MASAL ŞEHRİ: ST PETERSBURG

MASAL ŞEHRİ: ST PETERSBURG

Fotoğraf: Dünyanın en eski ve en büyük sanat ve kültür müzesi, Hermitage Müzesi 1764'de kurulmuş (solda). Şehir kuş bakışı adeta bir kartpostal gibi.

Tasarımlarını şık ve global olarak tanımlayan Selim Baklacı, bugüne kadar sadece harika koleksiyon ve defilelere değil, uluslararası alanda pek çok proje ve sergiye de imza attı. Zaten hayalleri de sınır tanımıyor... Yine çok önemli bir etkinliğin parçası olmak üzere, bundan iki yıl önce gittiği Rusya'nın ikinci büyük ve en çok ziyaret edilen şehri St. Petersburg'u, tasarımcı olarak da deneyimleyen Selim Baklacı'dan dinledik.
St. Petersburg'a ne zaman, ne için gittiniz?
Mayıs 2013'te The Musical Olympus Vakfı (1995 yılında St Petersburg'ta kurulan ve uluslararası kültürel projeler üreten ve destekleyen bir vakıf) için, zamanında çarların yaşadığı saray olan The Catherine Palace'da düzenlenen bir yardım balosunda 2013 yaz koleksiyonumu sergilemek üzere gitmiştim.

Hep gitmek istediğiniz bir yer miydi?
Şehri merak ediyordum ancak bu ziyaretim tamamen tesadüf oldu. Yani tasarladığım bir şey değildi. Davet alınca gitmeye karar verdim.

Havalimanından şehre vardığınızda ilk izlenimiz neydi? Hemen sevdiniz mi, neler hissettiniz?
St. Petersburg çok etkileyici, sevilmeyecek bir yer değil. Rusların Avrupa kentleriyle yarıştırdığı, mimarisiyle etkileyici bir tarihi olan, kendi de sanat eseri gibi bir şehir.

Kaç gün kaldınız?
Maalesef sadece üç gün kaldım. Kempinski Hotel'de konakladım.

Üç günde nereleri gezdiniz?
Bu şehirde, The Catherine Palace'ın dev balo salonlarında yeni koleksiyonumun sergisini kurmak için bulunsam da yer itibariyle çok şanslıydım. Orası eski şehir merkezinde bulunan dev bir saray kompleksi. İçinde onlarca küçük saray da barındıran bu yapıda iki gün geçirmek inanılmaz bir deneyimdi.

Bu süre içerisinde en çok hoşunuza giden neydi?
Sergi kurulumunu yaptığımız sarayda gündüz turistler halıların üzerinde muazzam bir tek sıra halinde gezip fotoğraflar çekerken, biz dev balo salonlarında sergiyi hazırlıyorduk. Akşam The Musical Olympus Vakfı'nın uluslararası yardım balosu için smokin ve tuvaletli 400 kadar davetliyle vals yaptık. Güneş gece yarısına kadar batmadığı için bitmeyen tarihi bir gün yaşadık. İnanılmazdı.

Yemekler nasıldı?
Yemekler açıkçası biraz soğuk ve et çeşitleri ağırlıklı olduğu için pek bana göre değildi fakat milli içecekleri her yerdeydi.

Etİketler