PARİS HAUTE COUTURE MODA HAFTASI 3. GÜN

Paris Haute Couture Moda Haftası'nın 3. günü neler mi oldu? Haberimizde.

Paris Haute Couture Moda Haftası'nda koleksiyonlar tüm hızıyla sunulmaya devam ediyor. Bugün son gününe girdiğimiz bu ihtişamlı haftanın son koleksiyonları için geri sayarken, gelin hep birlikte Paris Haute Couture Haftası'nda dün olup bitenlere bir göz atalım: 



            soldan sağa: Maison Margiela, Frank Sorbier, Elie Saab, Ilja, Jean Paul Gaultier


 John Galliano'nun dümeni devraldığı Maison Margiela 'Artisanal' adını veridği İlkbahar/Yaz'16 koleksiyonunu Hotel Des Invalides'de sundu. Margiela'nın yeni Couture koleksiyonu Galliano'nun imzası haline gelen, öyle herkesin cesaret edemeyeceği 'uçlarda' detayların etrafında kurgulanmış. Kat kat, kesik parçalar, asitmektik bitişler ve brokar detaylarla zenginleşen koleksiyonda renk paletiyse beyaz rengin hakimiyetindeyken onu lacivert ve altın renkleri izliyor.

Bunların yanı sıra Galliano'nun alışılagelen; sade bir tişörtün ya da bir 'bomber' ceketin üzerine kurulan 'look'lar da podyumdaydı. Picasso-vari resimlerin baskılarıyla rugan çizmeler ve deriyle eşarbı birleştirerek 80'lere göz kırpan ayakkabılar görünümlerin tamamlayıcısı olarak seçilmişti. Abartılılı fiyonklar gibi dahi dokunuşlarıyla izleyenlere adeta görsel bir şölen yaratan Galliano'nun, Pat McGrath'in elinden çıkan sıra dışı makyajıysa ilhamı sürrealizmden alıyordu.

Dramatik ve şiirsel sunumlarıyla moda dünyasında kendine özel bir yer edinen Frank Sorbier'nin İlkbahar/Yaz'16 koleksiyonunun sunumu da şaşırtmadı. Daha önceki koleksiyonlarının çoğunluğunda olduğu gibi podyumda yine, giyilebilir Couture parçaları yer aldı. Dansçı-modellerin performanslarının kültürel zenginliği, tasarımcının yarattığı silüetler ve müzik eşliğindeki lirik danslar koleksiyonun tanıtıldığı Musee Guimet ile ahenk içindeydi. Omuz detaylarıyla kabarık eteklerin öne çıktığı silüetleriyle çıplak ayakla dans eden modeller, müzedeki eserlerin ortasında yaptıkları performansla sanat ve modanın daima iç içe olduğunu hatırlattı.

Couture haftalarının heyecanla beklenen isimleri arasında başı çeken Elie Saab'ın yeni koleksiyonu yine izleyenleri hayran bıraktı. Sadece bir elbisenin hazırlanması için dört dikiş ustasının bir ay boyunca emek harcadığını duyduğumuz işçilik harikası ve inanılmaz emek isteyen parçaları yine bir masal kitabının sayfalarından fırlamış gibiydi. Saab bu Couture koleksiyonunda bizi Kral Edward dönemindeki, 1911'in Hindistan'ına götürdü. O dönemi yansıtan dekor bizzat Hindistan'dalarmışçasına izleyenleri alıp o zamanlara götürmeyi başardı. Hint geleneğinin dokunuşları ve kültüre özel parçaların Saab'ın Couture vizyonuyla birleşmesi sonucu transparan detaylı ve taş işlemeli elbiselerin altında çıplak ayaklarla yürüyen modellerle, klasik Saab Couture elbiselerinin üzerine atılmış işlemeli sariler podyumun dikkat çeken detayları arasındaydı. Saab elbiselerinin Hint motifleriyle bir araya geldiği ve o dönemin Hindistan'ından ilhamını alan deri sandaletler 'look'ların tamamlayıcısıydı. Zarafetin simgesi danteller ve koleksiyonun temasına uyan büyük kolyelerle saç aksesuarları da öne çıkan detaylar arasındaydı.
Unutmadan; evlilik hazırlığı içinde olanlar için koleksiyon; çokça gelinlik fikri sunuyor.

Hollandalı moda markası Ilja'nın 2016 İlkbahar/Yaz sezonu için hazırladığı Couture koleksiyonu 'Assimila' dün moda tutkunlarına sunuldu. Uçuş uçuş kumaşların kat kat detaylarla birleştiği, asimetrik etek uçlarının dikkat çektiği koleksiyonda pastel tonları ve sportif detaylar hakimdi. Couture klasikliğine spor havası katan canlı renkler, oversize kabanlar ve büyük cepler öne çıkan detaylar arasındaydı. Modellerin geriye yapıştırılarak topuz yapılan saçları ve oldukça doğal makyajları Ilja'nin minimal ve net koleksiyonuna adeta iltifat ediyordu.

Moda dünyasının asi isimlerinden Jean Paul Gaultier'nin Couture şovları aynı zamanda bir moda kutlaması gibi geçtiğinden bu koleksiyon da bizi hiç şaşırtmadı. Tasarımcının İlkbahar/Yaz'16 koleksiyonunda kendi yakın dostları, ilham kaynakları ve hayatı boyunca tanıştığı ve onda iz bırakan herkesi izleyenlerle tanıştırdı. 70'ler ve 80'lerde Paris'in bir numaralı diskosu olan Le Palace defilenin dekorunu oluşturdu ve modellerin sigara içtiği, dans ettiği ve eğlendikleri podyum adeta canlı bir film sahnesiydi. Altın detaylı Safari elbiselerinden, Bowie'yi yansıtan silüetlere, podyumdaki eğlenceli anlara kadar yaptığı Couture partisinde Gaultier 80'lerin disko dönemini yeniden canlandırarak konuklarına unutulmaz anlar yaşattı. Koleksiyondaki detaylara geldiğimizde Gaultier'nin imzası haline gelen kışkırtıcı parçalar, cilalı deriden kırmızı eldivenler, file çoraplar ve sıra dışı şapkalar yine ön plandaydı. Bunların yanı sıra koleksiyonun genelinde takım elbiselerin Couture'a kadınlar için uyarlandığı ve bir tutam Gaultier sihri eklenerek çılgın bir tarza büründüğü izlenimini veren silüetler hakimdi. Kabarık seksenler saçları, parlak çizmeler ve bayrak kırmızısı rujlar koleksiyonun tamamlayıcılarından oldu.

Etİketler