'Kadınları' ve 'Dergilerini' Konuştuk

Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kadın Dergileri.

Ne güzel bir Cumartesi günü! Haliç’te, Kadın Eserleri Kütüphanesi’ndeyim. Aylardır kütüphane bünyesinde yapılan panellerden katıldıklarım da oldu, katılmadıklarım da. Ama bugünkü benim için çok özel. Zira konuşulacak konular arasında Duygu Asena’nın Kadınca’sı ve hayranı olduğum Pazartesi dergisi de var. Herhalde bir dergicinin yaşayabileceği en büyük eksiklik Kadınca tecrübesinin içinde yer alamamaktır. Sürekli konular yapıyoruz ya, şu ceket ya da şu ayakkabı için neler feda ederiz gibisinden. Kadınca’da bir kaç günlüğüne bile olsa çalışabilmek için çok şey verirdim. Beni görmeseler, yaptıklarımı beğenmeseler de olurdu. Duygu Asena’nın karizması bana da değsin isterdim. Dergimizin fotoğraf editörü Gülgün Özek, Duygu Asena’yla Kadınca’da değilama “Kim” dergisinde çalışmış şanslı bir dergici. Ona kaç defa anlattırdım Duygu Asena ve o “cool kadınlar” ekibini, kaç defa dinledim aynı şeyleri ama doyamadım. Her gün anlatsa her gün dinlerim ama artık Gülgün de biraz ara verip dinlensin dedim ve kütüphaneye geldim! Etrafıma baktığımda, 1925’te çıkmaya başlayan ve ilk iki sayısı “Kadın Yolu”, üçüncü sayısından itibaren “Türk Kadın Yolu” adıyla 1927 yılına kadar yayımlanan dergiyi Osmanlı Türkçesi’nden Latin harflere çeviren Prof. Dr. Nevin Ateş’in yanı sıra, bir dönem Vizyon dergisini yöneten Aliye Simavi’nin de dinleyiciler arasında yer aldığını görüyorum.