"Kalp"ten Gelen Tasarımlar: BYTELLI

Ceyda Telli, büyürken de alışık olduğu kuyum zanaatına çağdaş bir perspektiften bakıyor.

Şevval Akyüz ŞEVVAL AKYÜZ 25 Mart 2026

Karşıyaka Çarşısı'nın sokaklarında, ustaların tezgah başında altını sabırla işlediği atölyelerde büyüyen bir tasarımcı Ceyda Telli. Ailesinin kuyumculuk geleneği ve Efes Kuyumculuk’un yıllara dayanan bilgi birikimi içinde yetişen Telli, bu mirası yalnızca korumakla kalmıyor, onu çağdaş bir mücevher diline dönüştürüyor.

Kurucusu olduğu BYTELLI, el işçiliğini dinamik tasarımla buluşturan bir marka olarak dikkat çekiyor. İzmir’deki ve Kapalıçarşı’daki ustalarla üretilen parçalar, geçmişin zanaatını bugünün estetiğiyle bir araya getiriyor.

Ceyda Telli ile mücevher dünyasına çocuk yaşta başlayan yolculuğunu, tasarım yaklaşımını ve BYTELLI koleksiyonlarının arkasındaki hikayeleri konuştuk.

Ceyda Telli

Mücevher dünyasına adımınız aslında bir aile geleneğinin devamı. Bu hikaye nasıl başladı?

Benim için mücevher dünyası çok küçük yaşlarda başladı. Babam Halil Telli uzun yıllardır sektörün içinde ve Efes Kuyumculuk sayesinde üretimin ve zanaatın merkezinde büyüme şansım oldu. Çarşıdaki atölyelerde ustalarla vakit geçirmek, bir mücevherin sıfırdan nasıl ortaya çıktığını görmek benim için büyük bir okul gibiydi. O ustaların bilgi birikimi ve sabrı gerçekten çok etkileyici. Bugün BYTELLI’de yaptığımız her tasarım aslında o zanaatkarlık geleneğini bugüne taşımaya çalışıyor.

Tasarım yaklaşımınızı şekillendiren en önemli şeyler neler?

Ben tasarımın yalnızca teknik bir süreç olmadığını düşünüyorum. Tasarımcı olarak dünyaya nasıl baktığınız da çok önemli. Bu yüzden kendimi sürekli beslemeye çalışıyorum. Çok fazla okurum, sergi ve müze gezerim, sanatçılardan ilham alırım. Aynı zamanda güncel moda ve tasarım trendlerini de yakından takip ederim. Bazen bir sanat eseri, bazen bir mimari detay, bazen de günlük hayatın küçük bir anı bile bir koleksiyonun başlangıç noktası olabiliyor.

BYTELLI

BYTELLI’de el işçiliği çok güçlü hissediliyor. Bu zanaat mirası markayı nasıl etkiliyor?

Zanaat BYTELLI’nin merkezinde yer alıyor. İzmir’deki atölyelerimizde ve Kapalıçarşı’da çok değerli ustalarla çalışıyoruz ve onların deneyimi gerçekten yılların birikimini taşıyor. Bir mücevherin ortaya çıkması bazen günler sürebiliyor. Taş yerleştirme, yüzey işleme ve cilalama gibi her aşama ayrı bir ustalık gerektiriyor. Benim için tasarım kadar önemli olan şey, o tasarımın doğru ellerde hayat bulması.

Markanızın müşterileri arasında kişiye özel tasarımlar önemli bir yer tutuyor. Bu süreç nasıl ilerliyor?

BYTELLI’de "custom made", yani kişiye özel tasarımlar önemli bir yer tutuyor. Birçok müşterimiz kendi hikayesini taşıyan bir mücevher istiyor. Bazen bir yüzük, bazen bir kolye ama çoğu zaman özel bir anı ya da anlamı temsil eden bir parça. Bu süreçte tasarımı birlikte geliştiriyoruz. Taş seçimi, form ve detaylar müşterinin hikayesine göre şekilleniyor. Bu yaklaşım aslında kuyumculuğun çok eski bir geleneğini yaşatıyor. BYTELLI ile çalışmak isteyenler randevu alarak İstanbul’daki showroom veya atölyede tasarım sürecine katılabiliyor ve birlikte kişiye özel mücevherler oluşturulabiliyor.

İlk koleksiyonunuz "Legacy Arcana" markanın köklerine güçlü bir gönderme yapıyordu.

"Legacy Arcana", BYTELLI’nin köklerinden ilham alan bir koleksiyondu. Markanın başlangıcında böyle bir koleksiyon yapmak benim için çok anlamlıydı çünkü hem aileden gelen kuyumculuk mirasına hem de sembollerin gücüne bakıyordu. Bu yüzden markanın ilk koleksiyonu olması da oldukça doğal bir seçimdi.

BYTELLI


Daha sonraki koleksiyonlarda daha modern ve güçlü bir tasarım dili görüyoruz.

Evet, sonraki koleksiyonlarda çizgiler biraz daha modernleşti. Daha net formlar ve güçlü silüetler kullanmaya başladım. Günümüz kadını mücevheri sadece özel günlerde değil, günlük hayatında da kullanıyor. Bu da tasarım yaklaşımını doğal olarak değiştiriyor.

Son koleksiyonunuz "Love Hurts" ise kalp formuna farklı bir yorum getiriyor.

"Love Hurts" aslında çok tanıdık bir sembole farklı bir gözle bakma fikrinden doğdu. Kalp formu mücevher tarihinde çok sık kullanılan bir sembol ve aynı zamanda BYTELLI’nin ana marka formu. Ama biz onu yine de biraz başka bir yere taşımak istedik. Daha güçlü, daha karakterli ve biraz daha duygusal katmanları olan bir yorumla ele aldık. Aşk bazen romantik, bazen kırılgan ama her zaman güçlü bir duygu. Bu koleksiyon da o duygunun farklı yüzlerini anlatıyor. Koleksiyonla ilgili en önemli konu ise serinin içindeki charm’ların istenilen şekilde kombinlenebilmesi. 

Bugün BYTELLI kadını nasıl biri?

Ben BYTELLI kadınının güçlü bir karaktere sahip olduğunu düşünüyorum. Stilini başkalarının beklentilerine göre değil, kendi hikayesine göre kuran bir kadın. Mücevheri sadece bir aksesuar olarak değil, kendini ifade etmenin bir yolu olarak görüyor. Zamansız parçaları seviyor ama aynı zamanda karakteri olan tasarımlardan da çekinmiyor.

BYTELLI

Bir mücevher sizin için ne zaman gerçekten tamamlanmış oluyor?

Benim için bir mücevher hem estetik hem de duygusal olarak bir denge kurduğunda tamamlanmış oluyor. Formu, taşları ve işçiliği bir araya geldiğinde yalnızca güzel bir obje değil, aynı zamanda bir hikaye taşıyan bir parça ortaya çıkmalı. Mücevher küçük bir obje olabilir ama insanların hayatında uzun yıllar boyunca anlam taşımaya devam eder.

BYTELLI’nin global hedefleri de var. Bu yolculuğu nasıl görüyorsunuz?

BYTELLI’yi her zaman uluslararası bir mücevher markası olarak hayal ettim. Ama bunu yaparken en önemli şey köklerimizi kaybetmemek. Türkiye’nin güçlü kuyumculuk geleneği ve Karşıyaka Çarşısı ile Kapalıçarşı’daki zanaat mirası bizim en büyük avantajımız. Amacım bu mirası modern bir tasarım diliyle dünyaya anlatmak.

 

Dergide Bu Ay

ELLE Mart 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Mart 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Türkiye, ilkbahar ÖZEL MODA SAYISI ile karşınızda.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.