Birkin’im için Umutsuz Bekleyişler

Birkin'im için Umutsuz Bekleyişler



Çocukluğumuzda hep beyaz atlı prensli masallar dinledik. Hayatımızın geri kalanı da bu yalana inanmakla geçiyor. Noel Baba’nın varolmadığını kabul etsek de, o prensin varlığına inanmaya devam ediyoruz. Neden mi? Çünkü Noel Baba’nın yılbaşı gecesi saçma sapan süslerle benliğini yitiren bir ağacın altına koyduğu oyuncaklar artık zerre kadar umurumuzda değil de ondan. Ama iş prense gelince, onun kollarında kaybolmak, bütün yanılgılarımızı onunla çözmek, her dakika şımartılmak tabii ki masalları dinlediğimiz günden beri hayattaki tek amacımız haline geldi. Kısacası ömrümüz, O’nun karşımıza çıkmasını beklemekle geçiyor.

Biz kadınların asla değişmeyen ikinci uzun bekleyiş de erkek dünyasından değil, moda sektöründen geliyor. Bu kez günleri, dakikaları ve saniyeleri ulaşamadığımız Hermes Birkin için sayıyoruz. Hermes’in, adını Jane Birkin’den aldığı “Birkin” çantalarından edinmenin kolay olmadığını bilecek kadar modaya hakimsinizdir diye umuyorum. Banka hesabınızda gerekli miktar bulunsa da, o çantayı takmak için stiliniz ve ruh haliniz müsait olsa da, ekonomiye katkıda bulunmayı arzu ediyorsanız da, öncelikle o Birkin’in sizi kabul etmesi gerekiyor. Üç yıllık bekleme listelerine ismimiz yazılıyor. Ve prensinizi bekler gibi Hermes Birkin’imizi beklemeye başlıyoruz. Sıraya sokmak istesek, hangisini beklemek daha cazip? Bana sorarsanız prensimi beklemeyi yeğlerim, nasıl olsa beyaz atı alan, bana Birkin’imi de alır.  

Birkin edinmenin dört altın kuralı:

* Hermes mağazasına giderken asla yürüyerek ya da taksiyle görünmeyin. Özel şoförünüzle mağazanın kapısının önünde durup, sakince içeriye girin. Şoförünüz sizi kapıda beklesin. Şoförünüz yoksa, komşunuzunkini ödünç alın!

* Hermes mağazasında kendinizi tüm güler yüzlülüğünüzle tanıtın. Amaç: Karşınızda takım elbiseli Hermes satış elemanının gözüne girmek, bir Birkin’e layık olduğunuz, o Birkin’e ömür boyu sadık kalacağınızı ve iyi günde kötü günde onu asla terk etmeyeceğinizi garanti etmek.

* Hermes’e giderken, üzerinizdeki kıyafetler mutlaka o sezona ait olmalı. Özellikle kıyafetlerinizin çok temiz, ütülü, şık olmasına özen gösterin. Asla indirimden aldığınız ya da bir önceki sezona ait olan bir ayakkabı, çanta, eldiven, atkı, jean ya da balo elbisesi giymeyin. Ne giyerseniz giyin, podyumdan yeryüzüne henüz adım atmış gibi görünün.

* Heyecanınızı gizleyin. O’nunla karşı karşıya kalabilirsiniz. Şanslıysanız, belki ellerinde bir tane vardır ve size onu göstermek için çıkartabilirler. Sakın fazla tepki vermeyin. Tansiyon hastalığınız varsa ilaçlarınızı almadan mağazaya adımınızı atmayın.  

Gülben Çapan