Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Casa Susanna’nın hikayesi, fotoğrafları ve burada bir araya gelen insanların kendilerini ifade etme biçimi Altuzarra’yı özellikle etkilemiş. Koleksiyonun çıkış noktasında da bu özgürlük hissi var. Tasarımcı, o dönemin kendini ifade etme cesaretini bugünün gardırobuna taşıyor.
Bu yaklaşım defilede ilk bakışta kendini belli ediyor. Koleksiyonun açılışındaki 50’ler esintili geniş etekler ve kıvrımlı elbiseler, punk etkili detaylarla daha güçlü bir karakter kazanıyor. Maskülen iş kıyafetleri ve biker ceketler ise feminen silüetlerle yan yana geliyor. Geniş trapez formlar da deri kemerler, metal detaylar ve daha sert parçalarla dengeleniyor.
Altuzarra’nın asıl ilgisini çeken ise bu karşıtlıklar. İş pantolonları yumuşak tişörtlerle, hırkalar keskin terzilikle buluşuyor. Çıkarılabilir erkek gömleği yakaları ve manşetleri, transparan slip elbiselerin ve keten katmanların yanında kullanılıyor. Maskülen ve feminen kodlar arasındaki bu geçişler koleksiyona belirgin bir özgürlük hissi veriyor.
Koleksiyonun görsel olarak en eğlenceli taraflarından biri ise ekoseler ve desenler. Renkli madras'lar, farklı ekose yorumları ve desenli parçalar, yumuşak görünen kumaşlarla birleşerek 50’ler referansını bugünün daha rahat silüetlerine taşıyor. Kumaşların dokusu da bu hissi destekliyor; sert ve yapılandırılmı�� parçaların yanında bedene daha yumuşak bir şekilde oturan kumaşlar yer alıyor.
Silüetler ise belirgin biçimde feminen. Bel vurgusu, geniş etekler, kıvrımlı elbiseler ve bedene yakın formlar koleksiyonun daha seksi tarafını oluştururken, maskülen parçalar bu feminenliği kırmak yerine ona yeni bir açı kazandırıyor.