JANE FONDA’NIN İLHAM VEREN ALTIN KÜRE KONUŞMASI

"Lider olalım. Tamam mı?"

Jane Fonda, yıllardır Hollywood’un vazgeçilmez ikonlarından biri ve görünen o ki Altın Küre Ödülleri de hala bizim gibi düşünüyor. 2021 Altın Küre Ödülleri'nde ilham veren kariyeri ile Cecil B. DeMille Ödülünü kazanan Jane Fonda, beklenmedik bir şekilde spot ışıklarını daha önemli bir konuya çekti. Ödül konuşmasında kendi başarılarına odaklanmak yerine film sektöründeki eksikliklerin altını çizen Fonda, her zaman olduğu gibi bir kez daha kendisine neden hayran olduğumuzu hatırlattı. 


Geçtiğimiz aylarda açıklanan raporları direkt olarak belirtmese de Hollywood Foreign Press Association kurumunda siyahi üyelerin olmadığını belirten Fonda, etkileyici konuşmasında, olması gerekenleri ve olmayanları söyledi. Aşağıda Jane Fonda’nın konuşmasının tamamını okuyabilirsiniz…


“Bu ödülü aldığım için çok etkilendim. Teşekkür ederim. Biliyorsunuz, biz hikaye anlatan bir topluluğuz, değil mi? Böyle karışık krizlerde ve bu tip zamanlarda, hikaye anlatımı her zaman gerekli olmuştur. Hikayelerin kalbimizi ve aklımızı değiştirmek gibi bir gücü var. Hikayeler birbirimizi farklı bir ışıkta görmeye yardımcı olabiliyor, empati kurabiliyoruz ve tüm farklılıklarımıza rağmen hepimizin ilk olarak insan olduğunu görüyoruz. 

Uzun hayatımda çok fazla çeşitlilik gördüm ve bazı zamanlar ise tanıştığım insanları anlamak için zorlandım. Ama kaçınılmaz olarak, eğer kalbim açıksa ve yüzeyin altına bakarsam, yakınlık hissediyorum. İşte bu yüzden, tüm büyük algılama öncüleri — Buddha, Muhammed, İsa, Lao Tzu — hepsi bizimle hikayeler, şiir ve metaforlar üzerinden konuştular. Çünkü sanat olan doğrusal olmayan, serebral olmayan formlar farklı bir frekansta konuşur. Bizi sarsacak ve savunmamıza nüfuz edebilecek yeni bir enerji üretirler, böylece görmekten ve duymaktan korktuğumuz şeyleri görebilir ve duyabiliriz.

Sadece bu yıl bile, ‘Nomadland’ aramızdaki gezginlere sevgi hissetmeme yardımcı oldu ve ‘Minari,’ göçmenlerin yeni bir ülkede yaşamın gerçekleriyle uğraşan deneyimlerini anlamamı sağladı ve ‘Judas and the Black Messiah,’ ‘Small Axe,’ ‘U.S. vs. Billie Holiday,’ ‘Ma Rainey’ ve ‘One Night in Miami’ ve diğerleri, siyah olmanın ne anlama geldiğine dair empatimi derinleştirdi. ‘Ramy’ bana Müslüman bir Amerikalı olmanın ne demek olduğunu anlattı. ‘I May Destroy You’ cinsel şiddeti yepyeni bir şekilde düşünmeyi öğretti. ‘All In’ belgeseli ise bize demokrasimizin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı ve onu korumak adına savaşmamız için ilham verdi. Ve ‘And A Life On Our Planet’ bize küçük mavi gezegenimizin ne kadar kırılgan olduğunu gösterse de bize onu ve kendimizi kurtarmak için motivasyon oldu. 

Hikayeler, onlar gerçekten insanları değiştirebilir. Ama bu sektörde kendimiz hakkında görmeye ve duymaya korktuğumuz bir hikaye var. Hangi seslere saygı duyduğumuz ve yücelttiğimiz ve hangilerini ayarladığımız hakkında bir hikaye. Masada kime koltuk teklif edildiğine ve kimin kararların alındığı odaların dışında tutulduğuna dair bir hikaye. Öyleyse, kimin işe alınacağına ve neyin yapılacağına ve kimin ödül kazanacağına karar veren tüm gruplar da dahil olmak üzere hepimiz bu çadırı genişletmek için çaba sarf edelim ki herkes ayağa kalksın ve herkesin hikayesinin görülme ve duyulma şansı olsun. 

Demek istediğim, bunu yapmak basitçe neyin doğru olduğunu kabul etmek demektir. Geçmişte yürüyen ve savaşan herkes ve bugün meşaleyi eline alan herkes yüzünden ortaya çıkan çeşitliliğe ayak uydurmak. Sonuçta, sanat her zaman tarihle aynı adımda olmadı, aynı zamanda yolu aydınlattı. Lider olalım. Tamam mı? Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.”