Amsterdam

İlkbaharda hafta sonu kaçamağı

İstanbul’dan Perşembe akşamı gidip Pazar akşamı dönebileceğiniz bir destinasyon. KLM (Hollanda Kraliyet Havayolları) Havayolu günde iki sefer karşılıklı olarak düzenlenmektedir. Güler yüzlü KLM hostesleri uçağın kapısında sizi güler yüzlü bir şekilde karşılıyorlar ve o dakika itibariyle Hollanda’nın güler yüzlü ülkesine adım atmış bulunuyorsunuz.


Özellikle şu sıralar havaların çok güzel gittiği ve lalelerin açtığı rengarenk ve masallar şehri Amsterdam…
Havalimanından trenle 25 dakikada veya taksiyle 15 dakikada şehir merkezine ulaşıyorsunuz.
Otel seçenekleri olarak Amsterdam’da küçük veya büyük çok sayıda otel bulunmaktadır. Bunlar senenin her ayı neredeyse dolu olduğu için ne kadar erken rezervasyon yaparsanız sizin için o kadar iyi olabilir.

Size şu anda en çok tercih edilen üç oteli yazıyorum. Bunların üçü de şehrin merkezinde yer alıyor ve hepsinin kendi bir tarihçesi bulunuyor.
Sofitel Amsterdam The Grand, bir klasik olarak şehrin en merkezi otelidir. Ayrıca ortasındaki bahçesi ve yenilenmiş odalarıyla da tavsiye edilmeye hak kazanmıştır.

İkinci otelse daha butik tarzı ve yaz ayları için özellikle tercih edilen 717 adlı butik oteldir. Prinsengracht adlı kanal üzerinde olup, her odasının ismi başka bir Hollandalı sanatçıya aittir.
İnanılmaz bir servisi olan bu otelin oda fiyatının içinde ayrıca bütün gün lounge’daki içkiler ve küçük aperatifler de içinde.

Size önereceğim son yer, Park Mansion adlı özel bir ev. Vondelpark’a bakan bu otel, “en iyi müşteri yorumları”nı alan otel seçildi. Burası için çok ama çok uzun zaman önceden rezervasyon yapmanız gerekli, yoksa ancak 2012’de yer bulabilirsiniz.
Öğle yemekleriniz için iki yer önereceğim. Birincisi Café Walem; özellikle ton balıklı sandviç ve carpaccio sevenler için. Hip cafe’lerden bir tanesi diyebilirim.
Diğeri “Burger meester” isimli hamburger NY’tan sonra yiyebileceğiniz en iyi yer. Amsterdam ‘da 3 farklı yerdeler ve 3 ‘de her gün dolu.
Akşam yemekleri içinse Hostaria bence bir numaralı İtalyan Mutfağı’yla hala leziz ve çok keyifli bir yer.
BoCinq, şu anda Amsterdam’ın en trendy restoranı diyebilirim. Gece, bar/club havasına dönebiliyor. Sahibi Casper’ın ayrıca Jwoo ve SuzzyWong adında iki kulübü daha bulunmakta.
Fransız ve bistro tarzı bir yer istiyorsanız, Café George özellikle Cuma ve Cumartesi akşamları Amsterdamlıların uğrak yeri.

Şu anda lale sezonu başladığı için lütfen ama lütfen zaman ayırın ve Keukenhof’a gidin! Renklerin arasında kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz.

İlker Topdemir