BİRAZ DA GÜLELİM: 10 YETENEKLİ STAND-UP'ÇI İLE BİR GÜN

10 yetenekli stand up’çıyı sete çağırdık, kah güldük kah sohbet ettik. Mizah iyileştirir diyor ve sözü onlara bırakıyoruz.

ÇOK DA FİFİ, @cokdafifistandup

Stüdyoda bir trafik, bir koşturmaca... Birinin saçı hazırlanırken diğerinin makyajı yapılıyor, öteki bu anı sosyal medyaya mizah sosuyla pazarlarken bir diğeri için kıyafet seçiliyor. Az değil, tam beş kişiler. Dünyanın ilk ve tek kadın stand up grubu olarak anılan ÇOK DA FİFİ kadınlarıyla birlikteyiz.

Sinema televizyon mezunu Hande Yögen, mizah yazarlığından sahneye ışınlanan Deniz Özturhan, setlerde yönetmen yardımcılığı geçmişi bulunan oyuncu Şirincan Çakıroğlu, oyunculuk ve yazarlık yapan Meltem Parlak ve BBC’de çalışırken komedi workshop’una giderek stand up’a başlayan Aslı Akbay, ÇOK DA FİFİ’nin çok eğlenceli ekibini oluşturuyor.

Peki nasıl kesişmiş yolları? Şöyle anlatıyor Meltem Parlak: “İlk kez 2015 Mart ayında BKM Mutfak’ın düzenlediği, sadece kadın komedyenlerin katıldığı bir açık mikrofon gecesinde bir arada sahne aldık. Bu tip geceler devam etti, aramızdan ayrılanlar ve yeni dahil olanlar oldu. 2016’da Ankara Komedi Festivali’ne ÇOK DA FİFİ Stand Up olarak çıktık ve o zamandan beri ekip olarak gösterilerimize devam ediyoruz.”

İyi de neden ÇOK DA FİFİ? En çok merak edilen konulardan birine geliyoruz. “İsmimizin ne olacağına whatsapp grubunda karar vermeye çalışmamızın 125. gününde (!) benim artık beynim yandı ve aman ÇOK DA FİFİ olsun dedim. Durumla dalga geçmiştim aslında ama bir anda bu ismin bizim şovun felsefesine de uygun olduğunu fark ettik. Çünkü mottomuz da: hayatla dalga geçmezsek çatlarız” diye açıklık kazandırıyor Hande Yögen. “Hayat zaten yeterince zor ve hep beraber hayattaki birçok şeye ÇOK DA FİFİ demek gerektiğini düşünüyorum” diye tamamlıyor Aslı Akbay.

KADIN DAYANIŞMASI

Bu arada ÇOK DA FİFİ’nin şovlarına katılmamış okuyucular için söyleyeyim; onlar aynı anda sahne almıyor, sırayla tek tek sahneye çıkıp 15-20 dakika boyunca tek kişilik gösterilerini yapıyorlar. Kısaca yalnızca selam verirken bir aradalar. Meltem Parlak birbirlerini nasıl tamamladıklarını çok güzel ifade ediyor: “Şu an hepimizin sahnede kendine ait bir tavrı ve sahne duruşu var. Herkesin hikayesini işleyişi. Bu renklilik izleyicimize zenginlik olarak yansıyor. Farklı kadın mevzularına farklı yerlerden yaklaşarak birbirimizi tamamladığımızı düşünüyorum. Aramızda güzel bir enerji, tatlı bir hava var. Birbirini seven ve destek olan bir ekibiz.”

O enerjiyi röportaj ve çekim boyunca hissettim; konuşarak değil bakışarak, mimikleriyle anlaşan beş arkadaş, dost, kız kardeş gibiler. Konuşurken şaka mı yapıyorlar yoksa ciddi bir şeyden mi bahsediyorlar pek anlaşılmıyor, mizah anlayışları ve dostlukları iç içe geçmiş ve ortaya ÇOK DA FİFİ çıkmış; iyi ki de çıkmış.

Şovlarında kadınlık hallerini ele alan ÇOK DA FİFİ’nin insanları güldürmekten öte kadın dayanışmasına ve cesarete gönderme yapması, eril mizah anlayışına alternatif oluşturması da dikkate değer. Söz Hande Yögen’de: “Bizim grupta hepimizin derdi başka ama kendi kişisel mizahımızın yanı sıra kadınlık halleriyle ilgili farklı bakış açılarımız bir araya gelince ortak bir temada buluşan, renkli ve dinamik bir şov çıkıyor ortaya. Bu kadınlık halleri stand up dünyasında eksikti. Eril bakış açısından çıkan bir mizah izledik yıllarca. Bizim grubun en kuvvetli ve kıymetli tarafı bu boşluğu doldurması. Kadınlar bu anlamda anlattıklarımızla empati kurarak gülüyor. Karşı cinsin bakış açısını ilk defa bu kadar açık duymak erkeklerde bazen şaşkınlık yaratsa da, onlar da gösterimizden çok eğlenmiş ayrılıyor. Hepimiz farklı karakterlerde ve hayata başka bakan kadınlarız. Bu anlamda seyirci tek kişinin bakış açısı yerine beş komedyenin bakış açısını tek şovda izleme şansı yakalıyor. Birimize gülmezse mutlaka bir diğerimize gülüyor. ”

Yögen grup olmanın avantajlarını çok iyi dile getiriyor. Evet tek tek sahne alıyorlar ama yalnız değiller, aralarındaki bağ, kadın dayanışması ve gücünün simgesi: “Bir şey ters giderse yalnız olmadığını biliyorsun. Bu, her birimize güç veriyor.”

NERELERDE İZLEYELİM?

Aslı Akbay, “Kendimi komik buluyorum, galiba başkaları da komik buluyor ki bu işi yapıyorum” diyor. Hande Yögen, “Kadından komedyen olmaz” sözleriyle cinsiyetçi söylemi ti’ye alıyor. Oyunculuk ve yazarlık yapan Meltem Parlak, “Mizah serisindeki romanlarımı da kıkırdaya kıkırdaya yazmıştım” diye kıkırdıyor. Şirincan Çakıroğlu, “Benim adım Şirincan, bu bir isim değil, bir sosyal sorumluluk projesi. Çocukluğumdan beri gülmek ve güldürmek zorunda hissediyorum” diye dalga geçiyor. Ve Deniz Özturhan, “Çekimde kullandığımız kıyafetleri (ELLE Türkiye çekiminden söz ediyor) özlüyorum. Umarım iyilerdir” sözleriyle çok güldürüyor beni. Devamını stand up’lardan izleyin.

Kasım boyunca Zorlu PSM Touche, Livingroom Art Cafe&Social Club, BKM Mutfak Çarşı ve Feriye İstanbul’un yanı sıra İstanbul ve Ankara Komedi Festivalleri bünyesinde de sahne alacaklar.

MİRAY AKOVALIGİL, @mirayakovaligil


Okuyucuya küçük bir sorum var. Sizce bir avukatla bir stand up’çının ortak özellikleri bulunur mu? Miray Akovalıgil’i tanımadan ve hayat hikayesini öğrenmeden pek olabileceğini düşünmüyordum. Ama onun da dediği gibi var, hem de çok: “Gözlem yeteneğim, ezber kabiliyetim, çalışma disiplinim, devamlı üretim halinde olmam... Daha onlarca ortak özellik sayabilirim.” Evet ailesinden oyunculuk için veto yiyince ve konservatuara gidemeyince kendini hukuk bürolarında avukatlık yaparken buluyor Miray: “Ama bu yetmiyordu, maddi olarak değil ama manevi olarak çok eksik hissediyordum. Ani bir kararla hafta sonları oyunculuk atölyelerine gitmeye başladım. Atölyeden arkadaşım Umut Avcı’nın daveti üzerine stand up gösterisine katıldım. Onu izlerken sahneye çıkmamak için kendimi zor tuttum ve hemen bir sonraki hafta düzenlenen açık mikrofon gecelerine kaydımı yaptırdım. Bende bu potansiyel var mı diye bir kere bile düşünmedim.”

Aşk Yeniden dizisindeki Şaziment karakteriyle tanıdığımız Akovalıgil’in hikayesi işte böyle başlıyor. “Bence seyircinin espriye gülmeme riskini göze alabilen herkes stand up yapabilir” diyecek kadar mütevazı, “ben yapamazsam kimse yapamaz” diyecek kadar da özgüvenli bir kadın Miray. Sahne şovları dışında Instagram ve YouTube videolarıyla da insanları gülmekten kırıp geçiriyor: “Bir görseniz nasıl yaratıyorum o videoları... Ayakkabı kutularının üstüne telefonumu dayayarak veya yoldan geçen birine ‘beni bir iki dakika videoya çeker misiniz? Aklıma çok komik bir tipleme geldi’ diyerek… Yaratım çok anlık oluyor, birini görüp işte bu haftanın video konusu diyorum kendime. Takipçilerim paylaşım yapmadıkça çok özlediklerini söylüyor, o yüzden her hafta en az bir post koymaya özen gösteriyorum.”

“GELDİLER AMA BAKALIM GÜLECEKLER Mİ KORKUSU”

Sahnede yalnız olmak ve sürekli insanları güldürmeye çalışmak nasıl bir duygu? “Sanırım stand up yapmak bu hayatta beni en çok korkutan şeydi, hâlâ her sahne günü ‘gelecekler mi?’ ve sonra ‘hadi geldiler, bakalım gülecekler mi?’ korkusu devam ediyor. Sanırım bu korkunun müptelası oldum. Sahnede tek başına olmak ise tamamen bizim tercihimiz, bence burada işin içine biraz ego giriyor. Egosunu kabul edip sahneyi paylaşmak istemeyenleriz biz. Güldürmek mi nasıl bir his? İnanılmaz. Seyirci bana kahkaha atarken o an hiç bitmesin istiyorum. En zor yanı da en keyifli yanı da aynı: Yalnız olmak. Bu çok büyük bir avantaj çünkü teksin ve kimseye verecek bir hesabın yok, canının istediğini yapıp özgürlüğün tadını çıkarabilirsin. Ama aynı zamanda bir dezavantaj da çünkü canın sıkkınken, moralin yerinde değilken veya işler istediğin gibi gitmediğinde sahnede seni kurtaracak bir desteğin yok.”

“GÜLDÜRMEK İÇİN HER ALANDA VARIM”

Miray Akovalıgil insanların en çok bire bir yaşadıkları olay ve durumlar karşısında güldüklerini anlatıyor: “Mesela çok çalışan birinin fazla mesaiye kalan bir çalışan tiplemesini ele aldığım komedi videoma saatlerce gülmesi gibi.” Sahnede bazen en güvendiği esprinin hiç tepki almadığını, en beklentisiz olduğu esprisinin ise salonu kahkahadan yıktığını hatırlıyor. “Bunun sebebi gösterilere gelenlerin her gün farklı kişiler olması. Özetle her yeni gösteri, yeni bir macera bizim için. Bence sahneye çıktığımız anda bir kumar oynuyor ve dua ediyoruz ‘gülsünler’ diye.”

Bence duaya ihtiyacı yok; samimiyeti, değişik mimikleri, hızlı hareketleri, hafif panik havası ve günlük hayatın tam içinden bulup yarattığı karakterlerle güldürmeye devam edeceği garanti.

Son sözleri şöyle: “İlk hedef daha çok gösteri, daha çok seyirci! İnternet dizisi için senaryo yazımı aşamasındayım. Bu arada minik bir sürprizle beni yakında ekranda görebilirsiniz. Son olarak da sosyal medya videolarına devam. Kısaca güldürmek için her alanda varım.”

SERGEN DEVECİ, @sergendeve


Madem bu sayfalarda stand up’çıların hikayelerini okuyorsunuz, okurken de gülün. Söz Sergen Deveci’de: “Geçen gün metroya bindim. Bir beyefendi geldi yanıma merhabalaştık. ‘Bir durak sonra ineceğim gösterinize çok gelmek istedim ama bir türlü gelemedim. Bir şaka yapar mısınız?’ dedi. Hayatım boyunca ilk defa bir şey gerçek mi değil mi diye bu kadar sorguladım. Bazı mesleklerin zorluğu var sanırım. Acaba diyorum biliniyor olmanın verdiği bir eksi mi bu? Hep şeyi düşünüyorum mesela böyle çok ünlü doktorlar var ya, acaba onlara da böyle yolda denk gelince sırtını açan ‘Hocam bir ağrı var bir baksanız’ diyen oluyor mudur?”

Stand up’çıların üzerindeki karşısındakini güldürme zorunluluğu ve baskısı gerçekten de çok büyük. Bu arada evet ben de böyle bir baskı uyguladığım ve röportajda “hadi komik bir şeyler söyle de gülelim” dediğim için yukarıdaki hikayeyi anlattı bana Sergen.

Sergen Deveci müthiş enerjisi, kimliğiyle özdeşleşen fötr şapkası, mütevazılığı ve kocaman gülümseyişiyle komik olmaktan önce kesinlikle çok kibar ve tatlı bir stand up’çı. Tatlı kelimesini kullanmakta ne kadar da haklıymışım. “Sizin neyiniz komik? Neyinize gülüyorlar?” diye sorduğumda bakın ne diyor: “Açık olayım mı? Aslında bence birçok nedeni var ama ben en çok hoşuma gideni söylemek istiyorum. Bir gün birisi demişti ki, ‘Ya o kadar komik değilsin ama o kadar tatlısın ki çok komik duruyorsun’. Bir cümle bu kadar olumsuz başlayıp bu kadar mutlu edemezdi beni. Ben buna inanmak istiyorum çünkü çok tatlı olmak çok güzel değil mi? Hani yakışıklı değilsiniz bir iddianız yok, ama tatlısınız.”

“SİYASETTEN UZAK DURUYORUM”

Peki onun stand up hikayesinde tatlılığı dışında bakalım neler var:

“Bazı insanlar kendi ortamlarında başlarından geçen hikayeleri anlatmayı severler. Bence mevzu tamamen bu. Güzel anlatabiliyor, abartıp, süsleyebiliyor ve tüm bunları bir sahne düzenine uygun hale getirebiliyorsa sonuç güzel bir gösteri olabilir. Açıkçası ben pat diye oldum. Böyle bir teklif geldi ve üzerine çalışıp denemek istedim. Güzel de gidiyoruz umarım hep böyle gülmeye devam ederiz.”

Peki bu kadar kolay mı? Hep gülüyor mu seyirciler?

“Aslında zor bir deneme yanılma yöntemi. Evde yazdığınız bir şeye sahnede anlatınca gülecekler mi diye düşünüyorsunuz. Gülmeye, eğlenmeye gelmiş insanları aslında güldürmek kolay ama sanırım işin ufak sırrı biraz tonlama ve nasıl anlattığınız ile alakalı. Şakayı doğru satarsan her daim alıcısı var. Bazen böyle buz gibi oturuyor seyirci… İşte o zaman bir terslik var, diyorsun.” Hangi konulara asla girmiyor? Tabuları var mı? “Amacımız eğlendirmek, güldürmek ve bir şeyler anlatmak. O yüzden kimseyi kırmamak gerek. Birisi sizin için bilet alıp geliyor ve önemsediği değerlerin rencide edilmesini duymak pek hoşuna gitmez bence. O yüzden siyaset gibi konulardan uzak durmaya çalışıyorum. Zaten orada yeteri kadar şaka yapılıyor.”

ÇİRKİNLEŞECEK KADAR GÜLMEK...

En çok neye gülüyor Türk seyircisi? “İnsanlar kendilerinin başına gelmiş bir şeyleri bir başkasından duyunca daha komik buluyorlar. Sanki hiç yaşamamış gibi ya da “aaaa bunlar mı oluyor ya” dercesine. O yüzden hep kendimden güldürmeye çalışıyorum. Sahnedeki palyaço düşerse seyirci buna güler. Ben palyaçoluğu ve düşmeyi canı gönülden, bilinçli olarak yapıyorum. Seyirciden istediğim tek şey içinden geldiği gibi gülmesi. Bir poz verirken gülmek vardır; insanı çok şık gösterir. Bir de elinde olmayan bir anda gelen bir gülme vardır ya işte o gülme insanı çok çirkin gösterir. Bir insanın çirkin halini görüyorsanız demek ki onu etkilemeyi başarmışsınızdır bence. Gülerken çirkin olan insanlar daimi olarak güzel izler bırakmışlardır. Ayrıca buradan şunu anlayabiliriz demek ki gösterilerim kahkaha tufanı….”

Sergen Deveci’nin kahkaha tufanları BKM Mutfak sahnesinde esiyor. Kaçırmayın!

LESLİ KARAVİL, @leslikaravil


Kesinlikle hızlı cevap veren, sözünü sakınmayan, dobra bir kadın Lesli Karavil. Sizi hazırlıksız yakalayabiliyor. Pat diye yapıştırıyor yanıtı. E size de gülmekten başka yapacak pek bir şey kalmıyor. İyi bir stand up’çı olmak için bu özelliklerin şart olduğunu düşünüyorum. Doğuştan bir yetenek mi peki bu? “Tahminen komedi ve doğaçlama yeteneğinizin olması gerekiyor. Fikrimce iyi bir hikaye anlatıcısı, iyi bir gözlemci, hızlı düşünen, hızlı cevap veren biri olmalısınız. Hayat hakkında merak etmeli ve kendinize inanmalısınız. Bu özellikler bende vardı ama sahne sürecinde onları daha iyi hale getirmek için de sürekli uğraş veriyorum. Daha iyi teknikler araştırmakta, yazdıklarımın içinde bir matematik kurmaya çalışmaktayım. Gösterilerimi videoya çekiyor, beğendiğim ya da çıkarmak istediğim bölümleri not alıyorum. Bu bir iş sonuçta.”

San Francisco’ya okumaya giden, ardından New York ve Barselona olmak üzere 18 yıl yurtdışında kalan Lesli Karavil reklam ajanslarında çalışıp oyunculuk eğitimi de aldıktan sonra ülkesini özlüyor ve 2011 yılında İstanbul’a dönüyor. Karavil 2017’den beri stand up şovlarıyla karşınızda.

“KADINLARA CESARET VEREBİLİYORSAM, NE GÜZEL”

Gülmek ve insanları güldürebilmek, sahnede tek başına ve yapayalnız... “Bu iş yalnız yapılan bir iş gibi görünse de aslında seyirci ile birliktesiniz ve güldürme çabası olmadan keyif almaya odaklanmalısınız. Kısaca sürekli güldürmeye ya da tek başıma olduğuma odaklanmıyorum. Anlatmak istediğim bazı konular var, bunları komedi yolu ile karşı tarafa geçirmeye çalışıyorum. Konu sadece güldürmek değil benim durumumda. Sahneye çıkmaya başladığınızda artık sorumluluğunuz var. Kadın komedyen olarak ne dediğime ve neyi anlatmaya çalıştığıma dikkat ediyorum. İnsanlara, öncelikle kadınlara cesaret verebiliyorsam ne güzel.”

Kadın stand up’çıların azınlıkta olduğu ülkemizde Lesli cesareti, özgüveni, enerjisi ve sözünü sakınmayan tarafıyla tüm kadınlara ilham veren bir karakter.

“ÇİFTLEŞMEKTEN SONRA EN ÇOK RAHATLATAN ŞEY”

İnsanlar neden Lesli’ye gülüyor? Ona “neyiniz komik?” diye sormadan önce kendimce hazır cevap olması ve aslında hayatın en sıradan hallerinde mizahı yakalayabilmesi dikkatimi çekiyor. Cevabı şöyle: “Samimiyim, rahatım, çok hareketliyim, yüksek enerjim var ve biraz korkusuz görünüyorum ama bu yalan. Bayağı korkuyorum, sadece cesaretliyim.” Peki ya güldürememekten korkmuyor mu? Ya işler öngördüğü gibi gitmezse? “Olabilir. Sahnede olmak hayatın içinde olmaya benziyor. Bazı durumlar istediğiniz gibi gitmeyebilir. Ama onu da kabullenmek ve devam etmeyi bilmek gerekiyor. Sahneye çıkmadan sakinleştirici egzersizler yapıyorum. Mekana üç saat evvel gidiyor, orada vakit geçiriyorum. O gün içinde kimse ile gerekmedikçe çok fazla iletişim kurmuyorum. Bir gün önce çok iyi dinleniyorum.”

“Çiftleşmekten sonra insanları herhalde en çok rahatlatan şey gülmek” diyor Lesli Karavil. Öyleyse ne bekliyoruz; 6 Kasım’da Moda’da Oyunculuk Atölyesi’nde, 12 Kasım’da da Zorlu Touche sahnesinde stand up şovları var. Lesli’yle gülmek ve rahatlamak isteyenlere duyurulur.

YASEMİN ŞEFİK, @yaseminsefik


Biri tatlıydı, biri hazır cevap, bir diğerinin sadece tipine bakmak bile gülmek için yeterliydi... Yasemin Şefik de karşı karşıya geldiğiniz andan itibaren güldüren cinsten, hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan. Şeytan tüyü olanlardan, deli dolu, samimi, içi dışı bir, enerjiyle dolup taşan bir stand up’çı o. Neyinize gülüyorlar sorumu, “Geçen sahneler boyunca dikkat ettiğim şey sinirlendiğim şeylere daha fazla güldükleri. Sinirlenme şeklim sarkastik ve aslında sinir bozucu. Yoksa sinirleri bozulup mu gülüyorlar... Beni nasıl bir sürmenajın içine bıraktınız böyle” diye yanıtlıyor.

Çocukken boşuna uydurukçu olduğunu söylemiyor, arada Mad-Max izleyip Tina Turner ya da savaş muhabiri olmak gibi hayalleri bulunsa da uydurukçuluğunun üstüne gidiyor ve anlattıklarıyla bizleri kahkahalara boğuyor.

Uzun zamandır Best FM’de hafta içi her sabah saat 10.00’da Hitnoz isimli bir program yapan, televizyon programları ve dört kitabı bulunan Şefik, çevresindekilerin “radyoda anlattıklarını sahnede anlatsan” baskıları sonucu, stand up yazmaya başlaması ve BKM’nin genel müdür yardımcısı Gülçin Salacan’ın İstanbul Komedi Festivali hazırlığındayken “haydi seni şu tarihe koyduk, hazırlan” demesiyle stand up’a giriş yapıyor. “O paniği unutmam” diye hatırlıyor o günleri.

SAHNEDE TEK BAŞINA OLMAK...

Ben Yasemin Şefik gibi bir stand up’çının asla heyecanlanmayacağı önyargısına sahibim. Ama o her seferinde çok heyecanlandığını gizlemiyor: “Karnıma ağrılar giriyor. Sürekli çişim var sanıyorum. Neden bunu yapıyorum ki diye söyleniyorum. Kulise arkadaşlarım geliyor. ‘Vallahi delisin, nasıl yapıyorsun bu işi’ deyip iyice heyecanlandırıyorlar beni. Sanırım arkadaşlarımı değiştirmem lazım. Sahnede tek başına olmak beni çok korkutuyor. Sırf bu korku yüzünden uzun süre sahne işini ertelemiştim. Sahne, sokakta çırılçıplak koştuğun bir kabus gibi... Ve ben o kabustan uyanıp tekrar uyumaya çalıştığımda umarım aynı rüyayı görürüm diyorum. İşte buna adrenalin manyaklığı denilebilir.

En zor yanı; kaçacağın bir şarkı performansı ya da rol arkadaşının olmaması. Tek başınasın! En keyifli yanı ise şunu düşünmek: Bak birilerini küçük de olsa mutlu ettim, en azından bugün bir şeye gülüyorlar. Hem de bunu tek başıma yaptım.” Türk insanının kendine yakın konulara ve asla yapmam dediği şeylere güldüğünü anlatıyor. “İlişkiler gülme konusunda zirve” diye ekliyor.

“GÜLMEYE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

Yasemin Şefik’in sosyal medyada paylaştığı videolar bir efsane. Takibe almanızı öneririm: “Bazen onları yaptıktan sonra bir utanma geliyor. Sonra geçiyor. Hemen hemen her gün magazin haberlerinde absürt başlıklara kendi kafamı fotoşopluyorum. Story’lerimde #basındaben diye bir akış yaptım, Instagram’dan yayınlıyorum. ‘Çok eğlendik’ konseptine sahip videolar ise radyo programıma gelen konuklarla çektiğim ama aslında hiç eğlenmeme üzerine bir kurgu. Bazen dizi ya da reklam sahnelerine kendi çektiğim sahneleri montajlayıp ekliyorum. Ve birçok karakter çıkarıp video yapıyorum. Aslında hepsinde bir hiciv var.”

Şefik stand up’un geleceği için umutlu. “Stand up sahneleyenlerin sayısı daha da artacak. Gülmeye çok ihtiyacımız var. Dünyanın hali, hikayesi, olanı-biteni belli. Bizde şöyle bir şey var; şu anda başına gelen kötü bir şey için illa ki biri çıkıp ‘ileride buna çok güleceğiz’ der. Çünkü başka türlü geçmez.”

Geçtiğimiz 30 Ekim itibariyle BKM Mutfak Çarşı’da İstanbul Komedi Festivali bünyesinde gösteri sezonunu açan Yasemin Şefik, önümüzdeki yıl boyunca da her ay BKM Mutfak Çarşı’da sahne alacak.

Yine stand up’çılara uygulanan bir baskıyla bitiriyorum röportajı. “Hadi güldür bizi” diyorum. Şefik’in son sözü direkt ELLE okuyucularını hedef alıyor: “Sevgili ELLE okuyucusu, o modelin üstünde gördüğün muhteşem kombin sende öyle durmayacak. Ama yine de sen bilirsin.”

CİHAN TALAY, @talaycihan


Onunla tanışmadan ve röportaja başlamadan önce tipine güldüm ben. Tuhaf ve neden buradayım diyen bir yüz ifadesine sahip ve bu çok komik. Stand up’çılardan beklenen o enerji, yerinde duramama, espri patlatmaya hazır ruh hali onda yok. Sakinliği, sessizliği ve hatta bezginliği diyeceğim, “acaba ardından ne gelecek?”, “nasıl güldürecek?” sorularını sorduruyor haliyle. Aslında oldukça merak uyandırıcı. “Hazır cevap ve pratik zeka olduğumu söylüyorlar ama sahnedeki gibi çok yüksek enerjide değilim, uyanmam vakit alıyor” diye başlıyor söze.

Cihan Talay’ın güldürme yeteneği henüz çok küçükken belli etmiş kendini: “Çocukken annemi, babamı, doğduktan sonra kardeşimi, amcamı, yengemi o zamanlar hayatta olan dedemi, teyzemi, eniştemi, ergenlikte dayımın hanımı yengemi, mahalleden dengimi ve okuldan Engin’i, hemen hemen hepsini güldürüyordum.” Bırakırsak daha sayacak, iyisi mi devam edelim... Çocukken tüm çevresini güldürmesine rağmen hayalinin komedyenlik ve stand up olmadığına nedense eminim: “Küçükken hayalim büyük adam olmaktı. 1.77’de kaldım, oysa ki teyze çocukları falan hep uzun.” Günümüze dönersek aile ve mahalleyi güldürmekle işe başlayan Talay şimdilerde hem Güldür Güldür şovlarında hem de özel stand up’larında daha geniş kitleleri güldürüyor. Neal Brennan ve Jo Koy favori stand up’çıları arasında. “Sahnede heyecanlanıyorum ama bunu belli etmeme savaşım var, bunu fark edenler o halime gülüyor” diye anlatıyor. Bence de Cihan Talay’ın o zorlama sükunetinde kesinlikle komik bir şeyler var. Onun dışında “neyiniz komik?” sorumu “90’lar çocuğuyum, en çok o dönemi yaşayan ya da o dönemde çocuk olanlar, mahalle kültüründe yetişenler bana gülüyor” şeklinde cevaplıyor.

“SAHNEDE OLMAK MÜTHİŞ BİR DUYGU”

Nasıl hazırlanıyor stand up’lara? Konular önceden belli ve her şey planlı mı? “Bağlı kalmaya çalıştığım, kendi yazdığım bir materyal var ama gösteri esnasında seyircilerle iletişim halinde olduğum için metnin dışına çıkabiliyorum. Eski bir doğaçlama tiyatro oyuncusu olduğum için anlık gelişen olaylarda ben de seyircilerle birlikte gülebiliyorum. Bir stand up metni her an karşınıza çıkabilir; gezerken, bakarken, biriyle konuşurken ya da birini dinlerken... Sadece bu konuya bir de şu açıdan baksam mı diye düşünmek gerekiyor. Aslında her şeyi konuşuyorum ama ülke gündemi sürekli değiştiği için dönemin hassas konularından bazen çekiniyor insan ama kendimi tutamadığım çok oluyor. Sahnede olmak müthiş bir duygu. En zor yanıysa sahne saatinin yaklaşması, en çok orada heyecanlanıyorum. Bazen arkadan izliyorum seyirciler ne yapıyorlar diye...”

“Sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz?” gibi sıradan bir soruya verdiği cevapla güldürüyor bizi. “Instagram’ı yakışıklı olduğumu düşündüğüm fotoğraflarımı koymak için kullanıyorum, bu yüzden az fotoğraf var, hiç kolay değil.”

Sıradan anları ve günlük hayatı kullanarak en beklenmedik bir anda güldürebilmeyi bilmek değil mi stand up yapmak? Cihan Talay bunu çok iyi başarıyor, tıpkı diğerleri gibi...

YAZI: SELİN MİLOŞYAN 
FOTOĞRAFLAR: BARBAROS CANGÜRGEL 
MODA EDİTÖRÜ: SEDA DESOVALI