Derleyen: Ece Dila Görügen
Bahçesinde geçmişin hikayeleriyle bugünün modern sanatını buluşturan, zamanın biraz yavaş aktığı o gizli köşedeyiz. İçeri girdiğimiz an, şöminenin sıcaklığı ve duvarlardaki sanat eserleri hemen dikkatimizi çekiyor. Arbor İstanbul Hotel’de ışığın mimariyle kurduğu o sinematografik ilişki görülmeye değer doğrusu. Günbatımında cephesine vuran altın ışıklar, İstanbul siluetini resmen bir film sahnesine dönüştürmüş. Burada her köşe bir fotoğraf karesi ve her kare bir dergi kapağı gibi. Arbor, bizi şehirden koparmadan tüm o tatlı yorgunluğumuzu unutturmayı çok iyi biliyor.
Arbor İstanbul
Gastronomik Bir Koreografi: Arbor Ristorante
Otelin kalbi ise kesinlikle restoranı. Panoramik manzaraya açılan dev cam cepheler ve şık masa düzeniyle burası bir akşam yemeğinden çok daha fazlası; bir deneyim koreografisi. Şefin italyan mutfağına getirdiği çağdaş yorumlar ve özenli eşleşmeleri her tabağı resmen bir sanat eserine dönüştürüyor. Terasta başlayan o sofistike atmosfer, şehir ışıklarıyla birleşince bambaşka bir boyuta evriliyor.
Arbor İstanbul
Rafine ve Sakin
Tüm bu görsel şölen, odaların kapısından içeri girdiğiniz an yerini derin bir dinginliğe bırakıyor. Bilinçli seçilmiş her dokunuş, o abartısız lüks hissini iliklerimize kadar hissettiriyor. “Sadece bir gece konaklamak” değil de, şehrin üzerinde kendimize ait bir nefes alanı yaratmak gibi... Özellikle bu rafine ve sakin tavrını çok sevdik.
Arbor İstanbul