MÜCEVHER EN LÜKS OBJE

MÜCEVHER EN LÜKS OBJE



Paris'te yaşayan tasarımcı Alican İçöz'e sorular sormak üzere, en son Urart için takıntılı aşktan ilham alarak hazırladığı koleksiyonu da bahane ettik. Tasarımın sırları hakkında en merak ettiklerimizi sorduk.

Neden tasarımcı olmaya karar verdiniz?
Aslında daha önce moda fotoğrafçısı olmak istiyordum. Lise 1'de Mario Testino'nun, Londra'daki Portraits sergisine gittikten sonra karar vermiştim. Bir süre ders aldıktan ve çok başarısız olduğumu gördükten sonra vazgeçtim. Beni başta ilgilendiren, işin imaj ve görsel kısmıydı ama daha sonra görselliği en iyi işin başından kontrol edebileceğimi anlayınca tasarıma yöneldim.

“Karar” verdiğinizde neler oldu? Bunu gerçekleştirebilmek için nasıl bir plan yaptınız?
Yapılmaması gereken birçok şeyi ve yapılması gereken birkaç şeyi yaptıktan sonra işler rayına oturdu. İstemek, çekinmemek ve severek üretmek çok önemli bu işte. Hayal ettiğim her yerde staj yaptım, planladığım tek şey buydu.

Bu manada hayatınızdaki dönüm noktası veya noktaları neler?
Paris'e ilk geldiğim sene zamanının en yaratıcı PR ajansı Totem'de staj yapmam ve Margiela'da çalışmam sanırım dönüm noktalarıydı.

Tasarım zor bir alan mı? Fark edilmek ve fark yaratmak için neler gerekiyor?
Kolay bir alan değil ama eninde sonunda, bizzat Martin Margiela'nın da dediği gibi, birkaç metre paçavra ya da taşla uğraşıyoruz. Her ne kadar bir kıyafet ya da takının bir insanın hayatını değiştirebileceğine gerçekten inansam da bu işi yaparken kendini çok ciddiye alanları gülünç buluyorum. Her iş gibi tasarımda da başarılı olmak için çok çabalamak gerek ama herkesin başarı anlayışı kendine. Bence en önemlisi kendi vizyonunu ve görüşünü bulmak ve buna sadık kalarak kendini yenilemek. Üstüne biraz da sebat gösterirseniz devamı geliyor.

İlk koleksiyonunuzu hazırlarken neler yaşadınız?
Bolca sinir krizi!

Bir tasarımcının “çalışma günü” nasıldır?
Kendi adıma söyleyebilirim ki her an her yerde çalışıp aslında hiçbir zaman çalışmıyorum. Bu şizofreni hem yorucu hem de çok keyifli.

Size neler ilham verir?
Kendim, arkadaşlarım ve de tanımak istediğim yabancılar.

Urart için hazırladığınız koleksiyonu kısaca anlatır mısınız?
Urart bana güvenip tema ve malzeme konusunda açık çek verdi. Ben de hiç gitmediğim bir yerden ve özellikle orada çekilen bir filmden yola çıktım. Film Pasolini'nin 1969 yılında Kapadokya'da Callas'ı başrol oynattığı Medea. Özelliği, Urart'ın ilk kez bir tasarımcıya koleksiyon çıkarması ve genel stili olan etnik değerleri koruyarak daha modern çizgilerle bir koleksiyonu satışa sunması.

Bu koleksiyonda size ilham veren neydi?
Genel çıkış noktam Medea Tragedya'sında olan ve Pasolini'nin filme harika bir şekilde uyarladığı takıntılı aşktı. Medea'nın “Kara Sevdası”. Teknik olarak da dönemin Colchis mücevherleri ve filmde ünlü opera sanatçısı, Yunan sopranosu Maria Callas'ın takıları.

Tasarlamak sizi niye mutlu ediyor?
Tasarım iyi yaptığımı düşündüğüm birkaç şeyden biriydi. Bir gün bırakıp diğer iyi yaptığımı düşündüğüm şeylere de yönelebilirim. Şarkı söylemek ya da yemek pişirmek gibi...

Hayatınızda neler olmazsa olmaz?
Kendim, ailem, arkadaşlarım, şatafat!

SUZAN YURDACAN