Çiçeklerin sihri

Doğanın teknolojiyle dansı

Çiçeklerin güzelliklerinin yanı sıra sihirli etkilerini de yüzyıllardır biliyoruz. Esansları cilde ışıltı katıyor, nemlendiriyor ve anti-aging güçleri sınır tanımıyor. Çiçekler, parfümlerde kullanılan yüzlerce değişik kokusuyla bir yandan da duyuları harekete geçiriyor.

Doğa ve teknoloji uzun zamandır birbirine karşı koymuyor. Çiçeklerdeki ekstreler doğal kozmetiğin olduğu kadar lüks kozmetiğin de vazgeçilmez unsurlarından. Dolayısıyla Chanel'in de, Kanebo'nun da laboratuvarları yüksek teknolojinin nimetlerini bitkisel içeriklerdeki aktif ve saf maddeleri ortaya çıkarmak için kullanıyorlar. Teknolojinin yardımıyla hangi bitki ekstresinin nerede, nasıl ve neden kullanılması gerektiği de öğrenilmiş oluyor. 

Doğal kozmetik, ürün geliştirmede teknolojinin yardımıyla laboratuvarlarda üretilemeyen etkili doğal moleküllerden yararlanıyor. Doğal kozmetik geçmişteki bitki-insan ilişkisinden de yararlanıyor. Bu yeni teknoloji ayrıca tüm bileşenlerin ahenkli etkileşimini de hesaba katarak çalışıyor. Doğal biyokozmetik biliminde parafin, sentetik renk, koku ya da koruyucu kesinlikle kullanılmıyor. Birçok kremin ana içeriğini oluşturan su, herhangi bir katkı maddesi olmadan bitki damıtma yöntemiyle bir arada tutuluyor.