GÖKSU’DA KAYIK SEFALARI

Osmanlı, Lale Devri, İstanbul ve elbette İstanbul kadını ve stili…



Hepimiz İstiklal Caddesi'ne şapkasız çıkılmadığı dönemleri, o şıklığı dinleyerek büyüdük. Peki ama, İstanbul kadını ve modası nasıl bugünlere geldi? Lale Devri ile bu soruya cevap aramaya devam ediyoruz...

LALE DEVRİ VE GÖKSU'DA KAYIK SEFALARI
Lale Devri'yle başlayan, Tanzimat dönemi ve Meşrutiyet'in ilanıyla devam eden “Batılılaşma” sürecinde, modernleşmenin kamusal hayattaki görünümleri ve simgeleri olan kadınların ve özellikle başkent İstanbul kadınının giyim kuşamı, imparatorluğun nasıl bir toplumsal değişim yaşadığını da gösteriyor. Bu dönemde Avrupa modasını ilk takip edenlerin saray ve üst sınıfa mensup kadınlar olduğunu, değişimin zamanla mali durumu iyi olan ailelere ve halka yansıdığını görürüz. Kadınların daha fazla sokağa çıktıkları, topluca mesire yerlerine gidildiği, Göksu ve Kağıthane'de kayık sefalarının yapıldığı yeni bir yaşam tarzı başlarken; giyim–kuşam da bundan fazlasıyla etkilendi.
Öyle ki, sade sokak giysileri olan feracelerin şekil değiştirerek boylarının arkada bele kadar indiği, yeşil, leylak ve mavi gibi iç açıcı renklerden yapılmaya başlandığı, yaldızlı harçlar, danteller ve kurdelelerle süslendiği, yaşmakların ince kumaştan yapılıp örtünme fonksiyonunu kaybettikleri ve süs şeklini aldıkları, kıyafetlerin feracelerle aynı renkteki şemsiyelerle tamamlandığı bir stil söz konusuydu.