ALEXANDER WANG’LE BİR GÜN

Kendisiyle 10 dakikalık röportaj yapıp bu başlığı attığımı, yani abarttığımı sanmayın. Cannes’da bir araya geldiğimiz tasarımcıyla önce yanımıza Bella Hadid’i de alarak görüştük.

Baştan aşağı siyah giyiyor (tabii ki).

Saçları upuzun (çok karizmatik).

Yüz hatları iyi bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi belirgin. Eğlenceli biri, gözleriyle de gülüyor, sık sık kahkaha atıyor. Röportaj için odaya girdiğimde (kırmızı üst ve pantolon giyiyorum) muzip bir şekilde gülümsüyor. Yanına gitmeden önce arkadaşlarım “Siyah tutkunu Alexander Wang’in yanına kırmızılar içinde gitmek mi?! İyi cesaret” diye bana takılıyorlar. Madem güldü, soruyorum: “Kırmızı giyerek büyük bir Wang kuralını çiğnemiş oldum mu?” Buna daha çok gülüyor. “Tabii ki hayır. Keşke ben de kırmızı giyebilsem; bence olmuş” diyor. Alexander Wang tam da hayal ettiğim, daha doğrusu tahmin ettiğim gibi biri. Tasarımcı kimliği hakkında yorum yapmam gereksiz, 21 yaşında markasını kurmuş, hemen iki yıl sonra da New York Moda Haftası’nda ilk defilesini yapmış, Balenciaga gibi köklü bir markanın kreatif direktörlüğünü sırtlayacak kadar rüşdünü ispatlamış biri o. Bizi yan yana getiren 71’inci Cannes Film Festivali kapsamındaki global toplantıya onur konuğu olarak kendisini ve arkadaşı Bella Hadid’i davet edense Magnum. Şehrin meşhur Croisette Caddesi üzerinde, deniz kenarında kurulan Magnum mekanında buluşuyoruz Alexander Wang’le. Kariyerini bir yolculuk olarak dillendiren 35 yaşındaki tasarımcı röportaj için ELLE’i tercih etmiş. (Bizim de kesinlikle kendisini tercih ettiğimizi biliyor mu acaba?)

Alexander Wang, Spring/Summer 2018 ''Ready - To - Wear'' Koleksiyonu

Modayla ilgili ilk anınız nedir?

İlk anım çok eski. Henüz çocukken annemle kuaföre gittiğimizde oradaki moda dergilerini keşfetmemle ilgili. Her seferinde dergileri karıştırıp beğendiğim sayfaları koparır, biriktirirdim. Galiba 5-6 yaşlarındaydım.

Demek ilk ilhamınız dergiler oldu. Peki şimdilerde ilham kaynağınız nedir? Tasarımcı olarak sizi neler etkiliyor?

Her sabah uyanmak ve bilinmeyenlerle dolu, yeni bir güne başladığımı bilmek bile yeterince ilham verici. New York gibi heyecanlı bir şehirde yaşıyor olmak benim için büyük bir şans. New York’ta evinizden çıktığınız, kapıdan adım attığınız an neler olacağını, kimlere rastlayacağınızı bilemezsiniz. Her şey mümkün, her şey bir ihtimal. Açıkçası ben insan olarak da tasarımcı olarak da ilham kaynağı anlamında belirli bir şeyi gösteremem. İlhamımı her gün pek çok detayda bulurum. Bu bir seyahat, bir insan, bir etkinlik, küçük bir detay, bir duygu, her şey olabilir.

Siyah renk konusunda söylendiği kadar takıntılı mısınız?

(Uzun uzun gülüyor. Cevabını mı tasarlıyor, yoksa siyah takıntısını bizlerin de bu kadar takmamızı mı komik buluyor?) Siyah şık, kolay, zamansız... Siyah tüm bunlar ve bunların da ötesinde bir seçenek. Muhteşem bir renk. Giymesi, taşıması kolay, şık görünmeniz garanti...

Siyahı gündüz de en şık davete de giyebilir, sade veya iyice abartarak yorumlayabilirsiniz. Belli ki ben siyahı çok seviyorum. Bir de ben geceleri daha yaratıcı oluyorum. Siyah bana geceyi de çağrıştırıyor. Aramızda böyle bir bağ da olabilir.

Tasarımlarınızla vermek istediğiniz mesaj nedir?

Bir duruşa, bir tavra sahip, kendileri veya olan bitenler hakkında söylemek istedikleri bir şey olan kadın ve erkekleri giydirmeyi seviyorum. Benim için stili özetleyen, bu. Aynı zamanda çok da ilham verici. Kendilerine güvenen, hırslı, kendileri gibi görünmekten korkmayan insanlar için tasarlıyorum. Bunları yaparken eğlenmeyi de umursuyorum. Eğlenceyi de ciddiye alıyorum (galiba Magnum’un “take pleasure seriously” sloganıyla burada örtüşüyor).

Boş vakitlerinizde neler yaparsınız?

Arkadaşlarımla yemeğe çıkmayı seviyorum. New York’ta açılan yeni mekanları gezmek, etkinlikleri takip etmek de benim için büyük bir keyif. Gözüm kulağım hep açıktır, yenikleri bilmek isterim.

Hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

Daha iyi bir dansçı olmayı çok isterdim (Demek iyi bir dansçı). Dans videoları izlerken “Keşke ben de bu hareketleri yapabilsem” diye içimden geçiririm.

 


En sevdiğiniz yemek nedir? Hatta keşke bu kadar çok sevmesem dediğiniz bir şey?

Keşke kısmını silelim, hiçbir suçluluk hissetmeden ısrarla tükettiğim Asya mutfağıdır.

Yemek yapar mısınız?

Pek yapmam, hatta hiç diyelim. Ama Çin, Japon, Vietnam, Tayland, Asya mutfağının tüm versiyonlarına bayılıyorum. Arkadaşlarım “Ne yiyelim?” diye sorduklarında, “Gereksiz bir soru, cevabım aynı” derim.

Cannes’da Magnum sayesinde buluştuk. Sizi markayla bir ara getiren nedir?

Magnum gibi prestijli bir markanın düzenlediği bir davete katılmak benim için büyük mutluluk. Magnum bir yaşam tarzı da sunuyor. Şu anda Cannes’ın en ünlü sahiline kurdukları bu şık “pop up” mekanındayız. Akşam da partide eğleneceğiz. Başka hangi dondurma markası bu kadarıyla övünebilir ki?

Bella ve Alexander Wang, Cannes’ın ünlü sahilinde. Tarihi Carlton otelindeki odamda bekleyen davetiyem tabii ki siyahtı. Wang’le buluşmama 10 dakika kala. Böylece şunu da öğrenmiş oldum, Cannes’daki doğal ışık iyi selfie veriyor. La Croisette Caddesi’nde yürürken, karşınıza bu bronz melek heykeli çıkıyor.  Magnum için çok şık bir soğutucu çanta tasarlayan Wang,  gün siyah çikolatalı  bir Magnum tasarladı. Tadı muhteşemdi. Nereden mi biliyorum?  Bu soruyu yok sayıyorum…

YAZI: Suzan Yurdacan

ELLE Haziran 2018/06


.