Röportaj: Lara Mutlu
İlk koleksiyon aynı zamanda bir imza yaratmak demek. RÊVE’de gelecekte de Mehmet Korkmaz Bridal’ı tanımlamasını istediğiniz kodlar neler?
Mehmet Korkmaz Bridal’ın imzasının yalnızca belirli bir dantel, işleme ya da silüetten ibaret olmasını istemiyorum. Benim için asıl kod, elbisenin taşıdığı duygu. RÊVE’de kırılganlıkla gücü, romantizmle cesareti, geçmişle yeni bir başlangıcı aynı silüette buluşturmak istedim. Danteller, katmanlar, transparanlıklar ve couture işçiliği bu hikâyeyi görünür kılan araçlar; ama merkezinde her zaman kadın var. Gelecekte Mehmet Korkmaz Bridal’a baktığınızda zarafetin içinde bir güç hissetmenizi istiyorum. Çok şey söylemeden kendini belli eden, sessiz ama unutulmayan bir etki… Sanırım RÊVE’den sonraki koleksiyonlara taşımak istediğim en önemli kod da bu: Bir kadını başka birine dönüştürmek değil, kendi gücüne ve kendine yeniden döndürmek.
“
“Bir gelinliğe uzaktan baktığınızda onun Mehmet Korkmaz olduğunu söyleyen şeyin yalnızca bir işleme ya da belirli bir detay olmasını istemiyorum. Bir duruşu olmalı.”
RÊVE’de couture geçmişinizden vazgeçemediğiniz kodlar hangileri? Bir gelinliğe uzaktan baktığımızda onun Mehmet Korkmaz olduğunu bize ne söyleyecek?
Couture benim başladığım yer ve doğal olarak RÊVE’in de temelinde o var. Yıllardır oluşturduğum bazı kodlardan bridal için vazgeçmek istemedim; aksine onları daha saf, daha romantik ve daha zamansız bir dünyaya taşımak istedim. Bir gelinliğe uzaktan baktığınızda onun Mehmet Korkmaz olduğunu söyleyen şeyin yalnızca bir işleme ya da belirli bir detay olmasını istemiyorum. Bir duruşu olmalı. Feminen, zarif, biraz görkemli ama hiçbir zaman ağır değil. RÊVE’de yaratmak istediğim kadın tam olarak böyle. Odaya girdiğinde elbisesi fark ediliyor ama asıl hatırlanan kadın oluyor. Sanırım Mehmet Korkmaz imzasını da en çok bu denge tarif ediyor.
İlk bridal koleksiyonu aynı zamanda bir tasarımcının kendisini yeni bir alanda tanımlaması demek. RÊVE’i bitirdikten sonra Mehmet Korkmaz hakkında sizin de yeni keşfettiğiniz bir şey oldu mu?
Evet, RÊVE bittikten sonra aslında kendimde daha sakin bir tasarımcı tarafı keşfettiğimi fark ettim. Couture’da çoğu zaman güçlü bir etki yaratmak, bir silüeti dönüştürmek ve detaylarla yeni bir dünya kurmak beni heyecanlandırıyor. Bridal ise bana bazen bir şeyi eklemek kadar, nerede duracağını bilmenin de önemli olduğunu gösterdi. Çünkü gelinlik tasarlarken yalnızca kendi hayalinizi anlatmıyorsunuz; bir kadının yıllardır zihninde taşıdığı hayale de dokunuyorsunuz. Bu, tasarımcı olarak beni daha farklı bir yerden düşünmeye yöneltti. RÊVE ile birlikte romantizmin benim tasarım dilimde düşündüğümden çok daha güçlü bir yeri olduğunu keşfettim. Ama benim romantizmim kırılgan ya da fazla masalsı değil; güçlü, kendinden emin ve zamansız bir kadın üzerinden şekilleniyor. Belki de RÊVE’in bana öğrettiği en önemli şey şu oldu: Mehmet Korkmaz dünyası, couture’dan bridal’a geçtiğinde değişmek zorunda değilmiş. Sadece başka bir duygusunu gösterebildiğini hissettim.
Gelinlik belki de bir kadının hayatında başkalarının fikrine en fazla maruz kalan kıyafet. Siz provada gelinin kendi sesini nasıl buluyorsunuz?
Bir gelin aynanın karşısına geçtiğinde aslında çok fazla şey söylüyor; bazen hiçbir şey söylemeden bile. Duruşundan, elbiseye dokunuşundan, kendine nasıl baktığından bunu anlayabiliyorsunuz. Benim için doğru gelinlik, herkesin “çok güzel” dediği değil, gelinin kendisini en çok kendisi gibi hissettiği gelinlik. Bu yüzden provada fikrimi dayatmaktan çok onu anlamaya çalışıyorum. Elbette bir tasarımcı olarak yönlendiriyorum; oranı, silüeti, neyin daha güçlü görüneceğini söylüyorum. Ama günün sonunda onu başka bir kadına dönüştürmek istemiyorum. Benim için en güzel an, gelinin aynaya baktığında artık etrafındaki insanların fikrini aramadığı an.
Yıllar sonra biri arşivden bir RÊVE gelinliği çıkardığında, onun Mehmet Korkmaz tasarımı olduğunu hangi detaydan tanımasını istersiniz?
Yıllar sonra arşivden bir RÊVE gelinliği çıkarıldığında dönemini değil, karakterini görmelerini isterim. “Bu hangi yıldandı?” diye sormadan önce, “Bu Mehmet Korkmaz olmalı” dedirten şey de sanırım o kontrollü ihtişam olur.
“
“Bir tasarımın gerçek gücü, bir kadını başka birine dönüştürmesinde değil; zaten sahip olduğu şeyi daha görünür kılmasında.”
Bir kadının kendi stilini bulması için hangi kuralları takip etmesi gerekir?
Bence kendi stilini bulmanın ilk kuralı, mümkün olduğunca az kurala bağlı kalmak. Stil, trendleri doğru takip etmekten çok insanın kendisini tanımasıyla oluşuyor. Bir kadın hangi silüetin içinde kendini güçlü hissettiğini, hangi renklerin ona ait olduğunu ve neyin içinde kendisi gibi davrandığını keşfetmeli. Çünkü üzerinizde çok güzel duran bir şey, size ait hissettirmiyorsa stilinizin bir parçası değildir. Bence gerçek stil de tam olarak burada başlıyor: Bir odaya girdiğinizde önce kıyafetiniz değil, siz hatırlanıyorsanız doğru yerdesiniz.
Bir gelinlik tasarlamak, couture tasarlamaktan sizi nasıl farklı düşünmeye zorladı?
Aslında bridal ve haute couture’ü birbirinden tamamen ayrı iki dünya olarak görmüyorum. Mehmet Korkmaz için ikisi de aynı tasarım dilinden, aynı işçilik anlayışından ve aynı kadın fikrinden besleniyor. Değişen şey, tasarımın eşlik ettiği an. Haute couture’de daha özgür ve daha teatral davranabildiğim alanlar var. Bridal’da ise tasarladığınız gelinliğin bir kadının hayatındaki çok özel bir anın parçası olacağını bilerek düşünüyorsunuz. Bu da beni estetikten çok duygusal anlamda farklı bir yere götürdü.
İnsanların Mehmet Korkmaz giydiğinde güzel görünmenin ötesinde nasıl hissetmesini istiyorsunuz?
Kendilerini daha güzel değil, daha çok kendileri gibi hissetmelerini istiyorum. Benim için bir tasarımın gerçek gücü, bir kadını başka birine dönüştürmesinde değil; zaten sahip olduğu şeyi daha görünür kılmasında. Mehmet Korkmaz giyen bir kadının kendini güçlü, özel ve zahmetsizce özgüvenli hissetmesini isterim. Elbisenin içinde kaybolmasın; aksine elbiseye kendi karakterini versin. Çünkü günün sonunda insanların “Ne kadar güzel bir elbise” demesinden önce, “Ne kadar etkileyici bir kadın” demesini tercih ederim.