RIO: BÜYÜLENDİĞİM BİR ŞEHİR

Eda Gürkaynak, geçtiğimiz Mart sonu gittiği Rio seyahatindeki izlenimlerini ELLE için kaleme aldı.

Sürdürülebilir bir gelecek için, aşırı üretim ve tüketime alternatif, döngüsel bir moda hareketi hedefleyen ‘Original Seconds’ markasının ikinci nesil kurucusu ve yöneticisi Eda Gürkaynak, geçtiğimiz Mart sonu gittiği Rio seyahatindeki izlenimlerini ELLE için kaleme aldı.

Kurtarıcı İsa Heykeli
Corcovado dağı üzerinde bulunan 710 metre büyüklüğündeki yapımı 1931 yılında tamamlanmış, Brezilya’nın Portekiz’den bağımsızlığını ilan etmesini taçlandırmak için yapılmış İsa heykeli. Dağın tepesine çıktığınızda heykelin yanında kendinizi çok küçük hissediyorsunuz ve büyüleniyorsunuz.

Brezilyalılar şartlar ne olursa olsun, hayattan keyif almasını bilen, her fırsatta canlı müzik çalan, dans eden, top oynayan, özgür ve mutlu bir topluluk. Çok salaş ve ekonomik olarak çok gelişmiş bir ülke olmasa da, insanların yaşama sevinci takdire şayan. Öncelikle şehirin doğası çok büyüleyici. Kendinizi sürekli olarak botanik bir bahçenin içinde gibi hissediyorsunuz. Tropikal ormanlar, yüksek dağlar, kocaman yapraklı kocaman ağaçlar ve yanında kocaman bir okyanus… Binaların arasında yürürken yolda bir anda kocaman bir dağ veya ağaç karşınıza çıkıp yolu kapayabiliyor. Tatil boyunca bütün uyarılara rağmen kendimi hiç tehlikeli bir yerde gibi hissetmedim. Şehirde ara ara bazı bölgelerde gecekondu olarak adlandırabileceğimiz Favela’lar var. Bu bölgeler tehlikeli ve orada yaşayanlar dışında hiç kimse gitmiyor. Ancak Türkiye’deki gecekondulardan farkı, bu bölgelerin tamamen kendi güvenlik güçleri ve yönetim şekilleri var. Oralara girmediğiniz sürece bence güvendesiniz. 

 ŞEHRİ BÖLGELERE AYIRACAK OLURSAK…


Copacabana ve Ipanema 

Bölgenin en büyük oteli, Copacabana Sarayı gerçekten büyüleyici. Bir sabah kahvaltıya gidilebilir. Akşam yemeği için sevdiğim restoran Le Pule oldu. New York’taki küçük, sempatik ve orjinal restoranlar gibi. Özellikle barında oturmak çok keyifliydi. Çıkışında da Bip Bip adında geleneksel Brezilya canlı müziği çalan, çok eski bir bar var. Beni zaman yolculuğunda gibi hissettirdi ve çok keyif aldım. Ipanema’da Pazar günleri kurulan ‘hippie market’ da kaçırmamanızı öneririm. Leblon Rio’nun en zengin bölgelerinden biri. Öğlen Rua Dias Ferreira’da bulunan bütün restoranlar çok canlı ve yanyana güzel dükkanlar da mevcut. New York’un Soho’su diyebiliriz. Bu bölgede kaldığımız bir otelden çok etkilendim.

BatoFago

Burası ise özellikle gençlerin takıldığı, alternatif, New York’un Williamsburg’u olarak adlandırabileceğimiz bir bölge. Chanchada her daim dolu olan, enerjisi yüksek, lokal yemekleri olan bir restoran. Arkasından Calma adında çok cool bir bara gitmenizi ve kokteyllerini tatmanızı öneririm. Gündüz ise bu bölgede birçok yeni tasarımcının dükkanını gezebilirsiniz. 

Calma barın içi bembeyaz bir mağara. Sürekli canlı ve DJ performansları oluyor. 
Kokteylleri çok lezzetli.

Santa Terasa

Burası şehrin yüksek dağlarından birinin tepesindeki çok tatlı bir köy. Butik dükkanlar, vintage mağazaları, kahve dükkanları, barlar ve lokal yemek yerleri var. Explorer Bar ve Bar do Gomez’de içki almanızı, Bar de Minero’da lokal bir öğlen/akşam yemeği yemenizi ve Mo Café’de bir kahve içip, içerisindeki vintage dükkanı gezmenizi öneririm.

Her gittiğim şehirde vintage ve ikinci el adresler bulurum. 

Sao Conrado

Brezilya’nın en güzel plajı. Herkesin top oynadığı, surf ve yamaç paraşütü yaptığı bir sahil. Yanyana birçok büfe var ve insanlar kumda kendi şemsiye ve sandalyeleriyle oturuyor. Ben en çok Soga büfesini sevdim çünkü burada akşamüstü canlı müzik performansları oluyor.

Merkez 

Eğer tam anlamıyla bir Brezilya gecesi yaşamak isterseniz Bar Dellas’a uğrayın. Sokaklara kadar taşan bir kalabalık, deli gibi dans ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji! Eğer şanslıysanız hemen karşısındaki parkta canlı müzik de yakalayabilirsiniz. Davul, saksafon, flüt çalanlar... Herkes aynı anda ritm tutar mı? Tutar!

Şehrin merkezi, bitmek bilmeyen bir enerjiye sahip. 

Şehrin merkezinde bir tiyatro kulübü var. Eğer şanslıysanız bir performans yakalayabilirsiniz. Altta ise 1960’tan beri açık Bip Bip barında geleneksel Brezilya müziklerini canlı dinleyebilirsiniz. 

JANEIRO Hotel

Giden herkese samimi olarak Janeiro Hotel’de kalmasını öneriyorum. En kötü ihtimalle içki veya yemek için ziyaret etmeniz şart. Bu oteli önce en beğendiğim çiftlerden biri Vincent Cassel ve Tina Kunakey sayesinde keşfettim. Rio ziyaretlerinde hep bu oteli tercih ediyorlar. Kendine has, kültürü yansıtan, gösterişsiz ama lüks bir butik otel. Tam benlik! 


Girdiğin an kendi yarattıkları bir koku kokan, güleryüzlü çalışanların olduğu, sürdürülebilirliği ilke edinmiş, misafirleri sanki belirli kriterlere göre seçilmiş, odaya iğne iplik koyacak kadar misafir deneyimine önem veren bir otel. Sahibi Oskar Metsavaht ile tanışma fırsatımız oldu. Kendisi fizikçiyken, moda tasarımcılığına başlamış, kendi markası Osklen’i kurmuş, 20 küsür senedir sürdürülebilir moda ile ilgileniyor ve bunun üzerine bir enstitü kurmuş. Mağazayı da ziyaret etmenizi öneririm. 2018’de de bu oteli New York’tan yeni dönen kızından yardım alarak açmış. İçerideki çoğu fotoğrafı da hobi olarak kendisi çekmiş. 

Kendi sözleriyle; binanın mevcut modernist yapısına karşılık içerisinde yarattığı doğal bir dünya var. Olabilecek en az ve en doğal malzeme kullanımıyla uyumlu bir zıtlık yaratılmış. Rio şehri de aynı şekilde binalar ve tropik ormanların zıt uyumu içerisinde: “Unpretentious but still luxury”... janeirohotel.rio

ELLE Türkiye Temmuz-Ağustos sayısından alınmıştır.