Galeri Duvarlarının Ötesinde “

“Sanatın Yanında Geleceğe Yatırım” yaklaşımıyla yola çıkan Ruzy Gallery, yeni sezonunda galericiliğin sınırlarını yeniden ele alıyor. Kurucusu Esra Çevik ile “Beyond the Walls” programını, kamusal sanat projelerini ve galerinin gelecek planlarını konuştuk.

Ünal Baş ÜNAL BAŞ 02 Kasım 2026

Esra Çevik, Fotoğraflar: Ruzy Gallery


Sanatı desteklemeyi geleceğe yapılan bir yatırım olarak gören Ruzy Gallery, 2026–2027 sezonunda “Beyond the Walls” başlığıyla galeri mekânının dışına açılıyor. Sergilerden kamusal sanat projelerine, mimarlıkla kurulan iş birliklerinden uluslararası sanatçı programına uzanan bu yaklaşım, galerinin sanat dünyasındaki rolüne ilişkin yeni sorular ortaya koyuyor. Ruzy Gallery’nin kurucusu Esra Çevik ile galericiliğe bakışını ve sanatın kent yaşamındaki yerini konuştuk.

Ruzy Gallery, Contemporary Istanbul 2026, Pinprick,  Marta Syrko, Tom Fellows

Ruzy Gallery’yi kurarken geleneksel galeri modeline bir koleksiyoner olarak yaklaştınız. Bugün ise sergilerin yanı sıra kamusal sanat projeleri, mimarlık ve sanat danışmanlığı gibi farklı alanlarda da çalışıyorsunuz. Geride kalan birkaç yılda, bir galerinin nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğine dair düşünceniz değişti mi?
Bence galerinin temel rolü değişmiyor: sanatçı, koleksiyoner, izleyici ve toplum arasında bir aracı olmak. Bununla birlikte, günümüzde galeri modeli teknolojik gelişmeler ve değişen ekonomik koşullar doğrultusunda dönüşüyor. Sanatçılar eserlerini geniş kitlelere doğrudan ulaştırmak için giderek daha fazla imkâna sahip oldu. Bu nedenle geleneksel yaklaşımları yeniden değerlendirmek gerekiyor.

Galeri anlayışım yalnızca bir koleksiyoner olarak edindiğim deneyimle değil, ekonomi alanındaki eğitimimle de şekillendi. Ruzy Gallery’de galeriyi; sergilerin, uluslararası sanat fuarlarının, holdingler ve mimarlık ofisleriyle iş birliklerinin ve sanat danışmanlığının tek bir stratejinin parçalarını oluşturduğu bütüncül bir ekosistem olarak görüyoruz.

Geçen yıllar içinde galeriyi yalnızca sanatın sergilendiği ve satışa sunulduğu bir mekân olarak değil; sanatın toplumla bütünleşmesini, uzun vadeli iş birliklerinin gelişmesini ve bilinçli koleksiyonerliğin desteklenmesini sağlayan bir platform olarak görmeye başladım.

Galerinin yeni sezon mottosu “Beyond the Walls”. Bu başlık yalnızca sanatın galeri duvarlarının dışına çıkmasına değil, Ruzy’nin galericiliğe daha geniş bir çerçeveden yaklaşmasına da işaret ediyor. Bugün sizin için bir galerinin sınırları nerede başlayıp nerede bitiyor?
Bence bir galerinin sınırları artık fiziksel mekânıyla tanımlanmıyor. Galerinin rolü, sanatçıları ve eserlerini sergilemenin ötesine geçerek sanatı mimarlıkla, kamusal alanla, kurumlarla ve toplumla buluşturmayı da kapsıyor.

Ruzy Gallery olarak “Beyond the Walls” yaklaşımını, galerinin rolünü yeniden düşünmek ve sanatın farklı alanlarda nasıl var olabileceğini araştırmak olarak görüyoruz. Holdingler, mimarlık ofisleri ve gayrimenkul geliştirme projeleriyle kurduğumuz iş birlikleri, sanat danışmanlığı ve kamusal sanat projeleri bu yaklaşımın bir parçası. Bu süreçte galeri yalnızca bir sergi platformu değil; sanatçı, koleksiyoner, mimar ve farklı sektörlerden paydaşlar arasında bağlantı kuran bir aracıya dönüşüyor.

Bizim için önemli olan, sanatı galeri duvarlarının dışına taşımaktan çok, onu hayatın farklı alanlarına kalıcı ve anlamlı biçimde entegre edebilmek. Bu nedenle “Beyond the Walls”, yalnızca fiziksel sınırların ötesine geçmeyi değil, galerinin üstlenebileceği rolü ve yaratabileceği etkiyi genişletmeyi ifade ediyor.

Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” sergisi

Yeni sezonda Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” sergisinden Çağatay Odabaş’ın “The Hero”suna, Tomo Campbell’ın da yer alacağı grup sergisinden Arne Quinze’in kamusal sanat projelerine uzanan oldukça geniş bir program var. Birbirinden farklı bu sanatçıları aynı programda buluştururken sizin için belirleyici olan neydi?
Bu sezon, galerinin sınırlarını fiziksel mekânının ötesine taşımaya odaklanmaya karar verdik. Galerimizde gerçekleşen sergi programı da bu fikri geliştirmeye devam ediyor. Programımızı her yıl bir büyüme stratejisi olarak şekillendiriyor; galeriyi bir yıl sonra nerede görmek istediğimizden ve hangi yönde ilerlemeyi hedeflediğimizden yola çıkıyoruz.

Bu yıl, sanatla kurulan etkileşimin farklı biçimlerini genişletmeyi hedefledik. Sezonumuz, Contemporary Istanbul’a katılımımız ve 212 Fotoğraf Festivali’nin paralel programı kapsamında sunulan Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” sergisiyle başladı. Bu sergi, fotoğrafı Ruzy Gallery için yeni bir mecra olarak programımıza dahil ediyor.

Sezon, Çağatay Odabaş’ın “The Hero” başlıklı sergisiyle devam edecek. Bu sergi, sanatçıyla son iki buçuk yıldır sürdürdüğümüz iş birliğinin gelişimini de ortaya koyuyor.

2027’nin ilk yarısında ise yeniden uluslararası iş birliklerine odaklanacağız. Sezonun merkezinde, Arne Quinze’in kişisel sergisiyle birlikte hayata geçirilecek kamusal sanat enstalasyonu yer alacak. Bu proje, galerinin fiziksel sınırlarının ötesine geçme ve sanatı mimariyle kentsel çevreye entegre etme hedefimizi özellikle güçlü bir biçimde yansıtıyor.

Genel olarak 2026–2027 sezon programı, Ruzy Gallery’nin daha geniş vizyonunu ortaya koyuyor: uluslararası sanatçıları, farklı izleyici kitlelerini ve sanatın var olabileceği yeni bağlamları bir araya getiren bir platform olmak. Kişisel sergilerden kapsamlı heykel projelerine uzanan her iş birliği, sanatın galeri duvarlarının ötesine geçerek daha geniş bir kültürel ve toplumsal alanın parçası hâline geldiği bütünlüklü bir stratejinin parçası.

Ruzy Gallery, Contemporary Istanbul 2026, Arne Quinze, Lupine Alpestris

Arne Quinze ile iş birliğinizin ilk sonuçlarından biri Contemporary Istanbul’da sergilenen heykeliydi. Sırada İstanbul için geliştirilecek büyük ölçekli kamusal proje ve ardından sanatçının Ruzy’deki ilk solo sergisi var. Sergi mekânının dışına çıkan bu tür projelerde galerinin rolü ne oluyor?
Arne Quinze ile iş birliğimiz, Contemporary Istanbul’dan önce, ilkbaharda başladı. Bu nedenle sanatçının heykelinin fuarda sergilenmesini, hâlihazırda daha kapsamlı bir proje çerçevesinde gelişmekte olan iş birliğimizin kamuoyuna ilk kez sunulması olarak değerlendiriyorum.

Danışmanlık programımız kapsamında, Türkiye’deki bir holding ile iş birliğine başladık. Bu proje için Beşiktaş’taki bir kompleksin mimari ve kamusal alanına sanatın entegre edilmesini önerdik. Arne Quinze’in heykelini ise kompleksin temel görsel unsuru ve zaman içinde onu tanımlayan, ayırt edici simgelerinden biri olacak eser olarak seçtik.

Bu tür projelerde galerinin rolü, sanatçı ile işveren arasında aracılık yapmanın çok ötesine geçiyor. Ruzy Gallery olarak konseptin fikir sahibi, küratörü ve proje yöneticisi konumundayız. Müşterimize, bu ölçekte bir heykelin yalnızca dekoratif bir unsur ya da mimariye eklenen bir tamamlayıcı olmadığını anlatmak bizim için önemliydi. Böyle bir eser, bütün bir kompleksin kimliğini şekillendirebilir, onun ayırt edici bir simgesine dönüşebilir ve insanların mekânı nasıl algıladığını, onunla nasıl ilişki kurduğunu değiştirebilir. Sanat, bir mimari projeye, yapının işlevinin çok ötesine geçen bir anlam kazandırabilir.

Arne Quinze’in Ruzy Gallery’de gerçekleşecek kişisel sergisi, bu iş birliğinin bir sonraki aşaması ve kamusal heykelle başlayan hikâyenin devamı olacak. Sergi, sanatçının pratiğini daha derinlemesine ele alırken, eserinin İstanbul’daki varlığını ve anlamını daha geniş bir bağlamda değerlendirme imkânı da sunacak. Böylece kamusal sanat ve galerinin sergi programı birbirinden bağımsız iki alan olarak kalmayacak, aksine birbirini tamamlayacak.

Bu proje, galericilik pratiğimizin gelişimi açısından önemli bir adım. Çünkü çağdaş sanat, mimarlık, gayrimenkul geliştirme ve kamusal alanın kesişiminde bir galerinin nasıl çalışabileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, burada söz konusu olan yalnızca Ruzy Gallery’ye özgü bir gelişme değil. Bu tür projeler, sanatçıları temsil etmenin yanı sıra kapsamlı kültürel girişimlerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesinde de profesyonel ortaklar olarak galerilere duyulan güvenin arttığını gösteriyor.

Özellikle önemli bulduğum nokta, projenin özel bir şirketin desteğiyle hayata geçiriliyor olmasına rağmen taşıdığı anlamın tek bir işverenin çıkarlarının ötesine geçmesi. Heykel, kentsel çevrenin bir parçası hâline gelecek. Eserin uzun vadeli bir kültürel değer kazanacağına ve çağdaş İstanbul’un hafızasında yer edecek heykellerden biri olacağına inanıyoruz.

Ruzy’nin kuruluşundan bu yana Türkiye’deki sanat ortamıyla uluslararası sanat dünyası arasında bir bağ kurma hedefi var. Peki sizin için “uluslararası bir galeri” olmak ne anlama geliyor? Farklı ülkelerden sanatçıları İstanbul’a getirmenin yanında, bunun için başka neler gerekiyor?
Uluslararası bir galeri olmak, elbette bulunduğu ülkenin kültürel bağlamından bağımsız olmak anlamına gelmiyor. Biz Türkiye’de faaliyet gösteriyoruz ve yerel sanat piyasasının kültürel dinamiklerini, geleneklerini ve kendine özgü koşullarını göz önünde bulunduruyoruz. Bununla birlikte, Ruzy’nin gelişim stratejisinde uluslararasılaşma önemli bir yer tutuyor. Çünkü Türk sanatçıların uluslararası sanat sahnesinde daha görünür hâle gelmesinin, Türkiye sanat piyasasının gelişimi ve genişlemesi açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz.

Ruzy olarak Türkiye ile uluslararası sanat dünyası arasında çift yönlü bir köprü kurmayı hedefliyoruz. Uluslararası sanatçıları Türkiye’de tanıtırken yalnızca yeni sanatsal yaklaşımları ve farklı ifade biçimlerini yerel izleyiciyle buluşturmuyoruz; aynı zamanda uluslararası sanat çevreleriyle ilişkilerimizi geliştiriyor ve Ruzy’nin uluslararası görünürlüğünü de güçlendiriyoruz. Her iş birliğini bu açıdan değerli buluyoruz; çünkü her biri yeni ilişkilerin, diyalogların ve uzun vadeli fırsatların önünü açıyor. Önümüzdeki dönemde Ruzy’yi uluslararası sanat fuarlarında da temsil etmeyi hedefliyoruz.

Dergide Bu Ay

ELLE Ekim 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Ekim 2026 Sayısı Çıktı!

Zamanın ötesinde bir duruş, çok katmanlı bir ruh ve kanatlanan hayaller. Eylül Lize Kandemir, Tiffany & Co. “Bird on a Rock” koleksiyonuyla ELLE Türkiye Ekim sayısının kapağında.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.