakışıklı. Yedi milyon kişilik sektörden bahsediyoruz. Hep farklılık arıyorlar. Yoksa benim de en büyük hayalimdi Hollywood'daki Türk oyuncu olmak.~ELLE: Neden geçmiş zaman kullandınız? Yoksa hayalinizden vaz mı geçtiniz?


<#text> K.B.: Yok, asla vazgeçmedim. O anki duygularımdan bahsettiğim için geçmiş zaman kullandım. Bu arada, bana ismimi değiştirmemi de önerdiler. Bunu düşündüm de; düşünmedim dersem yalan olur. En basiti, insanlar ismimi nasıl söyleyeceklerini bilemiyorlardı. Yine de böyle bir şey yapmak içime sinmedi. Kendi kendime “hayır, ben Kerem'im” dedim. O zamanki kız arkadaşımın babası (ki o da çok iyi oyuncudur) bana “İsim oyuncuyu yapmaz, oyuncu ismi yapar” demişti. Bu beni çok etkiledi. Ben bir oyuncuyum, işimi doğru yaparsam ismin önemi yok.


<#text> ELLE: Tüm bu olumsuzluklara rağmen ne oluyor da oyunculuktan vazgeçmiyorsunuz?


<#text> K.B.: Destek çok önemli. Aile, arkadaşlar, oyuncu koçun olmasa altından kalkamazsınız.~ELLE: Türkiye'ye gelişiniz nasıl oldu? Neden buradasınız? “Güneşi Beklerken” dizi teklifi nasıl yapıldı?


<#text> K.B.: Geçen sene Türkiye'ye gelmiştim. Bu arada Amerika'daki ilk filmimi çektim, başarılı da oldu ama sonra yine durgunluk yaşandı. Kuzenimin düğünü için buradaydım. Akşam uçağa bineceğim, herkes bana “burada kal, endüstrisi gelişiyor, burada oyunculuk yapmayı düşünür müsün?” gibi şeyler söylüyor.


<#text> ELLE: Düşündünüz mü?


<#text> K.B.: Düşündüm ama çok da ciddiye almadım. Ve Gaye Sökmen'le tanıştım. Onunla konuşunca kalmaya karar verdim. Türkiye'de kalınca en kötü ne olabilir ki? Kendi kendime “başarısız olursam Yeni Zelanda'ya kaçarım, oradaki çocuklara oyunculuk dersi veririm” dedim.


<#text> ELLE: Yeni Zelanda da olsa, illa oyunculuk diyorsunuz.


<#text> K.B.: Zaten nerede olursam oyunculuk olacak, o kesin. Buna çoktan karar vermişim. Oyuncu olmak için yaşamak lazım. Ne kadar çok şey yaşarsan o kadar iyi oyuncu olursun. O yüzden de Türkiye'de kalmak çok cazip geldi.~ELLE: İstanbul'a alıştınız mı?


<#text> K.B.: İstanbul'a bayılıyorum. Her yönüyle çok güzel. İstanbul'u ziyaret etmek başka, yaşamak bambaşka. Burada kalarak ülkem hakkında çok şey öğrendim. Anneannemle ve büyükbabamla da bambaşka bir ilişkim oldu.


<#text> ELLE: Oyuncu için çok yakışıklı olmak avantaj mı?


<#text> K.B.: Ben çok yakışıklı değilim. Neyse ki, işim yakışıklı olmak değil. İşim oyuncu olmak.


<#text>
ELLE: Kadınları da konuşalım...


<#text> K.B.: Yaşadığımız dünyada kadınların işi çok zor. Kadınlara çok saygı duyuyorum.


<#text> ELLE: Kadınlara saygıyı size kim aşıladı; anneniz mi, babanınız mı?


<#text> K.B.: İkisi de; ama asıl babam. Kadınlara değer vermemi, asla el kaldırmamamı, kadınlara kapıyı açmamı, önden gitmelerini beklememi, hepsini o öğretti. Bana hep “kadınları sen koruyacaksın” der.


<#text> ELLE: Babanızı dinlediniz mi?


<#text> K.B.: Tabii ki çünkü ben de öyle olması gerektiğine inanıyorum. Bu aslında içsel bir şey, içinden geldiği için yapıyorsun.~ELLE: Nasıl kadınları beğeniyorsunuz?


<#text> K.B.: Ayakları üzerinde duran kadın, bana çok çekici geliyor. Çünkü biliyorsun ki o sana muhtaç değil. Özgüven de çok önemli. Ukalalıkla karıştırılan özgüvenden bahsetmiyorum. Kadının esprili olması da güzel. Siz kadınlar çok değişik, çok şey yaşayan değerli varlıklarsınız. Böyle bir dünyada kadın olarak başarılı ve güçlü olmak kolay değil.


<#text> ELLE: Flört etmeyi sever misiniz?


<#text> K.B.: Bir kadını rahatsız etmek istemem yani rahatsız etmekten çekinirim. Tabii ki flört yani böyle şeyler o anki akışa bağlı. Centilmenim demek istemiyorum; ama ilişkilerde uyulması gereken bazı kodlar var. Günümüzde maalesef bazı şeyler pek kalmamış. O manada biraz klasik bir insanım.~ELLE: Hiç kalbiniz kırıldı mı?


<#text> K.B.: Tabii ki. Lisedeyken kalbim çok fena kırılmıştı. Beni müzik tedavi etti.


<#text> ELLE: Peki, Türkiye'de hiç aşık oldunuz mu?


<#text> K.B.: Hayır, hiç aşık olmadım.


<#text> ELLE: Olmak ister miydiniz?


<#text> K.B.: İstanbul'da aşık olmayı çok isterim.


<#text> ELLE: Çok aşık olup da evlenmeyi isteseniz, kendinizi “önce kariyerim” diye frenler misiniz?


<#text> K.B.: Oyunculuk benim için çok önemli. Aşık olacağım insan bunu anlar ki, eminim ona bunun için aşık olacağım. Aşkın, kariyerimi olumsuz etkileyeceğine inanmıyorum.


<#text>


<#text> Suzan YURDACAN, Fotoğraflar: Jerry STOLKWIJK Styling: Melis AĞAZAT

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

ELLE Mart Sayısı Çıktı!

Baharı Hande Erçel ile karşılıyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.