THROWBACK: RACHEL ARAZ KİRESEPİ İLE MALDİVLER GÜNLÜĞÜ

Sosyal medyanın mizah kalitesi yüksek stil kadını Rachel Araz Kiresepi, Maldivler günlüğünü Elle için yazdı.

Pandemi sırasında kimilerimiz pencereden bakmaya ürksek de sosyal medyanın mizah kalitesi yüksek stil kadını Rachel Araz Kiresepi Maldivler’e kadar yol aldı. Üstelik iki çocuğuyla birlikte. Rachel, Maldivler günlüğünü Elle için yazdı.

“Valiz yaparken geçen yaz giyemediğim her şeyi koymuş, vaktimizin %99’unu kumda geçireceğimizi bilsem de topuklu ayakkabı (!) bile getirmiştim. Pek tabii ki çoğunu giymedim. Instagram olmasa sadece parmak arası terlik ve pareoyla dünyanın en mutlu insanıydım. O güne kadar gittiğimiz tüm seyahatlerin en değerlisiydi benim için.”


Yeni normalimizde hiçbirimiz artık eskisi gibi seyahat edemiyoruz, ailemiz ve arkadaşlarımızı göremiyoruz, online mecralara doluşuyor ve artık bir türlü çıkamıyoruz. Maldivler’e gitme fikri aslında bir aile dostumuzun çocuklarıyla birlikte uzun süre sonra uçağa binip Maldivler’e gitmeleri ve çok keyifli bir tatil geçirmeleri sohbetinden çıktı. Hiç aklımızda yokken, İstanbul’da AVM’ye, restorana bile korkudan doğru düzgün gidemiyorken uçağa binme fikri tabii ki hepimize çok uzaktı. Uçağa PCR testi olmadan kimsenin alınmıyor oluşunu duyduğumuzda rahatladık. Maldivler ve Male bölgesinde sıfır vaka olması da kulağımıza çok rahatlatıcı gelmişti. Üç yaşındaki kızım ve bir yaşındaki oğlum dahil hepimiz 48 saat öncesinde PCR testi olduk. Tüm uçak boyunca maskelerimizi çıkarmadık. Uçaktayken, eski zamanlarda bu kadar normal bir eylemin şimdi bana ne kadar anormal geldiğini düşündüm.

“Uçağımız gece 02:00’de olduğu için çocuklar da biz de uyuduk. Sabah uyandığımızda Male’ye varmıştık. Orada bir tekneye bindik ve otele geçtik. Tüm personeller maskeliydi ancak misafirler açık havada maskesiz durabiliyordu. Maldivler’de bence kalınan otelin hiçbir önemi yok. O denize bakmak ve kumlara basmak en büyük lüks!”


“Bu tatil her şeyden uzaklaştığım, ama aslında nükleusumla (yani ailemle) bir olduğum özgürleşme ve enerji olarak dinginleşme haliydi benim için. Sanki hiçbir şey olmamış gibi, her şey eskisi gibi, alıştığımız gibi, bildiğimiz gibi, gördüğümüz gibi, olması gerektiği gibi... Umarım gelecek normalimiz geçmiş normalimiz gibi olur.”

İşim dolayısıyla da çok seyahat ediyordum, hem de çoğunda çocuklu. Oğlum Lionel’in doğumu da pandemiye denk geldiği için yaklaşık iki senedir yurtdışına hiç çıkmamıştım. Evden ayrılmak beni ilk defa bu kadar özgür ve hafif hissettirdi. Uçakta oturduğumuz bölgedeki havanın her üç dakikada bir temizlenip değiştiğini de öğrenmek beni bir nebze rahatlatmıştı. Fazla sayıda maske, uçakta her yeri silmek için dezenfektan sprey ve mendil el çantalarımızın zaten artık vazgeçilmeziydi.


“Uçağa binmeden 1 gün önce tekrar hepimiz PCR testi olduk. Yine gece uçağa bindik ve sabah güzel anılar ve enerji dolu bir depoyla İstanbul’a vardık. Aile büyüklerimizi ve görüştüğümüz kimseyi riske atmamak için üç gün sonra tekrar test olduk.”


“Ben her seyahatin beni hem değiştirdiğini, hem de dönüştürdüğünü düşünürüm hep. Acaba burada yaşasaydım nasıl biri olurdum, ne iş yapardım, ne yerdim, ne giyerdim, saçım kısacık aklım da daha uzun olur muydu diye düşünürüm... Hayat mottom da beni en etkileyen filmlerden biri Cloud Atlas’tan: Travel far enough, you meet yourself’tir. Ne kadar çok ve uzağa seyahat ederseniz, kendinizi o kadar iyi tanır, gerçek ‘siz’le tanışırsınız.”

Yazı:  Serli Gazer Boyacı

ELLE Türkiye Mayıs 2021 sayısından alınmıştır.