Yaz ışıltısı...

Yaz ayları enerji dolu. Güne bir farklı başlarsınız. Yüzünüze renk gelir, yaptığ

Yaz ayları enerji dolu. Güne bir farklı başlarsınız. Yüzünüze renk gelir, yaptığınız işler keyif verir. Her şey gözünüze daha bir güzel gelir. Bunun nedeni belki güneşin üzerimizde bıraktığı pozitif etki belki de yaz çocuğu olmanızın hayatımıza yansıması. Şöyle bir dergilere göz attığımızda yanık tenli hoş kadınların, fit vücutları ve trendy kıyafetleriyle partiden partiye koşturduğunu, yüzlerinde gülümsemeyle poz verdiklerini görüyoruz. Belki onlar da yaz çocuklarıdır, yazı sevenler grubundandır. Kendilerine güvendikleri çok açık; çünkü her hafta dergilerde onlar var, çünkü en iddialı kıyafetleri bile catwalk’lardaki modeller gibi rahatlıkla taşıyabiliyorlar.

Tamam onların diri vücutları (günde kaç saat spor yapıyorlar acaba?), Rapunzel saçları (haftada kaç kez fön çektiriyorlar acaba?) moda kıyafetleri var (her davete farklı giysi bulabilmek için kaç zamanda bir alışveriş yapıyorlar acaba?) ama acaba biliyorlar mı dünyadaki güzellik trendlerinin nereye doğru gittiğini?...

Mesela son dönem kimse bronzlaşmak için ekstra bir çaba harcamıyor... Bakınız Nicole Kidman. Bakınız Cate Blancett. Bakınız Julien Moore.... Son dönemlerde kimse “0 beden” olmak için de çaba sarfetmiyor. Bakınız Scarlett Johannson. Bakınız Drew Barrymore. Bakınız Mischa Borton. Ama son dönem gerçek olan bir güzellik trendi varsa o da doğal olmak. Yani kusurlarını bilerek ( ve ona rağmen) en içten halle objektiflere bakmak. Belki de bu yüzden Julia Roberts’ı (kocaman ağzına rağmen), Kate Hudson’ı (kepçe kulaklarına rağmen), Beyonce’yi (koca kalçalarına rağmen) ve Lady Gaga’yı (maskülen vücut hatlarına rağmen) seviyoruz, izliyoruz, beğeniyoruz, takdir ediyoruz, taklit ediyoruz...

Bazen düşünüyorum, doğallık trendi buralara da gelse... Bi ton makyajlı, bi ton yapay sarışının, solaryumda vaktini harcayanların, dönem estetik modasına göre estetik yaptıranların durumu ne olurdu? Düşünüyorum... Sahi ne olurdu?

Esra Özübek