ELLE EKİM SAYISINDA YASEMİN ÖZİLHAN VAR!

Yasemin Özilhan bize mutluluğun resmini çizerken, fırça darbeleleriyle modadan stile, evlilikten anneliğe dokunuyor. Sohbetimize siz de katılın..

Başarılı oyunculuğuyla bir dönem hafızalarımıza kazınan Yasemin Özilhan, şimdilerde stiliyle harmanlayıp Ipekyol için hazırladığı 35 parçalık özel koleksiyonun heyecanını yaşıyor.

Sayfalara baktıkça koleksiyonun ikon parçalarını keşfedecek, Özilhan’ın sade ve yalın tarzıyla benzeşen yaşamından kesitler okuyacaksınız.

ELLE: Oyunculuğu bırakmanızda eşinizin rolü olduğu konuşuldu. Neden veda ettiniz mesleğinize?Y.Ö.: Tanıştıktan bir buçuk yıl sonra oyunculuğa veda ettim, evet. Biri bana “bırak” dediği için bırakmadım. Olaylar o şekilde gelişti. “Doktorlar” dizisi bittikten sonra Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’ne başladım. Her gün okula gidiyordum ve o tempoyla zaten oyunculuk yapamazdım. Arada tabii ki teklifler geldi ama okuduğumu söyledim. Sonra evlendim ve İzzet’e “Ben işi nasıl bıraktım?” dedim. Yani aslında olayların kendi seyrinde ilerlediğini söylemek istiyorum. Eşim her zaman “Başarılı olduğun işi sonuna kadar hakkını vererek yap” der. Ipekyol projesinde de beni başından sonuna kadar destekledi.ELLE: Mutlu evliliğin sırrı var mı? Siz nasıl bir çiftsiniz? Y.Ö.: Kesinlikle saygı. Biz 10 yıldır telefonu hiç birbirimize küs olarak kapatmadık. Bir gün bile küs kalmadık. İzzet, samimiyeti, mütevazılığı ve saygılı olmasıyla kalbimi fethetti. İki tarafın da kendine güveni olması lazım.ELLE: Siz nasıl bir kadınsınız? Y.Ö.: Çok duygusalım. Ama eğlenceli ve neşeli bir yanım da var. Bana “afacan” bile diyorlar. Yemek hazırlamayı çok severim. İzzet’e yaprak sarma pişirmekten çok zevk alırdım ama her seferinde yaprağı sert ya da çok tuzlu gibi bahaneler bulurdu. Boş zamanlarımda temizlik de yaparım. Masanın tozundan başlayıp tüm evi temizlerim. Olduğum gibi, doğal bir kadınım.ELLE: Annelik sizi nasıl bir kadına dönüştürdü? Y.Ö.: Duygularımı daha da harekete geçirdi. Kızlarımla aramdaki bağ, onlar büyüdükçe daha da kuvvetleniyor. Tüm hayatım onların etrafında dönüyor artık. Evdeki küçük mutlu ışıltılar gibiler... “Anneciğim” diyerek sarılıp öpmeleri bana büyük bir enerji veriyor ve yaşama sevincimi artırıyor. Diğer yandan annelik, empati duygumu da geliştirdi; annemi daha iyi anlayabiliyorum artık.Röportajın tamamı ELLE Ekim sayısında...