Fotoğraflar: Chanel Haute Couture İlkbahar/Yaz 2026, Launchmetrics Spotlight
Chanel Haute Couture İlkbahar/Yaz 2026 defilesi şeffaflık ve hafiflik üzerine kurulu bir anlatıyla açıldı. Tül ve müslin, Chanel takımını adeta ikinci bir ten gibi sararak bedeni görünür kılmak istiyordu. Ardından kuş ve mantar figürleri öne çıkıyordu. Farklı renk ve formlardaki bu detaylar, koleksiyonun temel fikrini sade bir şekilde ortaya koyuyordu: özgürlük.
Maison için ilk haute couture koleksiyonunu sunan Matthieu Blazy, her ne kadar geçmiş Bottega Veneta yaratımlarından da ilham alsa da Chanel’in özüne odaklandı: Zarafet, fazlalıktan kaçınmaktır. Defilenin açılışındaki ten rengi şifon Chanel takımı, klasik siluetin neredeyse hayaletimsi bir yorumu gibiydi.
Blazy’nin bu yaklaşımı, selefi Virginie Viard’ın belirgin ev kodlarını öne çıkaran tasarımlarından farklı bir yön çiziyor. Nisan ayında göreve başlayan tasarımcı, Chanel’i semboller üzerinden değil, Coco Chanel’in düşünce dünyasıyla kurulan bir süreklilik içinde ele alıyor. Blazy’nin hatırlattığı gibi, Chanel haute couture atölyesini açtığında hazır giyim yoktu, couture, hayatın tamamı için tasarlanıyordu.
Defile her zamanki gibi Grand Palais’de gerçekleşti. Podyumdaki büyük, renkli mantarlar mekana masalsı bir atmosfer kazandırdı. Koleksiyonun öne çıkan unsurlarından biri olan tül, yarattığı transparanlık ve hafiflik hissi ile modern kadının hayal dünyasını yansıtan yumuşak bir anlatı sundu.
Finalde Chanel Pre-Fall defilesinden de tanıdığımız Bhavitha Mandava modern bir gelinlikle podyuma çıktı. Zamansız ve sade çizgiye sahip bu görünüm, gelinliğe getirdiği modern yorumla zarif bir şıklık sundu.
Matthieu Blazy, markanın kimliğini açık sembollerle değil, hafiflik ve denge üzerinden yeniden yorumluyor. Ortaya çıkan sonuç ise modern, özgür ve sakin bir couture vizyonu.