CORONA VİRÜSE YAKALANMA KORKUSU MU YAŞIYORSUNUZ?

Corona virüsün hızla yayılması ile birlikte bu virüse yakalanma korkusu ve anksiyete de beraberinde geldi. Uzman Psikolog Selin Karabulut bu korkularla mücadele etmenin yollarını anlattı...

Dört duvar arasında, evde olmak değil de korku, bilinmezlik ve endişe, bunun yanında bir şeylere mecbur kılınmak bizi sıkıp yorabiliyor. Barınma, güvenlik, beslenme gibi temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra dört duvar içerisinde bize hiçbir şey olmaz. Ama buradaki sıkıntı, bizi sıkışmış ve zor durumda hissettiren şey, mecburen evde olmak ve bu durumun sebebi, yani “Coronavirus”.

İlk başta yapmamız gereken şey tedbir almak. Hem kendimiz hem sevdiklerimiz için bize ilk önce doğru kaynaklardan gelen tedbirleri almak düşüyor.

Bunun dışında eğer evdeysek, çalışmak zorunda değilsek evde yapabileceğimiz şeyler var. Evde yapabileceğimiz şeylerden biri aslında günlük rutinimizi mümkün olduğunca bozmadan devam etmek.

*İyi beslenmek, iyi uyumak, sevdiklerimizle yüz yüze görüşemiyorsak telefonlaşmak, mesajlaşmak, görüntülü konuşmak. Evde birlikte etkinlikler yapmak.

*Çocuklarımızın evde kaliteli vakit geçirmesine yardımcı olmak yine bizim için şifa olacaktır. Çünkü evde yapacak bir şeyiniz olmadığında ya da dışarı çıkmadığınızda, zaman da geçmiyor. Zamanı verimli kullanmak bu noktada psikolojimize de iyi gelecektir.

*Evde olmanın avantajlarından yararlanıp nicedir aklımızda olan ev işlerini yapabiliriz. Ayrıca kendi başımıza yapabileceğimiz müzik dinlemek, meditasyon yapmak, cilt bakımı yapmak, dans etmek, egzersiz yapmak, yemek yapmak, müzikal bir enstrümanla uğraşmak gibi sayısız şey var.

*Kaygılarımızla ilgili duygu ve düşüncelerimizi birbirimizle paylaşmak bu noktada iyi gelecektir.

*Korkularımız olabilir. Özellikle çocukların bu noktada kaygı ve korkuları yüksek olabilir. Doğru ya da yanlış edindiğimiz bilgileri paylaşmak, yanlışları düzeltmek, doğru bilgileri teyit etmek ve farkındalığımızı arttırmak iyi gelecektir.

KORKUYA YOL AÇAN TEMEL ETMENLER NELER?

- Hastalık kapma korkusu bizi ölüm kaygısına kadar götürebilir. Hastalıkla ilgili yeni bir gelişme, yeni haberler, yeni tanılar, yeni sayılar duyduğumuzda, sürekli internet üzerinden, televizyondan ve diğer medya araçlarından yeni haberler aldığımızda kaygımız artabiliyor. Bu süreçte sosyal medyada birçok bilgi olabildiğinden mümkün olduğunca bu yanlış bilgilerden kaçınmalı, teyit etmeliyiz.

Coronavirus ile ilgili her yeni gelişme kaygıyı daha da yükseltebilir. Dolayısıyla kaygı yükseldiğinde yaşanan bütün semptomlar (Uykusuzluk, duygusallıkta artış, olaylardan kolay etkilenme, bedensel hassasiyetler, kâbus görme, içe kapanma, keyifsizlik vb) bu süreçte yaşanabilir.

KORKU İLE BAŞ ETMENİN YOLLARI NELER?

- Herkes farklı yapı ve farklı kişilik özelliklerine sahiptir. Dolayısıyla Coronavirüsten ortaya çıkan toplumsal krize herkesin tepkisi de farklı olabilir. Kimimiz daha çok korkup kaygılanabilir, kimimiz de vurdumduymaz görünebiliriz.

Kaygıyı önlemede en önemli unsurlardan biri yeterli bilgiye sahip olmak, bilgi kirliliği ve aşırı bilgiden, aşırı zihinsel meşguliyetten uzak durmaya çalışmak. Aklımıza kötü şeyler ya da istenmeyen duygular geldiğinde krizin yönetiminin uzman kişilerde olduğunu düşünmek bizi rahatlatabilir. Devletin bu konuda aldığı kararlar ve politikalar, sağlık kuruluşlarının ve vatandaşların yoğun çabasıyla hep birlikte üstesinden gelebileceğimize inanmak iyi gelecektir.  

Sosyal medyadan uzak kalmak, ihtiyacı olan yaşlı komşulara yardım etmek, onlar için gerekli tedbirleri alarak markete veya fırına gitmek kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Sevdiklerimizle gün içerisinde görüntülü görüşmeler yapılabilir.

Özellikle çocukların ve ebeveynlerin kaygı ve korkuları yüksek olabilir. Bu noktada çocukları Coronavirüs ile ilgili bilgilendirmeli, onların endişelerini önlemeye çalışmalıyız.

ÇOCUKLARA VE YAŞLILARA BU SÜRECİ NASIL ANLATMALIYIZ?

- Çocuğu olanlar onlara hastalıkla ilgili bilgi vermeli ve dikkat etmesi gerekenleri söylemeli. Bizim kaygımız da onları etkileyeceğinden onların da psikolojisini analiz etmeli ve kaygılarını önlemeye çalışmalıyız. Çocukların da gündelik rutinlerine devam etmeleri sağlanmalı, kitap okuyarak, ders çalışarak ve masa oyunları gibi aktivitelerle bu vakit değerlendirilebilir.

Bunun yanı sıra yaşlı komşularımız varsa onlara yardım etmek de kendimizi iyi hissettirecektir. Bu süreçte onlar için gerekli tedbirleri alarak market ve fırından ihtiyaçlarını karşılamak, halini hatırlarını sormak iyi gelecektir.

ÖLÜM KORKUSU İLE NASIL BAŞ EDEBİLİRİZ?

- Bu korku insanoğlunun en temel, en derin korkusudur ve her tehdit bu korkuyla ilişkilidir aslında. Mevcut tedirginlik ve endişemiz temeldeki ölüm korkumuzu açığa çıkardıysa eğer muhakkak yardım almalıyız. Yine süreçte, bu korkumuzu artıracak haber ve paylaşımlardan uzak kalmakta yarar var. Zihinsel meşguliyetimizi hastalık, salgın ve ölümler üzerinde tutmak durumu kolaylaştırmayacaktır.

KARANTİNA SÜRECİNDEN SONRA NE GİBİ PSİKOLOJİK SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİR?

- İzolasyon süreci atlatılıp salgın sona erdiğinde ve günlük yaşama geri dönüldüğünde o zaman bu sürecin bizde nasıl bir travmaya sebep olduğu anlaşılacak.

Sosyal izolasyon sürecinde geçmişte yaşadığımız bir psikolojik bozukluk yeniden ortaya çıkabilir. Bu süreçte sağlık profesyonellerine danışmaları, çok mecbur kalmadıkça gidilmemesini önersek de klinik bir tanısı olanlar ve psikiyatri ilacı kullananlar bir şekilde ruh sağlığında farklılık hissederlerse bir sağlık personelinden destek almaları iyi gelecektir.

Bu toplumsal bir kriz ve biz de bunu ancak birlikte aşabiliriz. Bunun dışında kendimiz iyi durumdaysak bizden daha zor durumda olan kişilere destek olmak, yardım etmek, onlar için korunarak gidip fırından ekmek almak, halini hatrını sormak, işe yaramak da bize iyi gelecektir.

YAZI: Uzman Psikolog Selin Karabulut