Hermès uzun zamandır güzellik kategorisinde kendi dilini kurmaya çalışıyor. Renk paletleri, rujlar, objeye dönüşen ambalajlar… Şimdi bu anlatıya fondöten ekleniyor. Ancak burada mesele yüksek kapatıcılık ya da dramatik dönüşüm değil. Tam tersine, görünmez bir zemin fikri öne çıkıyor. Hermès Beauty Kreatif Direktörü Gregoris Pyrpylis’in markanın ilk fondöteni Plein Air Luminous Matte Skincare Foundation ile yaklaşımı net: cildi örtmek değil, eşlik etmek
“Luminous matte” tanımı da bu dengenin anahtarı. Mat ama donuk olmayan, ışıltılı ama parlaklığa kaçmayan bir bitiş. Akışkan ve duyusal dokusuyla tanımlanan formül, orta kapatıcılık sunarken ikinci cilt etkisi yaratmayı hedefliyor. Kusurları tamamen silmek yerine yumuşatmak, cilt tonunu maskelemek yerine eşitlemek… Günümüz makyaj anlayışının giderek benimsediği o hibrit alan.
Fondötenin cilt bakımına göz kırpan formülü de bu yaklaşımı destekliyor. %71 oranında doğal kaynaklı içerikler ve %82’lik cilt bakımı bazı, ürünün konumunu açıkça tarif ediyor: makyaj ve skincare arasında bir köprü. Niacinamide, saf hyalüronik asit ve beyaz dut özü (Morus alba L.) gibi içerikler yalnızca anlık görünümü değil, zaman içindeki cilt hissini de odağa alıyor. Gün boyu konfor vaadi burada yalnızca bir pazarlama cümlesi değil, formülasyon stratejisinin parçası.Hermès söz konusu olduğunda ambalajı atlamak mümkün değil. Pierre Hardy’nin tasarladığı şişe, cam ve metal birlikteliğiyle markanın objeye verdiği önemi yeniden hatırlatıyor. Yarı buzlu, yarı şeffaf yüzey, siyah metal pompa, altın permabrass kapak… Fondöten, makyaj çantasında taşınan bir üründen çok banyo rafında sergilenen bir tasarım nesnesine dönüşüyor.
Hermès Plein Air Luminous Matte Skincare Foundation, makyaj rutininde tek başına konumlanmıyor. Ürüne eşlik eden Hermès Plein Air Perfecting Primer, evrensel tonu sayesinde tüm cilt tiplerine uyum sağlamayı hedefliyor. Cildi makyaja hazırlayan bu adım ışıltıyı dengelemeye, fondötenin performansını desteklemeye ve kalıcılığı artırmaya odaklanıyor. Saten bitişli dokusu ise gözenek görünümünü optik olarak yumuşatarak daha pürüzsüz bir ten zemini yaratmayı amaçlıyor.
Koleksiyon kapsamında sunulan Le Perfecteur fırça, palet ve aplikatör gibi aksesuarlar da Hermès Beauty’nin bütüncül ritüel anlayışını tamamlıyor. Uygulama sürecini yalnızca teknik bir adım olmaktan çıkaran bu parçalar, işlevsellik ile markanın imza estetik yaklaşımını aynı çizgide buluşturuyor.
Hermès’in ilk fondöteni, “daha fazlası” iddiasıyla değil, “daha az ama daha doğru” fikriyle konuşuyor. Daha hafif doku, daha doğal bitiş, daha cilt odaklı formül. Güncel güzellik algısının giderek uzaklaştığı ağır katmanlara karşı sessiz ama net bir pozisyon.