MANGO’NUN YENİ KAMPANYASI DÜNYAYA İYİMSERLİK MESAJI VERİYOR

Mango, Cass Bird tarafından fotoğraflanan; Andreea Diaconu,Kaya Wilkins, Jill Kortleve,Oumie Jammeh, Boyd Gates ve Anders Hayward'ın katılımıyla gerçekleşen Life in Bloom kampanyası ile ilham veriyor.

Coşkuyu yaşamlarımıza yeniden katmak ve en çok sevdiğimiz insanlarla beraber inşa ettiğimiz hikâyenin bir sonraki bölümünü planlamak için Mango, yeni kampanyası “Life in Bloom”u başlattı. Bu proje, birkaç aylık izolasyon sürecinden sonra enerjinin yenilendiği ve dışarı çıkıp, yakınlarımızla doğanın tadını çıkarma arzusunun güçlendiği, dünyanın bize sunduğu her şeyin hiç bu kadar anlamlı olmadığı, yaşadığımız şu anın yansıması.

Intimate Dinner gibi önceki kampanyalarda da Mango'yla iş birliği yapan ünlü moda fotoğrafçısı Cass Bird, duyarlılığı ve spontane tarzı sayesinde Şubat ayında Arjantin'de yapılan bir fotoğraf çekiminde görüntülere hayat veriyor. Bir yaz mevsiminin karelerinde sanatçı; Andreea Diaconu, Kaya Wilkins, Jill Kortleve, Oumie Jammeh, Boyd Gates ve Anders Hayward'ı ortak bir sevinci paylaşan kahramanlar olarak canlandırıyor.

Geçtiğimiz İlkbahar / Yaz 2020 kampanyasında olduğu gibi Mango, Instagram üzerinden takipçilerinin çekime katılmasını sağladı ve topluluğunun sesini dinlemeye karar verdi. Markanın takipçileri, çekim yeri, set gibi bazı özel detayları tanıma, hangi sahneleri görmek istediklerine karar verme veya yavaş yavaş tanıtılan bazı kıyafetleri ve renkleri keşfetme şansına sahip oldular.

İzolasyon dönemi boyunca Mango, takipçilerini hareketli, kendine özgü, enerji dolu bir dünyaya davet etti. The Weekly Agenda, Mango Cooks veya #MangoGirlsCalling gibi projelerde katılımcılar aracılığıyla takipçiler, bu yeni gerçeklikte, yeni bir ifade biçimi keşfettiler. Home Sessions sayesinde de şarkıcı-söz yazarları Basia Bulat, Sophie Auster ve Carla gibi sanatçıların ve Pascal Moscheni ve Andrew Armstrong (Monarchy) gibi DJ'lerin katıldığı müzik etkinlikleriyle moral buldular. “Life in Bloom”, kampanyasının kahramanı model ve şarkıcı Kaya Wilkins, 23 Mayıs'ta bu müzik seanslarına Mango’nun instagram hesabından kendi müzik projesi Okay Kaya ile devam edecek.

Kampanyanın yüzlerinden Andreea Diaconu ile bu kampanyayı, moda sektörünü  ve kendisi ile ilgili merak ettiklerimizi konuştuk... 

ELLE: Bize biraz kendinden bahseder misin? Nasıl model oldun?

Andreea Diaconu: Halka açık bir havuzda 13 yaşındayken keşfedilmiştim.

ELLE:  Moda dünyasının içinde her zaman yer almak istemiş miydin?

A.D: Aslına bakarsanız moda hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tanıştırıldığım güne kadar...

ELLE: Moda dünyasının geleceği hakkında ne düşünüyorsun? Ne gibi değişiklikler beklemeliyiz?

A.D: Moda sektörü tüm diğer sektörler gibi ekonomik zorluklardan dolayı küçülmeye gidecek. Umuyorum ki bu süreçten sonra kendini daha doğru bir şekilde yeniden inşa edecek.

ELLE:  Mango’nun yeni kampanyasında her şey çok şiirsel ve sessiz gözüküyor. Çekimle ilgili en güzel anın nedir?

A.D: Çekim bittikten sonra herkesin toplanıp sohbet edip müzik dinlediği zaman sanırım. Hepimiz çok yakın arkadaş olduk ve gerçekten çok güzel vakit geçirdik. Harika insanlardı!

ELLE: Mango’nun bu koleksiyonunda en çok hangi kıyafetleri giymekten zevk aldın?

A.D: Çok şanslıydık çünkü harika bir stilistimiz vardı. Örgü üstler ve Flamenko tipi elbiselere bayıldım!  

ELLE: Cass Bird tarafından çekimler yapıldı. Onunla önceden de birçok defa çalışmıştınız. Onunla ilgili en çok neyi seviyorsun?

A.D: Kocaman bir kalbi var, çok akıllı ve çok iyi bir espiri anlayışı var. Soru sormaktan hiç çekinmiyor ve bu çok hoşuma gidiyor. 

ELLE: Kampanya Şubat ayında çekildi. Sonrasında da karantina günleri başladı. Bu günlerini tam olarak nasıl geçirdin?

A.D: Başından beri partnerimle aynı evde kalıyoruz. Birlikte bahçe ile ilgileniyoruz ve değişik derneklerde gönüllü olarak çalışıyoruz. Ayrıca yelkencilik lisansımı alma şansım oldu ve umuyorum ki deniz yolculuğu yapacağız yakında!

ELLE:  Pandemi ve karantina süresi boyunca en çok özlediğin şeyler hangileri?

A.D: Ailem tabii. Bir de yemek pişirmek zorunda olmamayı.

ELLE: Bu pandemi süresi sana neler öğretti? Bundan sonra hayatında neler değişecek?

A.D: Sanırım hepimiz sistemsel eşitsizlere karşı savaşmamız gerektiğini öğrendik. Bu pandemi bize toplumumuzun ne kadar çok eşitsizlikler ile dolu olduğunu gösterdi. Umuyorum ki bu hepimiz için bir uyanma çağrısı olur. Kendi ön yargılarımızı yıkmayı ve insanlara zarar vermemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor.  

ELLE: Birçok ünlü bu süreçte sosyal medyayı kullandı. Canlı instagram videoları aracılığı ile kendilerinden bahsettiler, yemek tarifleri paylaştılar ve zoom party’leri yaptılar. Sen neler yaptın? Sosyal medyanın en kötü ve en iyi tarafları bu süreçte sence neydi?

A.D: İlk başlarda sosyal medyadan uzaklaştım. Bir şeye gerçekten kendinizi adarsanız sosyal medyaya ayırdığınız vakit de azalıyor ve sanırım sağlıklı olan da bu. Aynı zamanda, insanlardan bazı konularda konuştuğum için teşekkür mesajları aldım. Bence bu tip platformları iyilik için kullanmamız gerekiyor. Ben de bu şekilde kullanmaya devam etmek istiyorum. Elbette, konuştuğunuz konular ile ilgili de aksiyon almak gerekiyor. Sadece vaaz vermek yeterli olmuyor.  

ELLE: Ekoloji konusunda oldukça aktifsin. Yeşil hareket için en önemli adım sence nedir?

A.D: Örneğin gönüllü olduğum bir ekolojik alanda genç somonlarda birçok bakteriye rastlandı. Bu somon yetişkinliğe erişemeyecek. Ve bu sebeple soyları tükenme tehdidi altında. Bunun sorumlusu da balık çiftlikleri ve insan elinin müdahale etmesi. İnanıyorum ki, sosyal eşitsizlikleri ele alırken çevre sorunlarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. İkisi birbiriyle bağlantılı. Ayana Johnson geçtiğimiz günlerde Washington Post’da bir makale yayınladı. Siyah, Latin ve yerli toplulukların ekolojik sorunlarla daha ilgili olduğunu öne koyuyor. Çünkü bu sorunlar onları daha direkt olarak etkiliyor. Doğayla iç içe kalmamız çok zorlaşıyor çünkü her şeyden önce büyümeye önem veriyoruz. Ama öncelikli ihtiyaçlarınız karşılanmadığı zaman doğayı önemsemek de zorlaşıyor. İçselleştirilmiş ve kurumsallaştırılmış ırkçılığa son vermek ekolojik sağlığa da önem vermemize izin verecektir.

ELLE: Çevreci tutumunuz ve moda endüstrisine olan bağınız ile nasıl örtüştürüyorsunuz? Sizce bugün moda sektörünün en büyük problemi nedir? Daha sağlıklı bir gezegen için moda sektöründe neyi değiştirmek gerekiyor?

A.D: Bence hızlı moda yani çabuk tüketim konseptinin derinden değişmesi gerekiyor. Bu soruya maalesef kısaca cevap vermek mümkün değil. Başlangıç olarak her markanın sürdürebilirlik direktörü pozisyonu açması gerekiyor. Firmaların doğal/yeşil gibi kelimeleri kolayca kullanamaması gerekiyor. Dünya artık bu pazarlama taktiklerinin gerçek yüzünü görebiliyor. Artık tüketimi artırmamız gereken noktayı çoktan geçtik. Tüketici pandemisi yaşıyoruz ve bu moda sektörünü de aştı. Moda şirketlerinin de bu kültürel döngüyü durdurması gerekiyor. Bunun için de kar oranlarında düşüşü kabul etmeleri gerekiyor ve gerçekten değişimi yaratmaları gerekiyor.

ELLE: Çalışmadığın zamanlarda moda ile ilişkin nasıl?

A.D: Birçok kıyafetim vintage.

ELLE: Mükemmel bir dolap için kuralların neler?

A.D: Anlamı olan kıyafetler seviyorum. Anneannemin verdiği t-shirt’ler, arkadaşımın ördüğü şapkalar ve güzel siyah bir pantolon.

ELLE: Acele bir şekilde gece gezmeye çıkacak olsan ne giyerdin?

A.D: Siyah pantolonumun içine soktuğum beyaz t-shirt’üm, yüzüklerim…

ELLE: Bir sonraki seyahatinde nereye gitmeyi isterdin?

A.D: Aslında olduğum yerde mutluyum ama yelkenle açılıp dalgaların arasında gezmeyi isterdim.

ELLE: Çok merak ettik! Instagramda geçtiğimiz günlerde annen ile olan eski resimlerini paylaştın. Doldurulmuş hayvanlar vardı. Bu fotoğrafların arkasındaki hikaye nedir?

A.D: Oradaki doldurulmuş hayvanlar ünlü bir Romanyalı yazarın kitabından karakterlerdi. Ben büyürken nedense doldurulmuş hayvanlar çok popülerdi. Bugünki mum müzeleri gibi. Angelina Jolie yerine hayvanlarla resim çektiriyorduk.



Etİketler