SANATLA ELELE BİR MARKA: COS

Bu ay yedinci yaşını kutlayan COS'u İletişim Direktörü Atul Pathak anlatıyor.

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 26 Mart 2014
SANATLA ELELE BİR MARKA: COS
<#text>Bundan tam yedi yıl önce, bir mart ayında kapılarını açan COS markası, Türkiye'deki ilk mağazasını bu sene Zorlu Center AVM'de açmıştı. Markanın İletişim Direktörü Atul Pathak geçen ay, yeni sezon lansmanı için ülkemizi ziyaret ettiğinde, kendisiyle bir ‘yeni yaş' röportajı gerçekleştirdik ve sorduk: Nereden gelir, nereye gider bu COS markası...


<#text>


<#text> Öncelikle marka hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Zira meraklıları yurt dışından yakından tanısa da, Türkiye pazarı henüz tam manasıyla tanımıyor COS'u. Dolayısıyla COS markası nasıl ve neden yaratıldı?


<#text> COS, H&M grubuna ait. Dolayısıyla marka aslında yeni bir alan daha açma fikrinden doğdu. Yedi sene önce, pazar incelendi ve şu anda COS'un doldurduğu boşluğu dolduran bir marka olmadığı görüldü. Daha sade, işlevsel, kumaş tekniğine ve kalitesine özen gösteren, elegan tasarıma sahip ama yine de satın alınabilir ve çok pahalı olmayan koleksiyonlar sunan bir marka yoktu. İşte bütün bunları bir arada sunan COS, bunlardan sonra pazara girdi...


<#text>


<#text> Zor bir pazar seçti sonuçta. Benzer çok marka var. Burada kendinize bir yer açmak zor olmadı mı?
<#text>Bu konuda şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Tabii ki H&M'in bir parçası olmak, pazar araştırması konusunda ciddi bir destek almamızı sağladı. Ama aynı zamanda zamanlamamızın da doğru olduğunu düşünüyorum. Belki diğer hazır giyimciler için aynı şeyi söylemek mümkün olmayabilir ama biz Mart 2007'de piyasaya girdiğimizde, dünyada ekonomik konular ön plana çıkmaya başlıyordu. Bu nedenle de tüketici parasını neye ve nasıl harcamak istediği konusunda daha dikkatli olmaya başlamıştı. Tasarım dokunuşu olsun, kumaş kalitesi daha iyi olsun ama yine de çok pahalı olmasın gibi noktalara dikkat ediyorlardı. Biz bu ihtiyaçtan fayda sağladık aslında.


<#text>


<#text> Sonuçta COS'un beğenilen bir marka olduğunu hızlı büyümesinden de anlıyoruz... Türkiye'de Zorlu Center AVM'de ilk mağazanızı açtınız. Daha fazla mağaza açacak mısınız? 


<#text> Umuyoruz. Henüz planlanmış bir mağazamız yok ancak İstanbul'un çok önemli bir pazar ve çok büyük bir şehir olduğunu ve şehirde de birden fazla nokta olduğunu biliyoruz. Zorlu Center, ilk mağaza açısından bizim için doğru seçim oldu. Yine de çok enteresan olabilecek noktalar var. Nişantaşı mesela. Sadece Avrupa yakasında değil Anadolu yakasında da... Özetle araştırmamızı sürdürüyoruz.~ Birçok yerde mağaza açıyorsunuz. COS en çok hangi ülkede beğenildi?


<#text> Bunu söylemek çok mümkün değil zira aslında şanslıydık. Mağaza açtığımız her yerden hemen olumlu tepkiler aldık. Mutluluk verici olan da müşterilerden aldığımız olumlu tepkiydi. Düşüncelerini hem mağazalarla hem de sosyal medya kanallarımızdan bizimle paylaştılar. ‘Burada ne zaman mağaza açacaksınız?' diye istek yapan takipçilerimiz bile vardı. Bu tepkiler bizim açımızdan çok iyi oldu. Zira nerede mağaza açabileceğimiz konusunda da ipuçları almış olduk. Bu nedenle de şanslıydık. Zira girdiğimiz her pazarda ve açtığımız her mağazayla olumlu tepkiler aldık...


<#text>


<#text> COS müşterisini tarif edebilir misiniz? Kimdir COS müşterisi?
<#text>Demografik verilerle tarif etmek istemem. Çünkü biz müşterilerimizi aynı zevklere ve ilgi alanlarına sahip olduğumuz bir arkadaş grubumuz olarak görüyoruz. Ama anahtar kelime sadece moda açısından değil de tasarım dünyasının tamamı diyebilirim. Onların güncel sanat, mimari, grafik gibi tasarımla ilgili, aynı zamanda da bizim markamıza ilham veren her tasarıma ilgi duyduklarını düşünüyoruz. Aynı zamanda markamızın takipçilerinin çevreye son derece duyarlı olduklarını varsayıyoruz. Büyük şehirlerde yaşamıyor olsalar bile oranın mantığını biliyorlar. Kültürel, politik bir farkındalıkları olduğuna inanıyoruz. Ayrıca kadın müşterilerimizin erkek müşterilerimizden çok da farklı olmadıklarını düşünüyoruz. Aynı duyguyla hareket ettiklerine inanıyoruz.


<#text>


<#text> Sade, net kalıplarınız var. Çok renkli değil. Bu aslında H&M'in yaptığının tam zıttı. Bu tarz, yine sizin grubunuza ait olan bir markanın taban tabana zıttını yaratmak riskli değil miydi?
<#text>
Kesinlikle evet. Bu ayarda bir firma kötü bir sonuç olabileceğini de tabii ki dikkate alıyor. Ama H&M grubun yaptığı en önemli iş inancını kaybetmemesiydi. Bir de markanın avantajı, arkasındaki tecrübe sayesinde pazarı iyi tanıması oldu. Bu da bize bir başlangıç noktası verdi.


<#text>


<#text> Neden COS? İsmin bir manası var mı?
<#text>COS aslında markanın üzerinde çalışırken yerleşen kendi adı: Collection Of Styles (Stillerin Koleksiyonu)... Burada stili öne çıkaran, zamansız parçaları vurgulamak istedik. İlk koleksiyonları tasarlarken ve tasarım olarak ne yöne gidileceğini belirlerken bu isimle birebir örtüştüğünü gördük.~ Daha önce tasarım ekibinin birçok alandan ilham aldığını ve buna sanatın da dahil olduğunu söylemiştiniz. Sanat bakış açısına gelelim biraz da. Biliyoruz ki markanız sanatı ve sanatçıları fazlasıyla destekliyor, öne çıkartıyor. Biraz da bundan bahsedebilir misiniz?


<#text> Tasarımcılarımızın hepsi, tabii ki tasarım eğitimi almış durumdalar ama sadece moda dünyasına ait değiller. Farklı alanlar, onların çalışma şekillerini önemli ölçüde etkiliyor. Mimari de bunun bir parçası. Bunu kesimler, kollar ve şekillerde görebilirsiniz. Mimarideki yeni yapılardan da ilham alabiliyor. Yüzyılın modern bakış açısından da etkileniyorlar. Her iki baş tasarımcımız da tesadüf eseri İsveçli. Dolayısıyla onların İskandinav kökenlerinden de bir etki var. Özetle tasarım adeta COS'un DNA'sının bir parçası. Onu markadan ayırmak pratik olarak mümkün değil. Bu markanın kişiliği haline geldi. Kendimizi ifade biçimi olarak, müşterilerle iletişimimiz olarak da bu yolu seçtik. Çünkü bizce tüketicilerimiz dünyayla bu açıdan da ilgileniyor. Temennimiz ise dizayn ve sanat dünyasının bizim ilgimizi çektiği kadar müşterilerimizin de ilgisini çekmesi. Onlarla bu konuda da iletişimde olmak istiyoruz. Bu da yaptığımız işin bir parçası oldu gitgide.


<#text>


<#text> Dolayısıyla yaşayan bir markadan, hisseden bir markadan bahsediyorsunuz?


<#text> Bu kesinlikle yapmaya çalıştığımız işin bir parçası. Mağazaların tasarımı, mobilyalar, müşterinin içeride nasıl hissettiği gibi detaylar ve bunların bütününü oluşturan paket üzerine çok konuşuyoruz, düşünüyoruz. Poşetlere kadar dikkat ediyoruz. Poşetin sapı, içinin görünmemesi... Herşey bütünün bir parçası... Sanata olan desteğinize geri dönecek olursak. Bu bir pazarlama taktiği mi yoksa sanata verdiğiniz destek konusunda samimiyet mi? Aslında dürüst olmak gerekirse ikisinin bir karışımı. Evet sanatı iletişim yolu olarak, markanın kimliğini oluşturmak için kullanıyoruz. Ama aynı zamanda işbirliği yaptığımız sanatçılara, kendilerini gösterecekleri bir platform da sunmak istiyoruz. Kendini ispat etmiş sanatçılardan çok yeni yeni kendine yer açan isimleri seçiyoruz. Bu da hem sanatçıların fayda sağlayacağı hem galerilerin kendini duyuracağı hem de bizim müşterilerimizin ilgisini çekecek alanlar açacağımız bir üçgen oluşturuyor. Yani buna bir takas, bir ortaklık olarak bakıyoruz.


<#text>


<#text> Aldığınız sonuçlardan memnun musunuz? Bu baştan beri oluşturduğunuz bir straeji değildi sanırım?


<#text> Biz organik olarak büyüdük. İşin en başında böyle bir durum yoktu ama tasarım sürecine baktığımızda, tasarımcılarımızın bu tarz konulardan ne kadar etkilendiğini de görünce sanatla içiçe olmak yaptığımız işin doğal bir parçası oldu.~ Peki bu konuda nasıl ilerleyeceksiniz? Bu işbirliği nasıl yönlenecek? COS sanatçılarını mı seçeceksiniz? Dünya çapında bir organizasyona mı dönüşecek?


<#text> Farklı çevreleri inceliyoruz. Olasılıklara bakıyoruz. Farklı sanat çevrelerini ele alıyoruz. Mesela Londra'da Serpentine Gallery ile bir ortaklık başlattık geçen yaz. Bu galeri uluslararası güncel sanatın liderliğini yapan galerilerden bir tanesi. Bir özelliği de Hyde Park'ın içinde Kensington'ın bahçesinde yer alması. Ama aynı zamanda hayır işleri de var ve bol bol sanat eğitimi veriyorlar. Gidip gördüğünüz sergilere girişte para almıyorlar. Ortaklık olarak onlara yakın hissettik. Park Nights adlı bir etkinlik yaptık mesela. Sanatçılar gelip konuşmalar yaptılar. Kimler dinlemek isterse gelip katılabiliyordu. Tabii ki biletli bir organizasyondu çünkü yerimiz limitliydi ama herkese açıktı. İşte bu, bizi ilgilendiren tarzdaki bir işbirliği. Bu tarz işbirliklerine yakınız. Yakın zamanda birçok sanatçıdan parçalar aldık ve bunu kanallarımızdan tanıttık. Mağazalarımızdan ya da online kanallarımızdan. Bu da yeni sanat alanları yaratmak, sanatçıları yeni birşeyler yapmaya itmek açısından önemliydi. Sanatçılar bizim kanallarımızdan kendini tanıtabildi. Aynı zamanda mimari tarzda çalışan sanatçılardan bizim için alanlar tasarlamalarını istedik. Orada koleksiyonlarımızı sergiledik.


<#text>


<#text> Türkiye'den de sanatçıları destekleyecek misiniz?


<#text> Kesinlikle istiyoruz. Bu pazarda biz daha çok yeniyiz. Henüz seçeneklere bakıyoruz. Ama burada çok fazla imkan var. İstanbul'a çok gelip gittim. Şehir çok ilginç. Burada sanatla içiçe çok enteresan mekanlar var. Mesela Salt Galata bu konuda türünde tek bir mekan. Nefes kesici. Kütüphanesi şehirdeki en favori yerlerimden biri. Kesinlikle büyüleyici.


<#text>


<#text> Reklam stratejiniz yok. Neden?<#text>


<#text> Evet, reklam yapmıyoruz. COS dergimiz var. Sanatı destekliyoruz. Ama arzumuz yaptığımız bu işlerle ve markamızla insanların hakkımızda konuşmasını sağlamak. Müşterimizle kurmak istediğimiz diyalog bu.

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

Bu ay kapağımızda 2024'e farklı ve çok heyecanlı başlangıçlarla giren Eda Ece var.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.