BİZANS’TAN GÜNÜMÜZE

BİZANS'TAN GÜNÜMÜZE

Bizans döneminin güçlü kadın imajından, bugünün özgür ve rahat İstanbul kadınına; tarihteki yolculuğumuzun sonuna geldik.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Bizans Araştırmaları Bölümü Yöneticisi Gulru Tanman, Bizans imparatoriçelerinin gösterişli kıyafetlerini anlatırken onların toplumda nasıl güçlü kadınlar olduğunu da hatırlatıyor.  “Bizans'a baktığımızda; eski Yunan ve Roma'da görülmemiş bağımsızlığa ulaşmış, toplumda nüfuz sahibi ve erkek otoritesini çoğu zaman hiçe sayan, siyasette etkin ve hayırsever, entelektüel ve sanat hamisi, güçlü saray kadınları görürüz. Roma'nın ardından yeni başkent İstanbul'un Doğu'yla coğrafi yakınlığı; ipekli kumaş, değerli taş ve madenlerin ithalinde kolaylık sağlamıştı. Dolayısıyla Bizans imparatoriçelerinin giysileri belki dikiş ve biçim bakımından hiç karmaşık değildi; ancak altınla dokunmuş ve inci, ametist gibi değerli taşlarla süslenmiş ipekli kumaşlardan üretildikleri için çok gösterişlilerdi. Öyle ki, Bizans saray modasının diğer Avrupa saraylarını da etkilediğini söyleyebiliriz. Bizanslı kadın zenginliğine göre inci, ametist, zümrüt, akik gibi değerli taşlarla bezeli; mine, telkari gibi çeşitli tekniklerle yapılmış altın, gümüş, bronzdan küpeler, kemerler, yüzük ve kolye gibi aksesuarlar kullanırdı. 10 yıldır New York, Londra, Paris, İstanbul gibi metropollerin başlıca müzelerinde açılan çok geniş kapsamlı Bizans sergilerinin sağladığı belli popülerliğin, moda tasarımcılarını da etkilediğini düşünüyorum. Chanel'in mücevherlerini ve Dolce&Gabbana'nın duvar mozaiklerini giysilerde yeniden yorumlayışlarını çok beğendim.”