GLAM AŞKINA!

Çok yönlü sanatçı;anı ve kadının güzelliğini dondurmakta usta Ali Mahdavi!



İran asıllı Parisli Ali Mahdavi, moda ahalisinin içinde sınırlı sayıda bulunan “eşsiz ve biraz tuhaf” olanlardan. Aynı ahalinin kutsal kitapları olan birçok dergide, “glam”i yorumluyor yıllardır. Yaratıcılığı, kimi zaman bir fotoğrafla, kimi zaman bir kısa filmle, kimi zaman da Crazy Horse dans grubunun kostümleriyle kendini gösteriyor. Son olarak da, 20-21 Eylül tarihlerinde sahnelenen buz dansı gösterisinin muhteşem kostümleri için Intimissimi'yle bir araya geldi.

İlk sorum modayla ilgili. Kadın kıvrımlarını ve vücudunu yakından tanıyan biri olarak, sizce moda kadınlar için ne ifade ediyor?
Üniversitede dört yıl anatomi okudum ve bu yüzden kadın vücudunu çok iyi bildiğimi söyleyebilirim, evet. Ve tasarlamak için de anatomi bilmeniz gerekiyor. Bugünlerde moda dünyası anatomiyle pek ilgilenmiyor, dertleri tamamen konseptle ilgili. Ama aslında bence moda, kadın vücudunu daha güzel göstermekle ilgili. Aslına bakarsanız modayla pek ilgilenmiyorum. Benim için önemli olan “glam” ve stil. Kadınların her sezon risk alarak saçma kılıklara bürünmeleri de bana anlamsız geliyor. Kadın stilini moda değil, kendisi yönetmeli. Ayna karşısında objektif olmalı. Vücudunu tanımalı, ne giyip neyi giyemeyeceğini bilmeli. Giyindiğinde iyi hissetmeli insan. Ve bunun trendlerle hiçbir alakası yok.

Geçmişiniz ve anavatanınız estetik anlayışınızı nasıl şekillendirdi?
Aslında İranlı'yım ama bunun beni etkilediğini pek sanmıyorum. Çünkü Fransa'daki en dindar okullardan birinde okudum, Fransa'da yaşadım. O yüzden ilham kaynağım Parizyen kültür elbette. Hatıralarımdaki parlak objeler, zarif kadınlar çok etkilerdi beni ve abartılı görünümlerden, baroktan çok hoşlanırdım. Şimdi daha çok grafik ve minimal bir çizgim var. 10 yıl Royal College of London'da okudum. Bence bir sanatçının, sanatçı olabilmesi için okuluna gitmesi gerekiyor. Ama bunun dışında sanatçının yetenekli olması da gerekir. Bilinçaltınıza dalıp çok çalışmalısınız.

Yıllar içinde kreatif repertuarınız pek çok alana yayılmış. Bu farklı işler fotoğrafçılığınıza nasıl yansıdı?
Benim için, eğer siz sanatçıysanız farklı alanlara sıçrayabilirsiniz. Benim için yönetmenlik ve fotoğrafçılık arasında fark yok. Crazy Horse'un kıyafetlerini hazırlamak ya da yönetmenlik yapmak... Hepsi benim için aynı. Sanatçı olarak benim için imkansız diye bir şey yok. Ve bana kalırsa sanatçı, kendini sınırlamadan, özgürce hareket etmeli.

Peki, ne motive ediyor sizi?
Değişiyor. Eğer ortada zaten bir konsept varsa, o ürüne ve markaya saygı göstermem gerekir. Bazen bir model ya da bir oyuncuyla tanışırım ve onlara aşık olurum ve onlar motive eder beni! Ama asla amacımdan sapmam ki, beni en çok motive eden şey temelde odur aslında: Güzelliği ve görkemi yakalamak ve insanları olduklarından daha güzel göstermek.

Intimissimi'nin On Ice projesiyle nasıl bir araya geldiniz? Bu proje sizi ve işlerinizi nasıl yansıtıyor?
Projede kostümleri tasarlamam için benimle bağlantıya geçtiler. Elbette çok, hem de çok heyecanlandım! Yönetmenle tanıştım ve bana ne görmek istediğini anlattı. Bu tip işlerde moda koleksiyonlarındaki gibi parçalar hazırlamazsınız. Crazy Horse'a çizdiğim tasarımlardan bahsedelim mesela; bir dansçıyla tanışıyorsanız, onun dans ettiğini ve her gece aynı kıyafeti giyeceğini aklınızdan çıkarmamanız lazım.

Şov için çizimlerinizden birkaçını gördüm ve canlı halini görmek için sabırsızlandığımı söylemeliyim!
Ah! Mersi! Aslına bakarsanız ben de çok heyecanlıyım. İşte işin başka önemli bir kısmı; siz çiziyorsunuz ve birileri hayat veriyor! Bu da başka bir yetenek gerektiriyor.

Şimdi ne üzerinde çalışıyorsunuz? Gelecek planlarınız neler?
Crazy Horse'la çalışmaya devam ediyorum. Ünlü isimlerle çalışıyorum, reklam ve moda çekimleri yapıyorum. Yeniden resim yapmaya başlayacağım. Yeni bir kısa film çekiyorum ve en büyük projem de daha önce bahsettiğim uzun metraj film.

Son iki soru: Hayattaki en büyük korkunuz nedir? Sizi ne çok ne etkiler?
Birini, yani sevdiklerimi kaybetmek. Bu kesinlikle en büyük korkum. Beni en çok etkileyen şeyse, görkemin ve ihtişamın insanı nasıl daha da güzelleştirebildiği.

SILA GÜVEN