İFW'yi takipteyiz!

Yerlerimizi aldık, gözlerimizi açtık, İFW'ye başladık!

Miras değil, alın teri!

“Batsın Bu Dünya” çalıyor fonda. Podyumda beliren kaytan bıyıklı, gözlüklü, araba tamirinden yeni çıkmış 'delikanlılar'la nutkumuz tutuluyor. Vereceğimiz tepkinin vücudumuzdan çıkmasını beklerken, bir tane daha bıçkın adam beliriyor ve sonra bir tane daha. "Miras değil, alın teri" yazılı tişörtlerle, ceketlerini omuzlamış modeller ve koleksiyonla oluşan atmosferle, 70'lerden, 80'lere birkaç Türk filminin içine giriyoruz. Kadir İnanır, Ayhan Işık ve hatta İbrahim Tatlıses, Niyazi Erdoğan'la yeniden doğuyor. Kıyafetlerin rahat kesimleri, gündelik kullanım kolaylıkları, fermuar ayrıntıları ve bir tutam bıyık, 80'lerin deliliğini, 70'lerin bunalımını, işçi sınıfını, İstanbul Moda haftasına, moda tutkunlarının ayağına getiriyor.


Küçük kadınlar

Zeynep Erdoğan yeni koleksiyonunda, geçen yılki patenci kızlarından, 80'ler havasından, pembenin neonundan uzaklaşabildiği kadar uzaklaşmış. Tasarımcı, 70'lerin ruhunu kıyafetlere taşıyor ve kadın formunu, pin-up kesimler, miniler ve yırtmaçlarla taçlandırıyor. Gece mavisi ve kiremit renginin ustalıkla kullanıldığı parçalar ve uyumları dikkat çekiyor. Zeynep Erdoğan kadını, nasıl desek, büyüyor.


Zeynep Tosun nerede?

Defileler arasında belki de en heyecanla beklediklerimizden birsiydi Zeynep Tosun koleksiyonu. Bu yıl onun kadınları, tabiri caizse başka bir kimliğe bürünmüş. Tasarımcının yaratıcı çizgilerine hayat veren elleri sanki korkmuş ve bilindik olana sarılmış. Dev kapüşonlar, nude ve beyaz uyumuna ve baskı kumaşlı elbiselere renk katarken, ayrıntıların ustaca kullanımı bizleri büyülüyor. Defile bittiğindeyse, içimizde kalan tuhaf bir hayal kırıklığıyla birlikte şöyle düşünüyoruz; “Bir şeyler biraz tanıdık değil mi?”