DOĞANIN MUCİZELERİ SU, TUZ VE WINNIE HARLOW

Dünyanın her yerinde vitiligo hastalığının sözcüsü, birçok gencin motivasyon kaynağı. Müthiş özgüveni, oyuncu ruhu ve mükemmel kusurlarıyla Elle Temmuz sayısının da ilham perisi...

“Çocukken model olacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.

Ama işte, hayat” diyen Winnie Harlow bugün dünya moda sahnesinin en farklı, en tanınan, en kural bozan yüzlerinden biri.

Aynı zamanda bir aktivist.

Siz hiç Tuz Gölü’ne hiç gittiniz mi bilmiyorum ama bu satırların yazarı, az önce oradan döndü; dediklerine kulak vermenizde fayda var. Bugüne kadar görmediyseniz, temmuz ve ağustos ayları ziyaret için en uygun zaman. Fakat bir dünya yıldızıyla burada çekim yapmak isterseniz, iyi düşünün. Macera ruhlu, iptidai koşullara uyumlu, tuza banılmaya dayanıklı, sürprizlere hazırlıklı biri olduğundan emin olun.Bu gördüğünüz kareler Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin ertesi gününde, Ankara’ya yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Tuz Gölü’nde, önce 30 derecenin, sonra fırtınanın altında çekildi. Kapak yüzümüzse moda dünyasının en çok ilgi gören, en sıra dışı süper modeli Winnie Harlow’du. Los Angeles’tan Paris’teki Dior Homme defilesine, oradan bize gelmişti; bizden de Berlin’e gidecekti.


WINNIE’YLE NASIL BULUŞTUK?

Winnie Harlow, son dört yıldır moda sahnesinde parlıyor. Çocukluğundan beri onu birçok uca ve derin yolcuklara götüren, vitiligo adlı pigment yetersizliği hastalığına sahip. Siyahi tenindeki beyaz benekler ve çizgilerle, Avatar filminden çıkmış gibi görünen muhteşem bir fiziği ve büyüleyici bir görünümü var. Model bu özelliğiyle sadece bir imaj olarak kalmadı ve hastalığın sözcüsü haline geldi. Dünyanın her yerinde birçok gencin, vitiligo sebebiyle sosyal ve psikolojik olarak zorluk çeken pek çok ufaklığın süper kahramanı oldu. Modelliği kadar aktivistliğiyle parladı. Kusurlardan rahatlıkla konuşan doğal haliyle popülerleşti. Bir yandan Instagram’a Bella Hadid’li selfie’ler koyup Beyonce klibinde oynarken, bir yandan konuşmalara, programlara katıldı, yardımlara koştu...

 Gelelim bizimle buluşmasına... Dergiyi yenileme sürecinde manifestomuzu hazırlarken bazı anahtar kelimelerin üzerinde çok durduk. “Özgünlük”, “anlam”, “özgürlük”, “cesaret”, “hayalperestlik”... Bu kelimeler hem kapak yüzümüz olması için Winnie’yi aramamızın hem Tuz Gölü macerasına girişmemizin ateşleyicisiydi...  Winnie, sıra dışılığıyla modanın alışılagelen güzellik kurallarını yıkan model olarak anılıyor. Müthiş kusurları var (evet, yanlış yazmadım). Lekelerini bir sanatçı çizmiş gibi, vücut formu mitolojik bir karakter gibi. Bakışları cin gibi bir genç kadın. Cilvesi, tavrıyla da tam bir Beverly Hills insanı. Ona sorsanız tüm bu anlattıklarım, özellikle vitiligo, bütün hikayesinin kor noktası. Hem tüm trendlere yetişen (moda, influencer’lık, sonsuz R&B gustosu, gezginlik) hem kendi doğasına ve tabiata sonsuz saygı duyan 24 yaşındaki bu kadın bizim manifestomuzu yansıtmak için biçilmiş kaftandı. Onu seçim günü Ankara’ya davet etmekse, bizim ekibin dergi kapağı uğruna devreleri biraz yakmasıyla ilgiliydi sanırım. Ama geldi. Gece, seçim sonuçlarının ardından patlatılmaya başlanan havai fişeklerin altında otele girdi ve üç saat sonra Tuz Gölü’ne doğru yola çıktık. İki saatlik yolculuğun ardından Konya veAksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde, uçsuz bucaksız bir kristal çöldeydik. Göl, bundan sonraki Mad Max ve Burning Man için en ideal ortam diyebilirim. Koca bir bilinmezliğin ve sessizliğin tam ortasında olması prodüksiyonu oldukça zorlasa da Winnie Harlow şartlara ayak uydurdu. Hepimizinkinden hassas olan cildine hem dikkat etmeye çalıştı hem bilek hizasındaki sularda yuvarlanmaktan kendini alıkoyamadı. 19 yaşından beri Amerikalı ve Avrupalı prodüksiyonlara alışıktı, Anadolu prodüksiyonuyla da sayemizde tanıştı. Öğle yemeği molası verdiğimiz restoranda 30 derecenin altında ikram edilen gavurdağı salatası dışında birçok huyumuza, lezzetimize uyum sağladı.

TUZ GÖLÜ’NDE 12 SAAT

Winnie, fotoğrafçı istediği kareyi alana kadar pes etmeyen modellerden. Son iki yılki çılgın kariyer yükselişi bunu değiştirmemiş. Nasıl keşfedildiğini, nasıl yükseldiğini anlatırken en çok bahsettiği isim Nick Knight ve onun çektiği Diesel kampanyası. “O olmasaydı devam edemezdim, hatta bugün model olmazdım” diyor. America’s Next Top Model’den ve birkaç kampanyadan sonra zaten artık ünlü bir modele dönüşüyor. TED konuşmaları, klipler, Bella Hadid’le selfie’ler onun rutini oluyor. İnanılmaz bir R&B düşkünü, çekim boyunca DJ’liği kendi yaptı. Yeni Beyonce & Jay-Z albümünü ezberlemiş bile. Lip sync’i çekim boyunca devam etti. En sevdiği şehir Barcelona. Şehirde inanılmaz bir Desigual hakimiyeti olduğu için her yerde o var. “Bisiklete binerken her yerde kendimi görüyorum, insanlar da tabii beni görüp sürekli şok oluyor, çok eğleniyorum” diyor. İçinde bulunduğumuz doğadan büyülendiğimiz, bir o kadar da yorulduğumuz bu çekimin sonunda bir de fırtınaya yakalandık. O da gölün bize torpili oldu. Uçsuz bucaksız bir buz pateni pisti düşünün. Zemin kristallerle dolu gibi parlıyor, her yerde şimşek çakıyor, tüm bunlar olurken sadece siz varsınız. Yağmur altında suya yatmış poz veren dünyanın en eksantrik kadını. Bu sayı Winnie, de, Tuz Gölü de bizi kutsadı sanki...

YAZI: Zeynep Üner FOTOĞRAFLAR: Emre Güven STYLING: Oğuz Erel

ELLE Temmuz  2018/07



.