MODANIN KAPSAYICILIK RAPORU

ABD’de Asyalıları ve genel olarak Uzakdoğuluları hedef alan nefret cinayetleri #STOPASIANHATE hareketine evrildi. Yükselen ırkçılığın gölgesinde, moda endüstrisi nerede duruyor peki?

Mart 2020’de Covid-19’un şiddetli yayılışının başladığı günlerden bu yana tüm dünyada ama özellikle de Birleşik Devletler’de Asyalılara karşı olan nefret söylemlerinde yüzde 150 oranında artış yaşanmış. Stop AAPI Hate’e göre yıl içinde 3800 nefret suçu gerçekleşmiş. Birleşik Krallık’ta ise bu rakam 457, ancak sadece altı aylık bir veri. Geçtiğimiz ay Atlanta’da beyaz bir Amerikalının altı Asya kökenli Amerikalı vatandaşı katletmesi ve hemen ardından polisin ‘katilin gerekçeleri arasında ırkçılık yok’ demesi zaten güç durumda olan bir topluluğu daha da kızdırdı, öfkelendirdi. Aslında tarih tekerrür ediyor gibiydi. Daha 10 ay önce George Floyd’un, Breonna Taylor’un katledilişi ve siyah vatandaşlara karşı yapılan ırkçılığın yankıları sürerken...


Nepal doğumlu Amerikalı moda tasarımcısı Prabal Gurung altı kişinin ölümünün ardından hislerini Instagram’da paylaşırken şöyle diyordu: “Asya ülkelerinin popülasyonu dünyanın yüzde 60’ını oluştururken nasıl oluyor da konu temsiliyet olunca Asya halklarını daima yardımcı rollerde, yardımcı pozisyonda görüyoruz.”

Fashionspot’un yaptığı araştırmaya göre İlkbahar/Yaz 2021 koleksiyonlarının tanıtıldığı defileler bugüne kadarki en kapsayıcı ikinci casting’e sahipti. (İlkbahar/Yaz 2020 defileleri halen bu konuda zirvede). Bu sezon toplamda 180 sunum ve defile gerçekleşmiş ve 2293 farklı model dahil olmuş. Beyaz olmayan modellerin oranı yüzde 41,3. (Bu arada yaşanan düşüşün sebebi 2020 sezonunda 215 şov gerçekleşmesi ve 7390 modelin yer alışıydı. Oradaki oran 41,5’ti.)

Kozmopolit olarak bilinen New York ve Londra defilelerinde oran en yüksek, elitist olmakla suçlanan Paris ve Milano ise ithamların hakkını veriyor. Zira beyaz olmayan modellerin sunumlarda yer alması sırasıyla 38,9 ve 35,6 oranında kalmış. New York’ta yüzde 60’a yakın, Londra’da ise yüzde 52.

Yeni dönem modellerde başı çeken Senegal doğumlu Maty Fell 18, Çin Halk Cumhuriyeti çıkışlı He Chong ise 13 farklı defile ve sunumda karşımıza çıktı. İsimlerini bilmiyor olabilirsiniz, zira ikisinin de henüz büyük bir kampanyası ya da sansasyon yaratan bir dergi kapağı bulunmuyor. Gidişat bu sezon itibariyle değişebilir. Prabal Gurung yine şöyle diyor: “Sonbahar/ Kış 2013 defilemin açılışını Asyalı model Ji Hye Park ile yaptığımda herkes lüksün ne olduğu konusunda şüpheye düşmüştü.” Haksız sayılmaz. Moda dünyası yıllar boyu birtakım yalanların arkasına saklandı, sarışın ve beyaz tenli olmadığınızda tüketicilerin ilgisini çekmediğini söylediler. Siyah ya da Asyalı modeller kullanılmaya başlandığında ise onlara stereotipik roller verildi. “Egzotik Afrikalı modeller” oldular ya da Uzakdoğulu modeller bir fetiş unsuru gibi paketlendiler.

Konu sadece podyumla sınırlı kalmıyor, Rihanna LVMH ile imza atana kadar hiçbir siyah kadın tasarımcı böylesine yüksek bir pozisyonda bulunmamıştı. Ki artık bu da tarih oldu. Telfar Clemens, Virgil Abloh ya da Christopher John Rogers ise yükselirken yanlarında büyük moda imparatorlukları yoktu. Giyeceğimiz kıyafetleri, trendleri büyük oranda Avrupalı beyaz adamlar belirliyordu aslında. İşte bu yüzden Afrika halklarının yerel kostümleri, Amerika kıtasındaki ya da Asya’daki yerel motifler batılı modaevlerinin başındaki kreatif direktörler için sadece birer süstü. Neyse ki artık ‘kültür yağmacılığı’ tanımı sosyal medya döneminde bu olayları hemen açığa çıkarıyor.

Herkes her fırsatta moda endüstrisinin ne kadar elitist olduğundan bahsediyor. Haksız da sayılmazlar, Georgia Üniversitesi’nden Katalin Medvedev “İpekler Çin’den, kaşmirler Moğolistan’dan geliyor, ucuz işçiliğin kaynağı ise Güneydoğu Asya. Kıyafetler bu ülkelerde hazırlansa da son ufak dokunuşlar Milano ve Paris’te yapılıyor. Bunun tek nedeni de Made in Italy ve Made in France logosunu alabilmek. Nedeni mi? Pek tabii elitist bakış açısını devam ettirmek, alışveriş yapanların da bu elitist görürüşün, geleneğin bir parçası gibi hissetmelerini sağlamak” diyor. 

DEĞİŞİM İÇİN SOMUT ADIMLAR ATILIYOR MU?

Moda tarihçisi Darnell-Jamal Lisby geçtiğimiz yazdan bu yana Black Panther akımının genişlediğini vurguluyor. “Sadece politik bir duruş değil, aynı zamanda kıyafetlerin verdiği birlik mesajı da var” diyor ve bunu suffragette akımına benzetiyor. Televizyon yıldızlarından sporculara kadar herkes üzerinde “I Can’t Breathe”, “BLM” ve “Arrest the cops who killed Breonna Taylor” (Breonna Taylor’u öldüren polisleri tutuklayın) sloganlarının yer aldığı tişörtler giymeye başladı. Bu kılık kıyafetler ‘yanındayız’ mesajı vermekle beraber bir çeşit iletişim aracı görevi de görüyordu. Ancak internet kullanan her vatandaş gibi, Asyalı ve siyah tasarımcıların ürünlerini satın almak temalı içeriklerle karşılaşmışsınızdır. Beyoncé’nin “Black is King” başlıklı videolu albümünde tercih edilen G��ney Afrikalı tasarımcıların bilinirliklerinde ve satışlarında ise bir artış olduğu analiz şirketi Lyst tarafından raporlanmıştı.

Mart ve Nisan ayı boyunca New York’ta her pazar Running to Protest isimli gösterilere imza atıldı. Amerika’daki siyah ve Asyalı komüniteleri desteklemek için 5K koşular organze edilmeye başlandı. Bu gösterilere katılan bir pop star da vardı üstelik. Yüzünü gizleyen bu kişi Rihanna’dan başkası değildi. Burberry beyzbol şap kasının altına gizlenmişti ve @BadGalRiri Hate=Racism Againt God başlıklı bir pankart da taşıyordu. (Öte yandan hatırlarsanız 2015 yılında Met Costume Institute, China Through Looking Glass, sergisini düzenlediğinde açılışa sadece Rihanna ve Çinli model Fan BingBing bu ülkeden bir tasarımcıyı tercih etmişlerdi.)


Tasarımcı Philip Lim ve Tiffany & Co’nun kreatif direktörü Ruba Abu-Nimah #NYTougherThanEver isimli bir organizasyon kurarak sadece bu toplulukları değil geçtiğimiz yaz patlamaların ardından zarar gören Beyrut’a yardım etmek amacıyla tişörtler tasarlayarak, satışa çıkardılar. “Duygusal ve fiziksel olarak kapana kısılmış gibi hissediyordum, ama sahip olduğum platformu küçük de olsa yararlı bir şekilde kullanmam gerekiyordu” diyor Lim.

Moda dünyası, belli başlı fotoğrafçıların hakimiyetini gördü. Son bir iki yıldır ise yeni isimler oyuna dahil oldu. Nadine Ijewere, Campbell Addy, Tyler Mitchell bunlardan birkaçı. Siyah geleneği temsil etmek ve fotoğrafların sadece beyaz erkek fotoğrafçıların tekelinde kalmaması için atılan bir adım. Ancak henüz bir Asyalı fotoğrafçının oyuna dahil edildiğini görmedik. Evet BTS ve Blackpink gibi grupların şöhretlerinden yararlanarak onları kapaklarına taşıyan batılı yayınlar oldu, ama hepsi de seyahat kısıtlamalarının yol açtığı sebeplerden dolayı fotoğrafları Güney Koreli isimlere teslim etmek zorunda kaldılar. Kreatif bir tercih sayılmaz pek de.

Bugün lüks modaevlerinin en büyük kârının sebebi Uzakdoğu ülkeleri. Bu yüzden Louis Vuitton’dan Prada’ya herkes moda haftalarının bitiminin ardından Tokyo’da, Şanghay’da ya da Singapur’da buradaki müşteri müşteri kitleleri için yeniden ya da exclusive defileler düzenliyorlar, Weibo gibi kanallar için özel kapsül koleksiyonlar tasarlıyorlar. Çin bir başına satışların yüzde 35’inden sorumlu. Bu yüzden batılı modaevlerinin de bölgeye sadece kâr amaçlı odaklanmamaları gerekiyor. Valentino, Burberry ve Nike hemen harekete geçtiklerini ve Asya halklarının yanında olduklarını duyurdu. Ne gibi girişimlerde bulunacaklarını merak ediyorum. Daha önce Prada ve Gucci Amerika’daki siyah gençlerin eğitimine burs sağlayacaklarını duyurmuşlar ve kapsayıcı olabilmek adına farklı seslerden oluşan konseyler kurmuşlardı. Geçtiğimiz şubat ayında #ChangeFashion isimli organizasyon kuruldu. Kurucuları arasında süpermodel Joan Smalls, Black in Fashion konseyi ve modellik ajansı IMG bulunuyordu. Kuruluş nedeni ise moda endüstrisindeki şirketlere, yayıncılara daha kapsayıcı olmaları konusunda bir yol haritası çıkartmak. 

 NE KADAR SAMİMİ?

2020’deki Black Lives Matter protestolarının ışığında geçtiğimiz bir sene içinde moda dünyasında nelerin değiştiğini göstermek için New York Times’ın moda ekibi bir araştırma hazırladı. Sonuçlar gösteriyor ki yapılan aktivizm çoğunlukla tişörtlerdeki sloganlarla sınırlı kalıyor. Dünya ırkçı saldırıları konuşurken moda dünyasının en aranan DJ’lerinden Michel Gabuert’nin blackfacevari, Uzakdoğu maskeleriyle bir parti düzenlemesi de sektörün ne kadar geride kaldığını gösteriyor. İngiltere’de üreten Çinli tasarımcı Tianwei Zhang’a göre evet değişim başladı, ama sonuçları ileriki jenerasyonlar görecek. New York Times şu soruyu soruyordu. Elimizdeki rakamlara neden odaklanmalıyız? Cevabı basit: Değişimin gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek. Bu yüzden Güney Amerikalı bir tasarımcı olan Gabriela Hearst’ün Chloé’nin başına geçişi alkışlarla, Matthew Williams’ın yeni Givenchy direktörü olduğu haberi soru işaretleriyle karşılandı.

İçinde bulunduğumuz durumu en iyi özetleyense Prabal Gurung’ın CNN için kaleme aldığı mektup. “Anneme sarı bir peruk ve bir çift güneş gözlüğü verdim. Her gün dışarı çıktığında yüzünü kamufle etmesini istedim. Hayatta kalabilme içgüdüm beni bu yola itti.”

Yazı: Aykun Taşdöner 

ELLE Türkiye Mayıs 2021 sayısından alınmıştır.