DERİN MERMERCİ : “SEVGİNİN MUCİZESİNİ BİZZAT YAŞADIM”

İçinden sevgi taşan bir kadın. Merhametli ve farkındalığı yüksek. Hayata karşı dik durmayı küçük yaşlarda öğrenmiş. Derin Mermerci, hikayesini en samimi şekilde ELLE okurlarıyla paylaşıyor.

Güneşli bir nisan gününde Sarıyer’deyiz. Kapak kızımız Derin Mermerci’yi kız kardeşi Tansa’nın evinde çekeceğiz. Sabahın erken saatlerinden itibaren hummalı bir çalışma var. Saç, makyaj, catering, ışık ve Derin’in taşıyacağı o muhteşem kıyafetler... İçeri Derin giriyor. “Her zaman ELLE’le çekim yapmak istiyordum” dediğinde heyecanını ve motivasyonunu gözlerinde görebiliyorsunuz. Kendisi bir model değil fakat gerçek modellerden ayırt edemeyeceğiniz bir profesyonelliğe sahip. Kadın figürünün çok güçlü olduğu aile yapısında, ona hayatta ilham ve güç verenlerin kız kardeşleri ve annesi olduğunu okuyorduk her röportajında. Şimdi bu güçlü “Voltran”a bir de ikiz kızları katıldı; Mila ve Lal. Kızlar, çekim bitmek üzereyken geldiklerinde Derin Mermerci’nin bir de anne versiyonunu gördük. O pozitif ve mutlu kadının içinden taşan sevgiye şahit olduk. Ailedeki her kadın birer ilham kaynağı. Tıpkı Derin’in kendisi gibi. Medyada ya da magazin dünyasında kimi zaman “snob” ya da “sosyetik” etiketlerinin yapıştırıldığı Derin Mermerci esasında çok cana yakın, nazik, olduğu gibi ve samimi biri. Adı gibi derin bir kadın.

ELLE: Kendinize bir retrospektif yapacak olursanız, hayatınızı nasıl özetler ve anlatırsınız?

DERİN MERMERCİ: “Teenage” yaşlarında özgür ruhlu, 20’li yaşlarında kuralları sorgulayan ve zorlayan Derin. 30’lar olgunlaşma, öncelikleri, tercihleri belirleme dönemi...

ELLE: Sizi yıllardır tanıyoruz. Ya da biz tanıdığımızı sanıyoruz. Mesela, nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

D.M.: Kişiliğini doğumla, anne ve babandan alıyorsun. Karakterinse çevrenle (arkadaşların, okul vs.) oluşuyor. En azından ben böyle olduğunu düşünüyorum. Ben inançları ve duruşu çok güçlü bir anne ve babanın kızıyım. Lider ruhlu doğdum ve onların kumaşının düzgünlüğü bana da geçti. Sevginin mucizesini bizzat yaşadım, şükürler olsun ki hala da yaşamaya devam ediyorum.

ELLE: Peki ama dostlarınızın ve ailenizin tanıdığı Derin nasıl bir kadın?

D.M.: İnsanın kendini anlatması zor. Artısıyla eksisiyle kendi gibi olan bir kadınım.

ELLE: Kadın figürünün çok güçlü olduğu bir aile yapınız var. Kız kardeşlerinizin ve annenizin sizin üzerinizde nasıl etkileri oldu?

D.M.: Bizim tüm gücümüz samimi ve doğal oluşumuzdan geliyor. Annemizin bizi çok inançlı yetiştirmesi, değer yargılarımızın çok küçük yaşlarda oluşması ve birbirimize olan bağlılığımız hayata karşı hep dik durmamızı sağladı.

“MUTLULUĞUMUN DAİM OLMASININ PEŞİNDEYİM”

ELLE: Hayatta neyin peşindesiniz? Bu yolda en çok nerelerde zorlanıyorsunuz?

D.M.: Mutluluğumun daim olmasının peşindeyim. Farkındalıkların arttıkça çevrendeki insanları daha iyi anlıyorsun. Empati yeteneğinin gelişmesi paralel olarak tahammülü de artırıyor. Bu noktaya geldikten sonra da su, yolunu buluyor.

ELLE: Egolarınız var mı?

D.M.: Tabii ki...

ELLE: Çok yorulduğunuz zaman spiritüel açıdan kendinizi rahatlatmak için bir şey yapıyor musunuz?

D.M.: Ben kendini çok dinleyen bir insanım. Yürürken, araba kullanırken, duş alırken, yani kendimle kaldığım her an benim için spiritüel bir yolculuk... Kendi ruh halim başta olmak üzere çevremdeki herkesi fazlasıyla anlıyor ve hissedebiliyorum.

ELLE: Popüler olmak hoşunuza gidiyor mu? Bu durumdan yorulduğunuzda nasıl başa çıkıyorsunuz? Kendinizi koruma kalkanlarınız var mı?

D.M.: Belirli bir çevrede tanınıyorum, evet. Artıları da var eksileri de. Tanınmaktan çok ne yaptığınız önemli bence. Şimdi bunun peşindeyim. Yeni iş de biraz bunun sonucu. Alakasız haberlerin, yalan yanlış yazıların canımı sıktığı oldu ama baş edemeyeceğim bir durum hiç yaşamadım. Korunma kalkanına gerek duymadım.

ELLE: Yeni iş dediğiniz bir platform yarattınız. Bir web sitesi açma fikri nasıl doğdu?

D.M.: Instagram hesabımdan yaptığım paylaşımlara gelen sorulardan kendimle ilgili birçok şeyin merak edildiğini gördüm. Elimden geldiğince herkese bir şekilde cevap veriyordum. Eşim Cem “Bunu neden daha profesyonel bir platforma taşımıyorsun?” dedi ve DM (derinmermerci.com) doğdu.

ELLE: Bu oluşumla nasıl bir fark yaratmayı düşünüyorsunuz?

D.M.: Fark yaratmak çok iddialı olabilir. Yola çıkış noktası bu değil. Ben DM vasıtasıyla, sevdiğim, ilgi duyduğum her şeyi paylaşmak istiyorum. Takip edenlerin aklına yeni şeyler gelsin, hayatın güzelliklerini, yaratıcılığı, estetiği beraber keşfedelim istiyorum.

“CESUR VE YARATICI OLMAK BENİM İÇİN ÖNEMLİ”

ELLE: Bugüne kadar her zaman Türkiye’nin en stil sahibi kadınlarından biri oldunuz. Siz stilinizi nasıl tanımlarsınız?

D.M.: “Cool”... Bunu sadece kılık kıyafet anlamında söylemiyorum.

ELLE: Stilinizin oluşumunu neler etkiledi? Size bu konuda ilham veren insanlar kimler?

D.M.: Stilin nasıl oluştuğunu tarif etmek çok zor. Cesur ve yaratıcı olmak benim için önemli. Bunu sadece moda olarak belirtmiyorum, hayatımın her alanında böyle olmak hoşuma gidiyor. Giyim stilimle ilgili bir yanıt vermem gerekirse tamamen gününe ve mood’uma göre giyinen biriyim. Yalın ve zarif olmayı tercih ediyorum. Yosun’un tarzını çok seviyorum, küçük yaşlarımda da onun gardırobunu kullanmışlığım çok olmuştur.

ELLE: Favori tasarımcılarınız kimler?

D.M.: En favorim Brunello Cucinelli. Bunun dışında dünyada Valentino, Jenny Packham, Stella McCartney, Raf Simons, Marchesa, Giambattista Valli. Türkiye’de Bora Aksu, Hakaan Yıldırım, Özgür Masur, Aslı Filinta.

ELLE: Yeni sezondan neler satın aldınız ya da alacaksınız?

D.M.: Ne alacağımı hiçbir zaman planlamıyorum. Mesela bu çekimde giyindiğim Tory Burch üst ve eteği çok beğendim, hiç aklımda yoktu ama şu an almayı düşünüyorum.

ELLE: Şehirler ve moda arasında bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz? Bu anlamda size en çok ilham veren yer neresi?

D.M.: Şehirlerin enerjisinin ve aura’sının kesinlikle orada yaşayan insanların estetik algısına etkisi olduğuna inanıyorum. Bu anlamda bana en çok hitap eden şehir New York.

ELLE: Evlilik hayatı size neler öğretti?

D.M.: Bu çok kişisel bir soru, yanıtınınsa başı da ucu da çok açık... Hiç böyle bir şey düşünmedim. Açıkçası evliliğe de bana ne öğretti diye bakmıyorum. Tek bildiğim karşılıklı özveri, sevgi, saygı ve dostluğun bir ilişkinin en temel ilkesi olması.

ELLE: İyi bir ilişki yürütmenin sırları neler?

D.M.: Bu sorunun cevabı benim için çok basit ve net: “mış” gibi davranmamak. Tabii ki bu durum beraberinde müthiş bir samimiyet ve olgunluk gerektiriyor. Geçmişte benim de “mış” gibi davrandığım olmuştur. Fakat hayat çok kıymetli, yaşadığımız her an çok kıymetli. Ben de vaktimi elimden geldiğince samimi olabildiğim ve bana karşı da öyle olduğunu hissettiğim insanlarla beraber geçiriyorum.

ELLE: Evlilik ve aşk dengesini nasıl koruyorsunuz?

D.M.: Birbirimizin alanlarına saygı duyarak.

 

ANNELİK ONU NASIL DEĞİŞTİRDİ?

ELLE: Anne olmak yeni bir Derin yarattı mı?

D.M.: Annemi daha iyi anlar oldum. Fiziksel olarak daha güçlüyüm. Daha organize yaşıyorum.

ELLE: Bu röportajı kızlarınız 30 yaşına geldiklerinde okuduklarında onlara ne söylemek istersiniz?

D.M.: Onlara söyleyeceğim her şeyi söylüyorum. Zaten onlar da bu satırları okuduklarında tipik annemiz konuşmuş derler.

ELLE: Kızlarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz?

D.M.: Kızlarımla geçirdiğim vakitle ilgili söyleyebileceğim en doğru şey, onlarla olduğum her anın benim için mucizelere tanıklık etmek anlamına geldiği. Onların hareketlerini, ifadelerini saatlerce hayranlıkla izliyorum. Kızlarımın birbirlerine olan düşkünlüğü, aralarında geliştirdikleri (ilkel dönemlerden kalma) lisan beni çok etkiliyor. Mila’nın sarılırken sırtımı ovması, Lal’in saçımı okşaması... Ben onları büyütürken aslında onlar da beni büyütüyor.

ELLE: Türkiye’de kadın olmak zor, onların ileride nasıl kadınlar olmasını istersiniz? Nasıl bir felsefeyle yetiştiriyorsunuz?

D.M.: Mecbur oldukları için değil, istedikleri, severek yapacakları bir işle meşgul olmalarını istiyorum. Çalışan, üreten, sevgi dolu, komplekssiz, mutlu insanlar olsunlar. Ben, anne ve babaların, çocuklarına ne kadar çok sevgi verirlerse, onların kendine güvenen sağlam kişilikleri oluşmasında o kadar önemli rol oynayacaklarına inanıyorum. Bizim de aramızdaki müthiş sevgi bence ileride güçlü kadınlar olmalarını sağlayacak.

ELLE: Hamilelik döneminde kaç kilo aldınız ve sonra eski formunuza kavuşmak için neler yaptınız?

D.M.: 16 kilo aldım. Hastaneden çıktığımda 13 kilosunu vermiştim. Dolayısıyla ekstra hiçbir şey yapmadım. Allah vergisi diyelim.

ELLE: İnsanlar zayıflığınızı anoreksiya olarak değerlendiriyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

D.M.: Moda ekibinizden Aslı, çekim günü giyinmeme yardımcı olurken, “Ben anlamıyorum, insanlar neden size böyle bir iftira atıyor, ben şu an karşımda çok fit ve sağlıklı bir vücut görüyorum” dediğinde ona verdiğim cevap şuydu: “Bilmiyorum ve anlamıyorum.”

ELLE: Şu anda nasıl bir beslenme düzeniniz var?

D.M.: Son 10 senedir olduğu gibi... Çok lezzetli ama sağlıklı, sağlıklı ama çok lezzetli yemekler yiyerek besleniyorum.

ELLE: Sporla aranız nasıl, neler yapıyorsunuz?

D.M.: Yıllarca yüzdüm ve yoga yaptım. Spor yapmak elbette insana kendini iyi hissettiriyor. Vakitsizlikten şikayet eden biri değilim ancak şu an günlük rutinimde spora vakit ayırabildiğimi pek söyleyemem. Evde hiç yerimde oturmamam ve bir yerden bir yere yürüyerek gitmek de benim için spor.

ELLE: Güzellik sizin için ne ifade ediyor?

D.M.: Çok şey ve hiçbir şey... Her şeyde olduğu gibi, güzelliğin de altını doldurabiliyorsan bir karşılığı var. Benim için akıl, fiziksel görünümü besliyor. Dolayısıyla konuştuğumda bana bir şey katan her insan benim için güzeldir.

ELLE: Kendinizi güzel buluyor musunuz?

D.M.: Kendini çok seven bir kadınım. Allah’ın bana nasip ettiği tüm güzellikler için de her gün şükrediyorum.

ELLE: Güzellik ve bakım rutinleriniz neler?

D.M.: Rutin olarak bir şey sayamam ama tabii ki bakımlı olmayı seviyorum. Kendini seven herkes gibi ben de vücuduma gereken saygıyı gösteriyorum.

ELLE: Hayatı özetleyen bir söz söyler misiniz?

D.M.: “Kader gayrete aşıktır.”

ELLE: En büyük korkunuz nedir?

D.M.: Umudumu kaybetmek...

ELLE: Bir ışınlanma cihazı olsa hangi döneme gitmek isterdiniz? Neden o dönemde yaşamayı tercih ederdiniz?

D.M.: Çok değil 15 sene öncesine gitmek isterdim. Bugünkü aklımla o günlerin kıymetini daha iyi bilirdim.

ELLE: Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?

D.M.: Sabahları 08.30’da kalkıyorum. Kahvemi içip kızlarımla vakit geçiriyorum. Sonrasında duşa girip işe gitmek üzere yola çıkıyorum. DM ekibiyle birlikte yoğun bir toplantı trafiğimiz oluyor ve günün nasıl geçtiğini bile anlamadan kızlarımı yatmadan görmek için eve koşuyorum. Eğer olur da uyuma vakitlerini kaçırdıysam, Cem’le dışarıda akşam yemeğimizi yiyip sohbet ediyoruz ya da ben arkadaşlarımla çıkıyorum.

“HAYAT BANA KABULLENMEYİ ÖĞRETTİ”

ELLE: Barınaklarda yaşayan sayısız hayvanın bakımını üstlenmiş durumdasınız. Bu durumu kendinize bir misyon olarak mı görüyorsunuz?

D.M.: Anaç ruhlu bir insanım. Çocuklarım olmadan önce de böyleydim. Küçüklüğümden bu yana, sahipsiz gördüğüm bütün sokak hayvanlarının annesiymişim gibi hissediyorum. Hiç unutmam, sekiz yaşındaydım ve Sivas’ta bir çiftliğin sahibi öldüğü için oradaki köpeklerin sahipsiz kaldığını duymuştum. Babamla beraber Sivas’a gidip oradaki iki köpeği İstanbul’a evimize getirmiştik. Barınaklara elimden geldiğince yardımcı olmayı bir misyon olarak değil, zaten yapılması gereken bir görev olarak görüyorum. Herkes kendi imkanları doğrultusunda hayvanlar için bir kap su koymak da olsa bir şey yapabilir.

ELLE: 10 yıl sonra nasıl bir kadın olmayı diliyorsunuz?

D.M.: Sağlıklı, huzurlu, mutlu ve başarılı.

ELLE: Şu aralar hayalini kurarken heyecanlandığınız bir şey var mı?

D.M.: Kızlarımın büyümesi ve onların gelişimlerini keyifle izlemek.

ELLE: Hayat size neler öğretti?

D.M.: Hayat bana ne getirirse getirsin kabullenmeyi ve önüme bakmayı öğretti. Ve halen de öğretmeye devam ediyor.

YAZI: SERLİ GAZER BOYACI

FOTOĞRAFLAR: TAMER YILMAZ

STYLING: MELİS AĞAZAT