Hafızayı Güçlendirmenin 3 Yolu: Merak, Tekrar, Beslenme

Bir ismi unutmak, aklınıza gelen o fikri bir anda kaybetmek... Bunlar rastlantı değil, hafızanın çalışma biçiminin doğal bir yansıması. Peki, hafızayı gerçekten güçlendirmek nasıl mümkün?

Damla Durak DAMLA DURAK 11 Nisan 2026
Hafızayı Güçlendirmenin 3 Yolu: Merak, Tekrar, Beslenme LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Sabah tam aklınıza gelen o isim, öğleden sonra tamamen uçup gidiyor… Ya da dün okuduğunuz makalenin anafikrini bugün hatırlamakta güçlük çekiyorsunuz. Hepimiz bu anları yaşıyoruz ve çoğu zaman "hafızam zayıf" diye kendimizi suçluyoruz. Ama Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı'ya göre sorun hafızanızda değil, belki de öğrenme biçiminizde. Prof. Dr. Tarlacı'nın en çarpıcı tespiti şu: Hafızayı şekillendiren esas şey, biyoloji değil motivasyon. Tıpkı yüz hatlarımız gibi beyin yapısının da kişiden kişiye farklılaştığını söyleyen Tarlacı, asıl belirleyicinin ilgi ve istek olduğunu vurguluyor. "Zorunlu olarak öğrenilen bilgiler kalıcı olmaz. Merak, motivasyonu tetikleyen bir şey. Merak varsa insan her türlü şeyi öğrenmeye çalışıyor ve bütün derinliğini öğreniyor. O zaman unutması da zor oluyor." Bu cümle, okul yıllarından beri hepimizin sezdiği ama tam olarak adını koyamadığı bir gerçeği özetliyor gibi, değil mi? Zorla ezberlediklerimiz sabaha kadar bile dayanmazken, merakla keşfettiklerimiz yıllarca zihnimizde kalıyor.



Anılar, Sandığınızdan Çok Daha Akışkan
Hafızanın bir bilgisayar gibi çalıştığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Prof. Dr. Tarlacı, her hatırlama eyleminin aslında bir "yeniden kurgu" olduğunu söylüyor. O anın yaşandığı koşullar, sonradan eklenen duygular ve yeni bilgiler farkında olmadan geçmişi şekillendiriyor: "Beyin esnek, yumuşak, akışkan. Zaman içinde değişiyor ve bu değişim anıları geri çağırırken boşluklara neden oluyor. O boşlukları başka şeylerle doldurmak istiyoruz; böylece anı değişiyor." Bu yüzden görgü tanıklıklarının kamera kayıtlarına kıyasla güvenilmez bulunduğunu gösteren araştırmalar var. Ama bu esneklik tamamen olumsuz bir şey de değil: Bilişsel terapiler de tam bu özellikten, yani düşünce zincirlerinin ve anıların dönüştürülebilir olmasından yararlanıyor. Beyindeki amigdala ile hipokampus arasındaki güçlü bağa dikkat çeken Prof. Dr. Tarlacı, şiddetli duygusal deneyimlerin hafızaya çok daha derin kazındığını vurguluyor. Bu mekanizma, bazı durumlarda travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) zemin hazırlayabiliyor. Güçlü duygular ne yazık ki hafızayı daha kalıcı kılıyor; hem iyi hem kötü yönde.


Jacquemus

Hafızayı Güçlendirmek İçin Ne Yapmalıyız?
Prof. Dr. Tarlacı'nın önerileri göründüğünden çok daha uygulanabilir. Tekrar, bilgilerin kalıcı hale gelmesi için en temel yöntem: Yeni öğrenilen bir bilgiyi ilk gün, bir hafta ve bir ay sonra tekrar etmek, hafızayı anlamlı biçimde güçlendiriyor. Üstelik “beslenme" de bu denklemin içinde. Omega-3 yağ asitleri ve Akdeniz tipi beslenme beyin esnekliğini desteklerken balık, ceviz ve keten tohumu bu açıdan öne çıkan kaynaklar olarak biliniyor. Margarin gibi yapay yağlar ise hem kalp-damar hem de beyin sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Uzun lafın kısası, hafızamızla ilgili en büyük yanılgımız, onu sabit ve değiştirilemez bir şey olarak görmek. Oysa beyin her gün yeniden şekilleniyor; her merak ettiğimizde, her tekrar ettiğimizde, tabağımıza koyduğumuz her lokmada... Hafızamızı güçlendirmek için büyük bir programa ihtiyacımız yok, sadece biraz daha merak etmemiz yeterli.

 

 


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Nisan 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Nisan 2026 Sayısı Çıktı!

Büşra Develi, ELLE Türkiye Nisan sayısı kapağımızla karşınızda! Başarılı oyuncuya, doğadan ilham alan zarif tasarımlarıyla Cartier eşlik ederken baharı tüm formlarıyla müjdeliyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.