EVLERİNİN KAPILARINI BİZİM İÇİN AÇANLAR

Instagram’da konser verenler, yemek pişirenler ve yoga yapanlar… Durumun ciddiyetinin farkında mıyız, yoksa sadece eğlenmeye mi çalışıyoruz? Durumun ciddiyetinin farkındayken eğlenmek doğru mu?

Yazı: Aykun Taşdöner


Odamın camından gördüğüm ağaç, yediğim tostun tabakta bıraktığı kırıntılar, kütüphanemdeki kitaplar, yaptığım video görüşmelerin ekran görüntüleri… Liste böyle anlamsız sahnelerin fotoğraflarıyla akıp gidiyor. Sosyal medyaya karşı olan bağımlılığımız son günlerde daha da arttı. Ben daha çok fotoğraflar üzerine odaklandım, ama Instagram’ın canlı video özelliğini kullanmaya başlayanlarda bir anda patlama yaşandı. Herkes kendi içeriğini oluşturmak konusunda kolları sıvadı. Ben gereksiz ‘geyik yapanlar’dandım. Ancak sosyal medyayı, özellikle Instagram’ı çok daha verimli kullanmaya başlayanlar da oldu. Dünya genelinde sokağa çıkma yasaklarının başlaması ilk başta müzeleri harekete geçirdi. Kimi koleksiyonlarını açtı, kimi koridorlarının arasında gezintiye çıkardı bizi, kimi de rehber eşliğinde müzeleri sanal ortamda gezmemizi sağladı. Ardından ücretli içerik sunan web siteleri üç aylığına ödeme sistemlerini askıya aldıklarını duyurdu.

VE ÜNLÜLER İNTERNETİ KEŞFETTİ

Greta Thunberg her cuma yaptığı gibi herkesi yine harekete geçirdi, ancak bu kez Instagram’da. Julianne Moore tencerelerini yıkadı, Naomi Watts çorba pişirirken soğanının olmadığını fark ederek komşusunun kapısını çaldı, Florence Pugh ise “Ailemden uzaktayım, bu sırada ben de vakit geçirmek için evde kalan sebzelerle yemek yapacağım” dedi. Ünlüler, onlar da bizim gibi insanlar. Tek bir farkla. Twitter’da herkesin dalgasını geçtiği gibi, birçokları bahçeli ve havuzlu malikanelerinde, bazıları bodrum katındaki atari ve sinema salonuyla kendini karantinaya alırken biz de şehrin ortasındaki üç oda bir salon evlerde sıkışmıştık. Adeta “Parasite”, ama gerçeği. İster istemez birkaç ay önce sosyal medyada dönen muhabbet gene aklıma geldi. “Netflix ve Spotify olduğu sürece biz evde takılırız.” Peki ama gerçekten kalabilir miydik? İstemediğimiz bir sosyal deneyin tam ortasında kaldık.

Twitter’a bağlanıyorum önce. Her gün artan vaka sayısı ve yükselen ölüm oranı. Devlet başkanlarının yaptığı açıklamalar. Gerçek buradaydı. Hemen ardından Instagram’a geri geçiyordum. Jelibonlar yere yığılmış bir Adele konserinin ortasındalar, (kabul etmem gerekirse inanılmaz akıllıca bir fikirdi bu), Naomi 90’larda yürümüş olduğu podyumlardan bir kesit koymuş altında şu yazıyor: “Yatak odamdan buzdolabına giderken ben.”

Ve Gal Gadot. “İtalya’da komşuların balkonlardan ‘Imagine’ söylediklerini duydum”. Sonra mı? Sonrası şöyle Kristen Wiig, Sia, Natalie Portman’ın da aralarında olduğu yıldızlar görmüş olduğunuz en kötü adaptasyonla “Imagine”ı söylemeye başladılar. Eğlenceli içerik aradığım bir anda kabul edeyim ben de videoyu ilk çok tatlı buldum. Hemen ardından aslında ne kadar gerçek bağlamdan kopuk ya da duyarsız olabileceğini düşündüm. Video Twitter’da dağılmaya başladığında paylaşımlardan birine eşlik eden 280 karakterde şöyle yazıyordu: “Koronavirüsün Güney Kore’de yayılmaya başladığı anda ülkenin ünlüleri bağış yapmaya başladı, Hollywood ünlüleri ise ağlak bir videoyla insanların gözünü boyamaya çalışıyor.” Aslında adları üzerinde “entertainer” halkı eğlendiren kimseler. Her şeyi illa ciddiye almaya gerek var mıydı? Sanırım insanlık tarihinin virüsten önce, virüsten sonra olarak ikiye ayrılacağı düşünülen bir dönemden geçerken düşüncesiz komikliklere yer yok. New York Times olayın üzerine, “Saflıkları en büyük günahı işlemelerine yol açtı” şeklinde bir makale yayınladı, Vice ise test yaptırmak konusunda en ayrıcalıklı Hollywood seçkinlerinin bağış yapmak yerine utanç verici bir video kaydettiklerini söyledi.

#EVDEKAL

Neyse, 16 Mart akşamı herkes Chris Martin’in konserini konuşuyordu. Sinemalardan, alışverişten, konser ya da sergilerden uzak kalmaya başladığımız ve bir şekilde bunların çözümlerinin olmasına rağmen en temel ihtiyacımızdan sevdiğimiz insanlarla bir araya gelmekten mahrum kalmıştık. Bir şekilde bir arada olma, diğer insanlarla etkileşim kurma çabasındaydık. Dolayısıyla ihtiyacımız olan tek şey biraz moral, biraz da eğlenceydi. İşte dünya çapında, bir anda Coldplay’in solisti Martin bir akım başlattı ve telefonun karşısına geçerek konser vermeye başladı. Altında da #togetherathome diyerek Dünya Sağlık Örgütü’nün hep beraber evde kalma çağrısını yinelemiş oldu. Martin bu olayı sadece kendi lehinde kullanabilirdi. Ancak o akşam bir zincir başlattı ve John Legend’ı etiketledi. Bir sonraki akşam piyanonun üzerinde bir şişe şarabıyla Chrissy Teigen, çocukları Luna ve Miles bize gülümsüyordu. Bir saat süren canlı yayında Legend hem kendi şarkılarını hem de “Baby Shark” gibi kendi çocuklarının da favorilerini söylemeye başladı. Bu sırada Ariana Grande, Twitter’a geçti ve Whitney Houston’ın parçalarını cover’ladı. Keith Urban evinin garajında mikrofonun başındayken Nicole Kidman da bir bar taburesi üzerinden eşlik ediyordu ona. İnsanların ölümlerine engel mi oldular? Hayır! Bizi gerçeklikten koparıp mutlu ettiler mi? Evet! Yatağında yarı çıplak aramıza katılan Robbie Williams, stüdyodan seslenen Christine and the Queens ve İzlanda’dan sevgilerle Olafur Arnalds. Liste uzayıp gidiyor. Aramızda evde tek başına kalmayan şanslılar da var. Camilla Cabello ve Shawn Mendes tıpkı “Senorita”da olduğu gibi ikili olarak geçtiler canlı yayına. Ellen DeGeneres bu sırada şovunu, evinin salonuna, daha spesifik bir lokasyon verecek olursak gri kanepesinin üzerine taşıdı. Justin Timberlake’i aradı, sonra da yakın arkadaşı Jennifer Aniston’ı. Hepimiz akıl sağlığımızı korumak için değişik yollara başvururken Miley Cyrus da meslek değiştirdi ve her sabah talk show yapmaya başladı. Cyrus’un konukları arasında Hailey Bieber da vardı. Bunlar duyarsız adımlar mıydı? Kesinlikle hayır.

Aslında bütün dünya harekete geçti, Tiflis’in efsanevi kulüplerinden Bassiani’nin de DJ’lerinden olan Hector Oaks, 20 Mart Cuma akşamı setini evinden Facebook üzerinden yayınladı. Türkiye’den de Yalın, Instagram’ın başına geçenler arasındaydı. Sadece bir kez değil iki kez üstelik ve bir canlı yayında ona Sıla da eşlik etti. Rock grubu Pinhani’nin solisti de gitarını eline alanlardandı. Red Bull, #evdekal etiketiyle festivali Instagram’a getirdi. Jam Sessions da benzer bir yol seçti ve Fırat Akarsel, Simge Pınar ve Birkan Nasuhoğlu’nun performanslarını ev ortamında sundu. İtalya’da da influencer olmanın kitabını yazan en popüler “insta couple” Chiarra Ferragni ve Fedez evlerinin kapılarını bizim için açtılar ve her gün bir İtalyan ustayı (online) ağırladılar. Bu sırada hoparlörü balkondan dışarı vererek gerçekten canlı bir konser vermelerini sağladılar. Andrea Bocelli de evdeki konuklardan biri oldu. Portekiz devleti ise insanların umutsuzluğa sürüklenmemeleri ve pozitif bakış açısından uzak kalmamaları için bütün müzisyenlere çağrıda bulunarak Eu Fico Em Casa, yani Evde Kalıyorum festivali düzenledi. 20 - 22 Mart tarihlerinde akşamüstü 17.00’den gece yarısına kadar her yarım saatte bir 78 müzisyen canlı performanslarını evlerinden icra ettiler.

Tüm bunlar sadece biz mutlu olalım diye düzenlenmedi aslında. Hayatın evde de devam edebileceğini göstermek, insanları evde kalmaya teşvik etmek için de planlandı.

MATLAR HAZIR MI?

Tarih tekerrürden ibaret. Bir jenerasyon Jane Fonda’nın aerobik videolarıyla televizyon başında renkli taytlarıyla vücutlarını forma sokarken bir jenerasyon da Instagram’ın başında yoga yaptı, fitness hocalarının yardımıyla antrenmanları evine taşıdı. Derek Blasberg beş litrelik suları dambıl olarak kullanırken Alexis Gulliver yoga derslerine, Sweaters Community ve Urban Riders da hocaların evden yaptığı antrenmanları canlı yayında takipçilerle paylaştı.

SANAT DÜNYASI NE YAPIYORDU?

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden İlke Kodal bale derslerine devam etti. Gökçe Gürçay Facebook üzerinden çocuklara perküsyon dersi verdi. Piyanist Gülsin Onay ise Twitter’da canlı yayındaydı. Türkiye’den performans sanatçılarını bir platformda toplayan Performİstanbul ise sanatçılarını Instagram’da canlı performansa davet etti. Umarım Lou Doillon şiir okurken Instagram’ın başındaydınız.

Sağlıklı pancake tariflerinden çorbalara, yumurta kırma taktiklerinden muzlu pastalara… Elbette yemek bir sanattır diyenler de bize seslenmek için platformun başına geçmişlerdi. Gözlerimiz şimdi Gwyneth Paltrow’da! Goop kanalıyla bakalım nasıl zinde kalmamızı önerecek. Mikrofon sende Gwyneth.

SEVGİ KARIN DOYURUR MU?

Güldük eğlendik. 90’larda gazetelerin verdiği televizyon eklerinde nasıl ki programları takibe çıkıyorduk, bugünlerde de Instagram’da “Bu akşam kim canlı yayına geçiyor” diye eşe dosta soruyoruz. Yeni jenerasyon müzisyenlerin birçoğu hayatlarımıza MySpace ya da YouTube sayesinde dahil oldular, dolayısıyla onlar bu formatı ve evlerindeki ufak bir kameradan takipçilerine seslenmesini iyi biliyorlar. Evde kalma durumu ne ölçüde uzar o bilinmez. Sürenin geniş zamanlara sarkması durumunda sistem kendi içinde belki farklı bir ücretlendirme politikası da getirebilir. VR yardımıyla düzenlenen spor müsabakalarını, streaming servislerinden izlediğimiz filmleri düşününce geleceğin konser modellerinin temelleri de bugünden atılıyor olabilir.

İşin özü bugünlerde biraz eğlenmeye ihtiyacımız var. Ve müzisyenlerden oyunculara herkes el ele vererek en iyi bildikleri şeyi onları sevenleri eğlendirmek için sunuyor ve dünya turuna sosyal medya üzerinden çıkıyorlar. Bir sosyal mesaj verdikleri de kesin. Unutmayın bir zamanlar benzer etkinlikler Live Aid başlıkları altında dünya metropollerinin büyük parklarında düzenleniyordu. Bu kez bu yardımlar evden yapılmak durumunda. Bize de attıkları bu cesur adımı takdir etmek düşüyor. Yalın’ın da dediği gibi: “Mutluluk bulaşıcıdır.”


OPTİMİST RUHLAR

Akımın öncüsü Chris Martin oldu. Canlı kaydı yaklaşık 5 milyon kişi takip etti. John Legend’ın ailesiyle birlikte düzenlediği konseri izleyenler arasında ise 4 milyonu aşkın kişi vardı. Bunca insanın bir şehrin meydanını ya da stadyumu doldurduğunu düşünsenize. Birbirimizden ayrı düşsek de farklı bir açıdan birleştiriyordu evde kalanları. Bu arada peki hasta olanlar? Britney Spears ve Karolina Kurkova gibi isimler de hastane ve yardım kuruluşlarına destek olduklarını açıkladılar.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.