YENİ GÜÇLER

2020 kadın süper kahramanların yılı...

Pandemi içinde olmasaydık bu yaz iki süper kahraman filmi birden izleyecektik. Ortak özellikleri başrollerin ve ezici çoğunluğun kadınlara ait oluşuydu. Ve hatta 2020 kadın süper kahramanların yılı. Bir zamanlar erkeklerle özdeşleştirilen türde gelenekler nihayet yıkılıyor.

Battle of the Sexes” (Cinsiyetlerin Savaşı) başlıklı bir araştırmaya göre süper kahraman filmlerindeki sürenin yüzde 91’inde ekranı erkekler işgal ediyor. Yani her 13 dakikaya karşılık kadınlar sadece dört dakika ekranda kalıyor. Birkaç sene öncesine gidelim. 2017 yılında Hillary Clinton, Birleşik Devletler’de başkanlık yarışına girdiğinde, Maria Grazia Chiuri, Dior’un tarihteki ilk kadın kreatif direktörü olduğunda popüler kültürde kadının yerinin değiştiği ve erkeklerle özdeşleşen rollerin değişmeye başladığı konuşulmuştu. (Bundan birkaç yıl sonra New York Times’dan Forbes’a kadar tüm yayın kuruluşları pandemi boyunca sürecin en iyi kadınlar tarafından yönetilen ülkelerde ilerlediğinin altını çizecekti.) Hemen arkasından sinemada özellikle erkek egemen bir alan olan süper-kahraman filmlerindeki kadınların eksikliği gündeme geldi. 2005’ten beri devam eden “Dr. Who” dizisinde ana karakteri bir kadının canlandırması için beklenilen süre 12 yılı aldı. Gal Gadot’un “Wonder Woman” olarak karşımıza çıkışı da bu yıllara tekabül ediyor. Üstelik filmi bir kadın, Patty Jenkins yönetecekti.

 FOTOĞRAF: RICCARDO TINELLI STİL: MONTOLIU MANGRANE SYL. MODEL: SHLOMIT MALKA (UNO MODELS)

BBC tarafından 10-19 yaşları arasındaki kız çocuklarıyla bir araştırma yapılmış. Ankete katılan gençlerin üçte ikisi ekranda yeteri kadar lider ruhlu, güçlü kadın karakterler görmedikleri için kendilerini yeteri kadar cesur ve emin bulmadıklarını söylüyorlar. Güçlü olmak için elbette tekme savurmak, dünyayı kurtarmak gerekli değil. Tek çocuğunu bir başına yetiştirmeye çalışan bir kadın da elbette güçlüdür, ama tabii ki gençlerin ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Çünkü temsil her şeydir. “Superpowering Girls” başlıklı raporda aynı zamanda erkeklerin de düşünceleri sorulmuş. Erkeklerin yüzde 57’si fikirlerinin değer gördüğünü söylerken, oran kadınlarda yüzde 38. Cesaret ve kendine güven duyma konusunda erkeklerde oran yüzde 80’lerdeyken, kız çocuklarında bu oran yüzde 70’lerde.

#MeToo ışığında Oscar’larda Frances McDormand ödülünü kucaklarken insanın tüylerini diken diken eden bir konuşma yapmıştı. Birkaç gün sonra “Black Panther”da (ana karakterlerin ikisi de erkek olmasına rağmen, orana vurulduğunda en fazla kadın karakterin yer aldığı süper kahraman filmi) fırtınalar estiren Michael B. Jordan da McDormand’ın izinden giderek yapımcılarla yapılacak toplantılarda hem kamera önünde hem de arkasında cinsiyet, ırk gibi konularda yeterli çoğunluk olmadığı takdirde prodüksiyon içinde yer almayacağını açıklamıştı. Her iki oyuncu da herkesi bu eşitliği gözetmeye davet etmişlerdi.

GERÇEK AMAZONLAR

Akademi Ödüllü Brie Larson’ın başrolünde olduğu yani ana karakteri canlandırdığı “Captain Marvel” 2019 yılında Kadınlar Günü’nde vizyona girdi. Toplam bir milyar dolarlık bir gişe hasılatı yapan film hem ilk haftasında en büyük açılışı yapan, hem de yılın en çok seyredilen altıncı filmi olmuştu. Bu ve benzer başarılar yıllar boyunca “kadın filmleri gişe yapmaz” savını çürüttüğü için elbette önemli. Amerikalı çizgi karakter yaratıcısı Stan Lee yıllar boyunca en zayıf rolleri kadınlar için yazdığından dolayı eleştiriliyordu. Brie Larson, Captain Marvel’daki rolü kabul etmesinde de bu tarz yaklaşımların ön planda olduğunu söylüyor: “Daha geniş kitlelere ulaşabildiği için, anlatmak istediğimi daha fazla insan duyabileceği için kabul ettim. Biz örnek olmalıyız, insanların fikirlerini değiştirmeliyiz” diyor.

80’li ve 90’lı yıllarda yaratılan kadın karakterlerin durumu pek de iç açıcı sayılmazdı, hatta aşağılayıcı olduklarını bile söyleyebiliriz. Genelde stereotipik karakterlerdi aslında bunlar. Vücut ölçüleri bakımından erkeklerin gözünde yaratılan kusursuz kadınlar. Bu yüzden 2015 yılında Gal Gadot’un Wonder Woman seçildiğini duyan büyük bir erkek kitle, kararı göğüslerinin yeterince büyük olmaması nedeniyle eleştirmişti. Gadot tabii ki sözünü sakınmadan efsanevi bir yanıt vermişti ve “Tüm bunlar boş konuşmalar” demişti. “Asla kimseyi memnun edemiyorsunuz. Gençken eleştirileri çok ciddiye alırdım. Ancak artık eğleniyorum. Gerçek amazonların tek bir memesi var ve bu onların okçulukta usta olmalarını engellmiyordu" diyerek devam etmişti. İşte aslında bu nedenle popüler kültürde, sinemada, televizyonda özellikle geniş kitleleri etkileyen alanlarda temsiliyet önemli.

Çocukluğumda beni ekrana bağlayan She-Ra geçtiğimiz yıllarda Netflix tarafından yeniden yaratıldı. Neredeyse tüm rollerin kadın olduğu çizgi dizi, asırlardır anlatılan prensesler ve hayatları mitlerini yerle bir ederken hem “body positivity” hem de duygularını kullanarak nasıl lider olunabileceğini gösteriyordu. Pek çok çocuk belki izlerken bunun ne olduğunu anlamayabilir, ancak en azından farklı bir kadın karakteri ve imajıyla karşılaştıklarını söyleyebiliriz bu şekilde. Dizideki erkek karakterler bile normlara göre sıra dışı ve diğer tüm kadın karakterleri desteklemek için burada. Yan rollerde izlediğimiz, girdiği kavgalara rağmen asla saçı, makyajı bozulmayan, üstü kirlenmeyen kadın karakterlerden sonra yine güçlü bir temsiliyet.

EZBER BOZMAK

Wonder Woman gibi normalde çoktan vizyona girmesi gereken, ancak pandemi nedeniyle ertelenen bir diğer yapım ise “Black Widow”. Marvel evreninde 10 yıldan fazla bir sürede sekiz kadar filmde karşımıza çıkan Scarlett Johansson ve canlandırdığı karakter Natasha Romanoff da sonunda rol çalarak ana karakter olarak kendi filminde karşımıza çıktı. Üstelik tıpkı Wonder Woman’da olduğu gibi Black Widow’un da yönetmeni yine bir kadın, Avustralyalı yönetmen Cate Shortland. Johansson’a ise Florence Pugh ve Rachel Weisz eşlik ediyor.

Marvel evreninde 10 yıldan fazla bir sürede sekiz kadar filmde karşımıza çıkan Scarlett Johansson sonunda ana karakter olarak kendi filminde karşımızda.

Johansson önceki yıllarda Natasha Romanoff karakterinde onu en çok etkileyen şeyin ne olduğu sorulduğunda şöyle demişti: “Natasha iyi olmayı seçiyor ve bunun için savaşıyor. Ahlaki değerler açısından çok net olmayışı hoşuma gidiyor, çünkü bir insanın, kadının kusurlarını da gösteriyor. Bir kadının süper kahraman sinemasında bu şekilde temsil edilebilmesi hoşuma gitti.” Johansson’a göre karakterini Batman gibi erkek kahraman karakterlerinden ayıran en önemli özellik ise duygusal zekası. Ayrıca Wonder Woman ve Captain Marvel gibi karakterlerin varlığından da memnun. Karakterlerin ortak özelliği daha fazla kadın hikayelerini anlatabilmeye teşvik etmek.

Gal Gadot kendisine uluslararası arenada şöhret kazandıran karakteri Wonder Woman ile 2020’de yeniden beyazperdeye dönüyor. 

Margot Robbie, Quentin Tarantino filminde Sharon Tate’i canlandırdığında yönetmenin kadın karakterine bakışı ve onu sessizleştirdiği eleştirilmişti. Yine bir erkek tarafından yönetilen “Suicide Squad”ın aksine canlandırdığı Harley Quinn karakterini başrol olarak “Bird of Prey”e taşıdığında ve bu kez bir kadın yönetmen tarafından yönetildiğinde filmin ve karakterin atmosferi de değişmişti. Anahtar kelimeler, daha yaratıcı ve renkli oluşu yönündeydi. İlk film, kadınları yine bir seks sembolü olarak gösterdiğinden dolayı çok fazla negatif yorum almıştı.

Margot Robbie, Harley Quinn karakterini hem bir kadın hem de erkek yönetmenin filminde canlandırdı. Hangisinde olumlu eleştiriler topladı dersiniz? 

Film eleştirmeni Phil de Semlyen’in dediği gibi “Kadının bakış açısı, bugüne kadar yazılmış cinsiyet rollerini yerle bir ediyor, gelenekleri yıkıyor. Özellikle heyecan dolu hikayelerde yeni ve ilginç yollar keşfettik bu sayede.”

Ancak özellikle de 2020 kadın süper kahramanlarının yılı oldu. Ertelenen filmlere bakacak olursak 2021’de de onları izlemeye devam edeceğiz. Maisie Williams, X-Men “spin off” serisinde kendi özel filmini çekti, Angelina Jolie ve Gemma Chan’ın bir arada olduğu “Eternals” şimdilik 2021’e ertelendi, ancak filmin yönetmen koltuğunda da bağımsız sinemanın yeni süper gücü Chloé Zhang var. Türün büyük fanı olmasanız da bu filmleri izlemek daha fazla hikayenin çekilip anlatılması konusunda yapımcıların da iştahını kabartacaktır.

Yazı: Aykun Taşdöner 

ELLE TEMMUZ - AĞUSTOS 2020 SAYISINDAN ALINMIŞTIR.