GEÇMİŞTEN BUGÜNE ATELIER REBUL

Geçmişten günümüze kalbimizi fetheden Atelier Rebul'daki yeni gelişmeleri Nüket Filiba'dan dinleyin.

Atelier Rebul'un hemen hemen herkesin hayatında bir yeri vardır. Koku hafımızda büyük  yer kaplayan Rebul, aynı zamanda farmoloji uzmanı. 124 yıllık eczacılık tecrübesiyle, çözmeyi denediği soruna hangi bitkinin en iyi sonucu vereceği konusunda uzman olan marka, %95 doğal içeriklere sahip, beden için tasarlanan ürünlerde de %90’ın üzerinde doğallık sunuyor. 

Cilt bakımında probiyotik ve prebiyotik içeriklerin kullanılmasına ilişkin son trendleri, probiyotik ve prebiyotiklerin cilt üzerindeki etkisini, eczacılık yöntemiyle geliştirilen yeni ürünleri ve günlük hayatımızdaki etkilerini Atelier Rebul’un kurucu ortağı Nüket Filiba ile konuştuk... 

ELLE: Rebul ile geçmişiniz nereye dayanıyor?

Nüket Filiba: Rebul 124 yıllık uzun ve köklü bir geçmişe sahip. Hikayemiz 1895 yılında başlıyor. Genç Fransız bir eczacı olan Jean Cesar Reboul’un, Beyoğlu’nda, ‘Grande Pharmacie Parisienne’ adıyla Türkiye’nin ilk eczanelerinden birini açar. Eczacılık fakültesinde öğrenci olan Kemal Müderrisoğlu’nun, bu eczaneye staj başvurusu ile başlayan usta-çırak ilişkisi, yıllar içinde baba-oğul ilişkisine dönüşür. Rebul Eczanesi o dönemde kişiye özel kremleri, kokularıyla bir kozmetik atölyesi gibi çalışır. Lavanda kolonyasıyla başlayan hikayede, o günden bugüne Türkiye’nin koku tarihini yazan markası olmasıyla, Rebul Eczanesi’nin ünü hızla ve prestijle büyür. Bu süre zarfında edindiği bilgi birikimi ve deneyimi ise nesilden nesile aktarılarak; Atelier Rebul’un yapı taşlarını ve ilhamını oluşturdu.

 2004’te ise markanın 4. kuşak temsilcisi Kerim Müderrisoğlu ve aile dostumuz Korel Bingöl ile yollarımız kesişti. Bundan doğan ortaklığın Rebul’un markalaşma hikayesinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. 124 yıllık deneyimimizi koku ve farmakolojik uzmanlığımızı harmanlayarak Atelier Rebul markasını ve mağazalar konseptini yarattık. Mağazalarımızı ‘eski bir kozmetik atölyesi’ gibi gördük, burada küçük denemeler, kişiye özel hizmetlerle bu ruhu devam ettiriyoruz.

Nüket Filiba

ELLE: Eski ama sürekli yeni kalan bir markasınız aynı zamanda. Bu şekilde tanımlanmak için neler yaptınız?

N.F: Bu denge bizim için çok önemli. Kuşaktan kuşağa bir miras gibi aktarılan eczacı ruhunun ve 124 yıllık köklü bir marka olmamıza rağmen ilk günkü gibi hissettiğimiz tutku ve heyecanın, markaya yansıdığını düşünüyorum. Geleneksel kişiye özel eczacılık yaklaşımını, modern perakende konseptiyle dengeli bir şekilde harmanlamak için çok çalışıyoruz. Bunu yaparken de kalite ve güvenden ödün vermiyoruz.

ELLE: Lavanta Kolonyasından, İsviçre Kar Yosunu Gençleştirici Seruma uzanan bir yolculuk var. Bu içerikleri nasıl seçiyorsunuz, nelere dikkat ediyorsunuz?

N.F: Farmakoloji uzmanı bir marka olarak bitki özleri hakkında çok şey biliyoruz. Çoğu sağlık sorununun cevabının doğada olduğuna inanıyoruz. Eczacılık köklerimizle, çözmeyi denediğimiz soruna hangi bitkinin en iyi sonucu vereceğini biliyoruz. 1895’ten bu yana 1.500.000’ dan fazla formüle sahibiz. Koleksiyonlarımızda 120 yılı aşkın süredir yarattığımız geleneksel bitki içerik bilgilerimizi ve yöntemlerimizi kullanıyoruz. Bunlar aynı zamanda bilimsel uzmanlıkla harmanlanmış, kanıtlanmış test sonuçlarına sahip doğal içerikler oluyor. Örneğin; yeni koleksiyonumuz Pharmacy’ de sağlıklı cilt, beden ve zihin için vazgeçilmez olan canlı prebiyotik ve probiyotikleri kullanıyoruz. Mumlarımızı bitkisel baz ile zenginleştiriyoruz. Kolonya içeriklerimizi dünyanın her köşesinden seçtiğimiz (Isparta'dan güller, Bodrum'dan mandalinalar, İtalya'dan yaseminler, Grasse'dan lavantalar vb.) çeşitli içeriklerle geliştirdik. Zamansız koku uzmanlığımıza dayanarak, cildiniz ve ruhunuz için en iyi, en kaliteli ve güvenli içerikleri seçiyoruz. Ürünlerimizde paraben, mineral yağ, ftalat gibi kimyasallar kullanmayarak tüm ailenin ve tüm ciltlerin güvenle kullanabileceği şekilde tasarlamaya özen gösteriyoruz.     

ELLE: Bu konuda nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz? 

N.F: Markanın arkasında, her detayın mükemmel olması için tutkuyla çalışan harika bir ekip olduğunu söyleyebilirim. Tüm ürünlerimiz Ar-Ge merkezimizdeki laboratuvarlarımızda geliştiriliyor ve kendi tesislerimizde üretiliyor. Doğal ve güvenli içerikler, yenilikçi formüller için araştırma geliştirme süreçleri, sonrasında ise ürünün markanın ruhuna bürünerek tüketiciye ulaşması, uzun ama keyifli bir serüven. Bu serüvende de kalite ve güvenden ödün vermemek, biz marka sahipleri başta olmak üzere, tüm ekibin en büyük sorumluluğu.

ELLE: Cilt problemlerine ve yaşlanmaya karşı geniş bir ürün yelpazeniz var. Cilt bakım ürünlerinde kullandığınız probiyotik ve prebiyotik içeriklere yönelmenizin sebepleri nelerdir?

N.F: Her cilt tipi için özenle ve yüksek doğal içerikle geliştirilmiş bir cilt bakım yelpazemiz var, son dönemde de lanse ettiğimiz Pharmacy Koleksiyonu formüllerinde, yenilikçi bir teknolojiyle canlı iyi bakteri probiyotikler ve onların besinleri olan prebiyotikleri kullandık. Probiyotikleri özellikle sindirim sistemi sağlığımız için yoğurt, kefir vb. besinlerden zaten yakından tanıyoruz. Ama cilt sağlığı için de inanılmaz faydalı. Hatta onlara ‘cildin koruyucu kalkanı’ dahi diyebiliriz. Cildi, şehir yaşamının zararlı etkilerine karşı koruyor, ciltteki iyi bakteri miktarını artırarak, cildin doğal florasını dengeliyor. Hassasiyet, kızarıklık, kuruluk vb. tüm cilt problemleriyle savaşıyor.

ELLE: Yeni Pharmacy Koleksiyonu’ndaki ürünlerin cildimize faydaları nelerdir, neden tercih etmeliyiz?

N.F: Pharmacy Koleksiyonu’nda eczacılığın vazgeçilmez bir parçası olan geleneksel havan ve tokmaklı bilgi ve yöntemlerimizi, doğal aktifler ve modern bilimsel yaklaşımlarla harmanladık. Yüksek oranda doğal ve sağlıklı ürünlerden oluşan benzersiz bir koleksiyon. Koleksiyondaki Pre+Probiyotik’li Nemlendirici ve Süt Serum yüzde 95 üzerindeki doğal içeriklerle sağlıklı bir cilt vadediyor. %100 doğal kokuyla evinizin ve arabanızın atmosferinizi değiştiren canlandırıcı ve yatıştırıcı koku seçeneklerinde tercih edebiliyorsunuz. Alüminyum Tuzu içermeyen Doğal Deodorant, cildinizin doğal terleme mekanizmasını bozmadan, kötü kokuları engel oluyor. El, yüz ve vücut temizliği için Geleneksel Sabun, Pre+Probiyotik’li El ve Vücut Losyonu, %100 doğal Vücut Yağı gibi özel ürünlerle güvenli ve sağlıklı formüller yarattık. 

ELLE: Atelier Rebul’un hedefleri neler?

N.F: Türkiye’de ve global yolda çok hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz. Türkiye’de İstinyePark mağazamızın da açılmasıyla 19 mağazaya ulaştık. Yıl sonuna kadar Adana ve Ankara’da açılacak 2 mağazamızla da 21 mağazaya ulaşıyor olacağız. Globalleşme yolundaki ilk adımı 2017 yılında Belçika ile atmıştık. Sonrasında Almanya, Çin satış noktaları ve güçlü global marka iş birliklerimiz devam etti. Suudi Arabistan’da 3 mağazamız çok kısa bir süre önce açıldı. Yıl kapanmadan Slovenya’da 1, Suudi Arabistan’da da 1 mağaza daha açılıyor. Açılımlarımızı Katar, Azerbaycan, Japonya, Rusya ve Slovenya ile devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bir Türk markası olarak ülkemizi yurtdışında da temsil etmenin gururu içindeyiz.

ELLE: Sizin koku hafızanızda neler var?

N.F: Koku hafızam çok iyidir. Bir kere kokladığım bir kokuyu zor unuturum. Kokular beraberinde sayısız hatıralar getirir. Rebul’a ortak olduktan sonra tabi ki bunun anlamı da benim için değişti. Koku benim için artık yaratıcılık, heyecan, beklenmedik bir hikaye anlamına geliyor.

ELLE: Favori kokunuz ve cilt bakım ürünleriniz?

N.F: Atelier Rebul İstanbul, 1895 ve Rose Oud parfümleri vazgeçilmezlerimdendir. Cilt bakım ürünlerinde, toksik olmayan, yüksek oranda doğal olanları önemsiyorum. Sabah cildimi temizledikten sonra Snow Algae Tonik kullanıyorum, Atelier Rebul Pre+Probiyotikli Nemlendirici ve Serum ile cildimin nem ihtiyacını karşılıyorum. Haftada bir mutlaka Atelier Rebul Deep Cleansing Peeling ile cildimi ölü derilerden arındırıyor ve nem maskesi ile haftalık bakım uyguluyorum.  Kışın özellikle cildim daha fazla kuruyor bu yüzden Atelier Rebul Besleyici Cilt Bakım Yağı ile takviye yapıyorum.  Bir davet öncesi beş dakikadan kısa bir sürede cildimi rahatlatan ve pürüzsüzlük kazandıran Atelier Rebul Anında Sıkılaştırıcı Kompleks ise en büyük kurtarıcım.