BİR EDİTÖR GİBİ ALIŞVERİŞ

Ve bir editör gibi alışveriş yapmanın püf noktalarını keşfedin.

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 09 Şubat 2017
BİR EDİTÖR GİBİ ALIŞVERİŞ

Alışveriş yaparken, özellikle de indirim oranının yüzde 70’leri bulduğu bir dönemde kendinizden geçiyor, ihtiyacınız olan ve olmayan her şeyi satın alıyorsanız, durun! Ve bir editör gibi alışveriş yapmanın püf noktalarını keşfedin.

Gardımı aldım. Mağazanın indirime girdiği ilk gün, ilk saatler. Ayağımda en rahat sneaker’larım, ellerim mümkünse boş olmalı. Gözümü kararttım, o deri ceket benim olacak! Ceketin yanına yaklaşıyorum, ahh... medium bedeni başkasının elinde! Hiçbir şey olmamış gibi sakince başka bir ürünü inceliyorum. Gözüm deri cekette, o kadın bırakır bırakmaz kapacağım. Acaba ilgisini dağıtmak için bir şey mi yapsam ya da en iyisi evrene en sağlam mesajı göndereyim. Kalın harflerle yazdım: Sevgili evren, o ceket lütfen benim olsun...

Sezon boyunca belki de hiç ihtiyacınız olmayan birtakım parçaları arzuladınız. Kimi gardırobunuzun en güzel köşesinde yer edindi. Kimiyse mağazadaki askıda hüzünlü şekilde sizi bekledi. Eliniz ona gitti geldi. Sonuçta satın almaya bir türlü cesaret edemediniz. Sonra indirimler çattı, kendinizi kelebek günlerinin kanat çırpışlarına bıraktınız. Eve döndüğünüzde yüzünüzdeki mutlu ifadeyle çok istediğiniz parçayı poşetinden çıkardınız. Fakat o da ne? Poşetin içine nasıl olmuşsa (!) başka parçalar da girmiş. İşte o an tekrar hatırladınız ki mağazanın vitrinine dev puntolarla yazılan “indirim”, kredi kartı ekstrenize dev rakamlarla yansıyacak.

Şimdi filmi başa saralım. Yüzde 70’e varan oranlarda indirim yapan department store’dan ya da bir high street mağazadan içeri girdiğinizde karşılaştığınız manzarayı hayal etmenizi isteyeceğim. Beğendiğiniz kaşmir kazağın bir paçavra gibi büzülüp kenara fırlatıldığını, incelediğiniz Celine çantayı rafa geri koyduğunuz an kapmayı planlayan, pusuda bekleyen kadınları...

Bu satırlardaki ruh halleri size yabancı gelmiyorsa, kendinizi sık sık bu tip durumlar içinde buluyorsanız şimdi sakince arkanıza yaslanın ve okumaya devam edin. İndirim dönemin de ayakta kalma kılavuzu elinizde. Arzu nesnelerimize paçavra muamelesi yapanlar utansın diyorum ve bunun savaş ilanı olduğu konusunda hemfikirsek, soruyorum: Bu savaştan nasıl galip çıkarız? İndirim döneminde akıl sağlığımızı, daha da önemlisi gardırobumuzu, kullanmayacağımız, sadece fiyatına kanıp aldığımız parçalardan nasıl koruyacağız?


BİR EDİTÖRÜN ALIŞVERİŞ GÜNLÜĞÜ

Bunu duymak sizi hayal kırıklığına uğratabilir fakat en başından söylemek isterim; üzgünüm ama hiçbir editör, sandığınız gibi gardırobunu altı ayda bir değiştirmiyor. Öncelikle temel parçaları yatırım yapıyoruz, çünkü biliyo ruz ki kaliteli bir basic her durumda paçayı kurtarmamıza yardımcı olur. Gardırobumuzu trendy parçalarla doldurmuyoruz. Hatta bunların azınlıkta olduğu bile söylenebilir. Tabii ki bu asla trendy alışveriş etmiyoruz anlamına gelmiyor. “Bir sonraki sezonda o parçayı ya da varyasyonunu görecek miyiz?” sorusunun yanıtı onu satın alıp almamamızdaki en büyük etken. Ayrıca bir de gönülden vurulduklarımız, karşısında dizlerimizin titrediği parçalar var. Onlar mecburen bizimle eve geliyor. Sentetik değil, kaliteli kumaştan parçaların önemini de vurgulayalım. Ve onun gardırobunuzun bütünüyle sağlayacağı uyumu da göz önüne almalısınız. Mevcut kıyafetlerinizi, yeni aldığınız parçayla bir araya getirdiğinizde en az üç kombin yapabiliyor musunuz?

Söz konusu çantalar ve ayakkabılar olduğunda bu aksesuvarların ilk önce tükendiği gerçeğini dikkate alırsak, indirim döneminde alışverişe kendilerinden başlamak faydalı olur diyebilirim. Outnet.com’un direktörü Stephanie Phair bir röportajında, geçen yıl yaptıkları kış indiriminde Christian Louboutin fiyatlarını yarıya düşürdükleri andan itibaren her üç saniyede bir çift ayakkabı sattıklarını anlatıyor. Dolayısıyla eğer arzu nesneniz bir aksesuvarsa, önceliğinizi ondan yana kullanmanız akıllıca olabilir. Eğer tasarımcı imzalı tekstil ürünlerini kafaya taktıysanız, her markanın kendi imzası haline gelen kült ürünlerini edinmeye özen gösterin. Mesela Saint Laurent’dan deri ceket, Haider Ackermann’dan pantolon-ceket takım ya da Valentino’dan kırmızı herhangi bir parça. Böylece zamana ve trendlere de meydan okumuş olacaksınız.

ELLE gibi bir derginin emektarı olarak akıllı alışveriş yapmanın önemini ve kurallarını iliklerime kadar hissettiğimi belirtmek isterim. Bu bilgilerden tüm kadınların yararlanması dileğimle!

GARDIROBUNUZU SANAT GALERİSİ GİBİ DÜŞÜNÜN

Her zaman ilham veren sokak stili ikonlarını ele alalım önce. Sanki her birinin ellerinde bir formül var ve her defasında o formüle göre giyiniyorlar. Mesela Leandra Me-dine'i düşünün. Görünümünün yüzde 40'ı erkeksi, yüzde 30'u komik, yüzde 20'si saçma, yüzde 10'u da feminen. Ya da mesela Carine Roitfeld. Tavrının yüzde 80'i ultra feminen, yüzde 20'si de bir balerin stiline gönderme yapıyor. Anna Dello Russo mu? Onun yüzde 100'ü podyumdan fırlamışçasına trend avcısı tadında. Şimdi tüm bu kadınları alışveriş yaparken hayal etmeyi deneyin. Mesela Anna Dello Russo'yu, "sırf" indirime girdiği için Acne'den yüksek belli siyah bir jean satın alırken hayal edebiliyor musunuz? Edemediğinize eminim. Tam da indirim döneminde doğru alışveriş yapmanın ilk kuralı budur: Kişisel stilinize sadık kalın. Dünyaca ünlü isimlere stil konusunda danışmanlık veren uzmanların söylediği ortak kural şu: Gardırobunuzu sanat galerisi olarak düşünün ve temanın dışına çıkmadan onu yönetmeyi öğrenin. Bunun anlamı: Gelip geçici trendlere değil, sizin için kalıcı parçalara yatırım yapın.

BİR EDİTÖRÜN ALIŞVERİŞ GÜNLÜGÜ

Bunu duymak sizi hayal kırıklığına uğratabilir fakat en başından söylemek isterim; üzgünüm ama hiçbir editör, sandığınız gibi gardırobunu altı ayda bir değiştirmiyor. Öncelikle temel parçaları yatırım yapıyoruz, çünkü biliyoruz ki kaliteli bir basic her durumda paçayı kurtarmamıza yardımcı olur. Gardırobumuzu trendy parçalarla doldurmuyoruz. Hatta bunların azınlıkta olduğu bile söylenebilir. Tabii ki bu asla trendy alışveriş etmiyoruz anlamına gelmiyor. "Bir sonraki sezonda o parçayı ya da varyasyonunu görecek miyiz?" sorusunun yanıtı onu satın alıp almamamızdaki en büyük etken. Ayrıca bir de gönülden vurulduklarımız, karşısında dizlerimizin titrediği parçalar var. Onlar mecburen bizimle eve geliyor. Sentetik değil, kaliteli kumaştan parçaların önemini de vurgulayalım. Ve onun gardırobunuzun bütünüyle sağlayacağı uyumu da göz önüne almalısınız. Mevcut kıyafetlerinizi yeni aldığınız parçayla bir araya getirdiğinizde en az üç kombin yapabiliyor musunuz?

MELİS AĞAZAT
ELLE Türkiye Moda Direktörü

"Aslında hislerime göre alışveriş yaptım her zaman. Yaşım ilerledikçe, tarzım olgunlaştıkça klasik parçalara daha çok bütçe ayırır oldum. Önceden çok daha özgür ve eğlenerek alışveriş ederdim. Yine özgürüm ama işin notaları değişti. Stilimi, eskiden pop müzikse, şimdi biraz cazla karışık klasik müziğe döndü gibi tarif edebilirim. Hala disko parçalar, ritmi olan her şey ilgimi çekiyor. Payetli bir ceket veya taşlı bir Pigalle mesela. Eskiden fotojenik parçalara çok giderdi elim, 2000'ler döneminde punk grunge giyinirdim. Şimdiyse kaşmir kazak, jean ve devetüyü manto kilit parçalarım. Ayakkabı benim maestrom. Akşam çıkarken mutlaka abiye bir parça seçmeye dikkat ediyorum. Fakat onu da sade parçalarla kombinliyorum. Tüm kombini ayakkabıma göre kurarım diyebilirim. Ayakkabılar tüm stilimi yönetiyor.

Vintage aksesuvarlarla stili güncellemek benim sırrım. Tek başıma alışveriş ederim, daha iyi konsantre oluyorum. Tabii yanımda çok güvendiğim bir kız arkadaşım da varsa sanırım zaman daha eğlenceli ve faydalı geçiyor. İndirim döneminde, sezonda aklınızda kalan bir karbonhidrat parça (ben sezonluk parçaları böyle tanımlıyorum) almakta fayda var! Ama bana kalırsa, zamansız parçaları bulursanız kaçırmayın derim. Mesela bir loafer, bir stiletto, devetüyü rengi bir manto, tüp etek, kaşmir kazar ve deri bir ceket."

SUZAN YURDACAN
ELLE Türkiye Konular Editörü

“Alışveriş konusunda nihayet biraz akıllandım. Şimdi bir parçayı, çok beğensem de satın almadan önce iyice düşünüyorum; ciddi tereddütlerim varsa hiç almıyorum. Tabii ki bazen benim de aklımın başımdan gittiği, bir şeye “aşık” olup hiç düşünmeden satın aldığım oluyor. Neyse ki bu “yıldırım aşkları” çok sık meydana gelmiyor. Kendimi eğittim! ELLE öncesi dönemimde tamamen kaotiktim, gerçekten. Ve hatta belki sıkıcı. Hep söylerim, dergi gözümü eğitti. ELLE’deki İlk Bakış sayfaları ve moda çekimlerindeki parçalara bakıp “hangisini seçeyim?” oyununu oynamayı seviyorum! Şimdi de stil ikonu değilim ama kendimi daha iyi tanıyorum, bana yakışan parçaları ve renkleri bildiğime inanıyorum. Satıcıların güzel sözlerine kapılmamaya çalışırım, onlar övgüde fazla bonkör olabiliyor. Beş yıl öncesine kadar epey pişman olduğum alışverişlerim var.

Bir seferinde bordo rengini çok beğendiğim bir bot almıştım. Ancak modeli yüzünden, 37 numara olan ayağım 39 gibi duruyordu, bottan anında soğudum. Anında derken,maalesef satın aldıktan çok sonraydı. “

SELİN MİLOŞYAN
ELLE Türkiye Güncel Haberler Editörü

"Açıkçası eskiden çok karışık alışveriş yapardım. Ama yıllar boyu dergide çalışmanın, sürekli dergi karıştırmanın verdiği tecrübeyle tarzımı oturttum ve çok daha bilinçli hareket ediyorum. Özellikle diz üstü etek ve elbiseleri babet ya da çizmelerle birlikte kullanmayı seviyorum. Jean'lerim de vazgeçilmezlerim arasında.

Sezondan abartmadan alışveriş yapıyorum ama indirimlerde bazen kendimi kontrol edemeyip içimdeki alışveriş canavarına yenildiğim oluyor. İndirim zamanında gerçekten ihtiyacım olan, moda yatırımı sayılabilecek klasik parçaları satın almaya özen gösteriyorum."



Yazı: SERLİ GAZER BOYACI


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Mayıs 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Mayıs 2026 Sayısı Çıktı!

Sümeyye Aydoğan, Messika’nın Türkiye'deki yeni marka elçisi olarak ikonik 'Move' koleksiyonu ile karşınızda.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.