COVID-19 MODA VE YAŞAM STİLLERİNİ NASIL ETKİLEDİ?

Covid-19 salgını ile normallerimiz değişiyor...

Çin'in Wuhan kentinde ilk vakaların görüldüğü ve daha sonra tüm dünyaya yayılarak küresel bir salgın hâline gelen yeni tip koronovirüs, hayatın her alanında alışılagelmiş eğilimleri de hızla değiştirmekte. COVID-19 pandemisi ile beraber tüketim alışkanlıkları, moda ve yaşam stilleri de bu değişimden etkilendi. Koronavirüs salgını için alınan önlemler sonrası doğrudan fiziki temasın olduğu tüm faaliyetler azaldı. Pandeminin ilk günlerinde öngörülemeyen insani ve mali kriz birçok işletmenin planlamalarını derinden etkiledi. Birçok ülkede mağazaların hemen hemen tamamının kapandığı dönemde tüketiciler hiç olmadığı kadar e-ticarete yöneldi. İşletmeler de ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda tüketicilerine ulaşmak için kendilerini dönüştürmeleri gerçekliği ile yüzleşti.

Salgının yayılmasının önüne geçmek adına dünya genelinde devletler mağazaları ve alışveriş merkezlerini geçici olarak kapatma kararı aldı. Moda ve yaşam tarzı perakendecilerinin birçoğu lansmanlarını iptal etti. Global moda markalarının bazıları projeksiyonlarını büyük ölçüde değiştirerek üretim bantlarında değişikliklere gitti. Belirsizlik dönemlerinde üretime devam etmek için maske ve koruyucu kıyafetler üreten birçok işletme normalleşme ile birlikte yeni dönem için kreasyonlarını beğeniye sunmaya başladı bile... Markalar, ortaya çıkan tüketici trendlerini göz önünde bulundurarak ürünlerini de yeniliyor. Pandemi ile birlikte yerleşik oldukları ülke pazarlarında daralan paylarını artırmak isteyen işletmeler, diğer ülkelerdeki tüketicilere ulaşmak için web sitelerini, mobil uygulamalarını ve kataloglarını farklı diller için de hazır hâle getiriyor. 60’tan fazla dilde gerek yurt içindeki gerekse yurt dışındaki çözüm ortaklarına bu konuda profesyonel bir hizmet sağlayan Protranslate, web sitesi tercüme, mobil uygulama lokalizasyonu, sözleşmelerin ve gerekli dokümanların hedef dillere tercümesi konusunda destek vererek bu alandaki talebin arttığını dile getiriyor. Başka dillerde hizmet verebilen işletmeler dil bariyerini ortadan kaldırarak yurt içinde yaşanabilecek talep değişiklikleri ile ilgili riskleri de asgariye indirebiliyor. Böylece sağlanan pazar çeşitliliği ile birlikte lokal olarak yaşanabilecek insani ve mali krizlerde de risk ve avantajlar paylaştırılıyor.

COVID-19 öncesi dönemde e-ticaret altyapılarını güçlü olan ve tüketicilere online bir şekilde ulaşabilen işletmeler, bu süreçte rakiplerine göre daha az olumsuz etkilendi. Hatta kimi sektörlerde ve işletmeler özelinde “Black Friday”, sevgililer günü, yılbaşı gibi dönemsel zirvelerden daha büyük hacimler görüyoruz. “Yeni normalleşme” ile birlikte sosyal mesafe normları ve güvenlik önlemleri göz önüne alındığında online alışverişlerin önemini artırarak devam ettireceği de yadsınmaz bir gerçek olarak görülüyor. Pandemi sürecinde edinilen alışveriş alışkanlıklarının pandemi sonrasında da uzun süreler boyunca devam edebileceği tahmin ediliyor. Tüketiciler bu dönemde edindikleri alışkanlıklar ve çekinceler ile ürünlere dijital olarak ulaşabilmek için daha fazlasını talep etmeye devam edecek ve markaların hızlı bir şekilde bu talebe cevap vermesini isteyecek. Yaşanan global kriz döneminde birçok endüstri tüm akışlarını yeniden şekillendirme şansı buluyor. İşletmeler, salgının etkilerini yalnız başlarına aşmayacakları için diğer sektör oyuncuları ile tünelin sonundaki ışığı görebilmek için birbirleri ile veri ve strateji paylaşıyor.

Normalleşme süreci ile birlikte belirsizliğin üstesinden gelebilmek birçok sektör için üzerine alternatif stratejiler geliştirilmesi gereken bir durum. İşletmelerin; hamlelerinde kararlı ve planlı olması, biriken  enerjilerini doğru kanalize etmeleri gerekiyor. Böylece hem kendileri hem çalışanları hem de makro ekonominin yeniden canlandırma stratejileri oluşturularak harekete geçmeye başlanabilir. Yaşanan global halk sağlığı problemi ile birçok insanın sosyal izolasyon ile evlerine çekildiği gibi işletmelerin bir kısmı da tamamen kabuklarına çekilmek zorunda kaldı. Pandemi öncesi dönemde değişimi ve yeniliği erteleyen birçok işletme için yeni süreç bir katalizör olacaktır. Şimdi koronavirüs sonrası dünyaya hazırlanma zamanı…